İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı töhmet altında

0
132
İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı töhmet altında
İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı töhmet altında

Ahmet Davutoğlu, “Rüşvetçi gazeteci, Ankara’da bir “klik”ten bahsediyor; Hem İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı töhmet altında”.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Tekirdağ’ın Çorlu ve Çerkezköy ilçelerinde partililerle bir araya gelip ziyaretlerde bulundu.

Programına Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İzzet Volkan’ı makamında ziyaret ederek başlayan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, daha sonra partililerle bir araya geldi. İlçe Başkanı Çağrı Farımaz ve partililer tarafından karşılanan Davutoğlu, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Ahmet Davutoğlu haftalık basın açıklamasını yapmak üzere konuşmasına şu şekilde davam etti;

“Ülkemizin nasıl bir kâbusun içinden geçtiğini tarih bir gün elbette yazacak. Ama o tarih yazılmadan evvel yapacaklarımız, söyleyeceklerimiz var. Ülkenin makus talihini değiştirmek için üstlenmemiz gereken sorumluluklar var. Gelin şimdi sizinle biraz bu meseleler üzerine hasbihal edelim. Gelin, nasıl bir türbülansın içinden geçtiğimizi birlikte muhasebe edelim.”

Ülke haftalardır, arkası yarın kıvamında bir dizi ifşaata tanık oluyor. Hatırlarsanız Susurluk’ta devlet içi kirli odakların cerahatleri ortalığa saçılıp; Aysbergin görünen yüzü bir parça kendini gösterdiğinde; Ülke darbelerin, ekonomik çöküşün, sosyal parçalanmanın kucağına itilmişti. Bugünse 15 Temmuz sonrası organize edilen güç ilişkilerine, İçine girilen ortaklıklara ve rant kavgalarına şahit oluyoruz.

  • Kuvvetler ayrılığının tarumar edildiği,
  • Şeffaflığın ve denetimin tamamen ortada kalktığı,
  • Yetkilerin sınırsız, ama sorumluluğun olmadığı,

Hukuk devleti demeye bin şahit gerekecek bir yapıyla yönetiliyor ülke.  Aldığı yüksek maaşlar sorulduğunda, “kişilik haklarının zedelendiğini” öne süren İletişim Başkanı’na, “Kişisel verilere ulaşma yetkisi” veren bir akılla yönetiliyor ülke. Bizler; Kamu Özel İşbirliği projelerine ait bilgiler, 128 milyar doların buharlaştırılmasına ilişkin işlemler, Yok devlet sırrı yok şirket sırrı denilerek vatandaştan saklanamaz diyoruz, Gelin şu ticari sır ve devlet sırrı kavramlarının kapsamını yeniden belirleyelim diyoruz,

Bunlar bırakın vatandaşla bilgi paylaşmayı, Tam tersine vatandaşın kişisel bilgilerine ulaşmak için özel çaba içine giriyorlar.

Düne kadar bu iktidar tarafından sırtı sıvazlanan bir suç örgütü liderinin kullandığı jargon bile, Ülkenin fotoğrafını net bir biçimde gösteriyor bizlere aslında.

Malum suç örgütü lideri; Rant ilişkilerine aşina olduğu için, Pastanın; gazetecisi, siyasetçisi, bürokrasisiyle kimler tarafından paylaşılmaya çalışıldığını; Ülkede hukukun ve adaletin olmadığını iyi bildiği için, Haziruna mafya raconuyla hitap ediyor; “bari buna uyun” diye o racona uymaya davet ediyor. Öküzün ölüp ortaklığın bozulduğunu haykırıyor. Biletinin kimler tarafından ve nasıl kesildiğini iyi bildiği için, Tüm günah galerilerini bir bir ortalığa döküyor.

Bir Twit’i bile Milli Güvenlik sorunu sayan bu iktidar, Far görmüş tavşan misali kuyruğunu kıstırıp kulağının üzerine yatıyor. Herkes sus pus. Arsız bir sessizlik hâkim adeta. Konuşmaya kalkan da pisliği; oraya-buraya, geçmişe-geleceğe bulaştırmakla meşgul.

İşte İçişleri Bakanının teatral programlarını bütün ülke olarak izledik. Sorulara cevap vermenin haricinde her şeyi yaptı Sn. Bakan. Ona buna çamur ve iftira atmaya devam ederken, Bir anda yukarıdan emri aldı ve o da başını kumun altına soktu. Bir anda susuverdi.

Bir tarafta paralel yapılanmalar, diğer tarafta bunların birbirleriyle mücadeleleri. Gazeteciler deseniz kurşun asker. Dünün gazetecileri, suçlulara kaçacak yer aratırken, Bugün mafya konuşuyor, gazeteciler sırra kadem basıyor. Aynı mafyalar, “gazeteci benden rüşvet istedi” diye şikayetçi oluyor. Ama bu şikâyeti paylaştığı diğer gazeteci, “Rüşveti kimler istemiş” diye sormuyor, soramıyor! Dönen çarka bir bakar mısınız? Basın etiği falan hak getire; Görevini şu zor şartlarda namusuyla yapan tüm basın mensuplarını tenzih ediyorum, Ancak bu baskı ikliminde ortada bağımsız konuşabilen bir basın neredeyse kalmamış. Bu iktidar medyayı siyasetçiye, bürokrasiye aracılık müessesesi haline getirmiş.

Dile kolay, 10 milyon euro’dan bahsediyoruz, Ama ne duyan var ne harekete geçen. Rüşvetçi gazeteci, Ankara’da bir “klik”ten bahsediyor; Hem İçişleri Bakanlığı hem Adalet Bakanlığı töhmet altında,

  • Ama her ikisi de suskun.
  • Savcılar deseniz farksız.

Hukuktaki “re’sen harekete geçme” mekanizması iflas etmiş durumda! Kimileriyle ilgili altın varaklı otelde bedava tatil yaptıkları iddiaları var. “Yargı töhmet altında kalmasın, HSK bu işi soruştursun” diyorsunuz; “Mafya ağzıyla konuşmasana!” diye cevap veriyorlar. Güler misiniz ağlar mısınız? Yahu mafyanın kendisi bile illallah etmiş olan bitenden, Mafya şu kurulan kirli çarkı; halka ve gazetecilere şikâyet eder hale gelmiş. Nasıl bir tezgah kurduysanız… Mafya resmen “bizi çok kirli zannetmeyin, Vallahi eli en az kirli olan bizleriz!” diyecek kıvama gelmiş.

Ahmet Davutoğlu, "Rüşvetçi gazeteci, Ankara’da bir “klik”ten bahsediyor; Hem İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı töhmet altında".
Ahmet Davutoğlu, “Rüşvetçi gazeteci, Ankara’da bir “klik”ten bahsediyor; Hem İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı töhmet altında”.

Suç ve günah, birbirlerini teslim almanın, şantajın, rüşvetin kaynağı olmuş. Adamlar, bu siyasi musilajda boğulmamak için ses ve görüntü kayıtları almışlar. Mafyatik salyalar devleti zehirlemiş, ama devlet kolunu kıpırdatmaktan aciz. Adı Paramount ama izlediğimiz bir Hollywood filmi değil; Bu ülkenin makus talihi. Otelde kalmayan nerdeyse yok! İdare Mahkemesi Başkanı mı dersin, sözde iktidar yanlısı gazeteciler mi dersin yoksa Savunma Sanayi Başkanı mı dersin?

Otele tankla çökmüş, Bütün işi savunma sanayi olan adamın otelinde, Senin ne işin var? Pandemiden korunmuşsun ama siyasi musilajın, mafyatik salyaların içine dalmışsın! Bir devlet adamı “arkadaş davet etti” diyerek böyle bir hediyeyi nasıl kabul eder? Bir devlet adamı gecesi 50 bin – 100 bin lira olan bir otelde nasıl kalır?

Aysbergin görünen yüzü bile, çok şey anlattı bizlere. O derece musilaj, zehirli atık sardı ki heryeri. Marina’ya çökenleri unuttuk bile. “Acaba şimdi kim koruyor o Marina’yı Mafyadan?” Yıllarca devletin verdiği maaşlarla görevde bulunmuş birisinin, Nasıl elde edildiği bilinmeyen serveti sorgulanmazken, Oğlunun siyasi kariyerine de hiçbir halel gelmedi. Nasıl elde ettikleri muamma olan benzin istasyonları soruşturma konusu olacak mı mesela? Hiç zannetmiyoruz! Tıpkı diğerleri gibi bu da kamufle edilecek, kapatılacak ve unutulacak.

Birilerinin çıkıp bu millete, Dünün darbecilerinin, vesayetçilerinin, mafyalarının bugün neden yeniden baş tacı edildiğini izah etmesi gerekmiyor mu? Eğer bu Meclis, bu milletin makus talihini kırmak için tarihi bir görev ifa etmek istiyorsa, Bu suç dosyalarının neden kapatıldığını araştırmak zorundadır. Malum cinayet ve tecavüz iddialarını soruşturmak zorundadır. Tıpkı, Silivri Emniyet Müdürü’nün hangi baskılar sonucu intihar etmek zorunda kaldığını araştırmak zorunda olduğu gibi.

Tıpkı, eski Başbakanın oğluyla ilgili iddialara cevap verirken ileri sürdüğü savların neden doğru çıkmadığını soruşturmak zorunda olduğu gibi. Elinde çantayla, Venezuela’ya test kiti ve maske götürdüğünü söyleyenlerin, bu milletin aklıyla alay etmekte olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

Şu memleketin düştüğü hale bakın değerli arkadaşlar. Bir de çıkıp “elinde bilgi ve belge olan varsa bizimle paylaşsın” diye milletle dalga geçiyorlar. Tıpkı soru önergelerini, soruşturma taleplerini mecliste reddettikleri gibi, Bugün ortalığa saçılanlar, sanki hukukun konusu değilmiş gibi, Top çevirmeye, zaman geçirmeye, ademe mahkûm etmeye gayret ediyorlar.

Millet, İçişleri Bakanı’ndan; mafyadan 10 bin dolar maaş alan vekilin adını açıklamasını beklerken, Sn.Bakan çıkıp kendi üstlerini, geçmişte güvenlik konularında çalışmış olan seleflerini tehdit ediyor. “Hepiniz oradaydınız” demeye getiriyor.

Kendi ağzıyla ifşa ettiği, açıklayacağım dediği bir çürümeyi, Resmen unutturmaya çalışıyor. “10 numara !!” bir skandalla karşı karşıyayız değerli arkadaşlar. İçişleri Bakanı “ismini vermediği” bir vekilin, Mafyadan aylık 10 bin dolar maaş aldığını açıklıyor.

Kayıp gazeteci, kaçak bir kaçakçıdan yine “ismini vermediği” bir devletlü için 10 milyon euro istiyor. Cumhurbaşkanı bu skandalların yaşandığı ülkede işlerin yolunda olduğunu, Hatta çok değil sadece 18 ay sonra dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına gireceğini iddia ediyor. 10 değil bir tek Ak Partili isim çıkıp, bu rezalete dur demiyor. 10 değil bir tek savcı çıkıp, bu suçları soruşturmuyor.

Bütün bunlar olurken, Aziz Milletimiz; Neden ülkenin Cumhurbaşkanı’nın sus pus olduğunu, Neden İçişleri Bakanı’nın hakkında onca soru ve iddia varken o makamda oturabildiğini; Neden Adalet Bakanı’nın lal kesildiğini merak ediyor!

Haklarında onca iddialar ortaya atılan adamlar yerlerini korurken, Kara para aklayanları yurt dışına kaçıran bir şebekenin olup olmadığını; O adamın İçişleri Bakanlığı’na çağrılıp çağrılmadığını, Çanta çanta paralar alan siyasetçilerin kimler olduğunu, Klik savaşlarının bütün bir medyayı sarıp sarmadığını merak ediyor milletimiz!

İçişleri Bakanı’nın nasıl olup da Meclis Başkanı ‘nın sorularını cevapsız bırakabildiğini; Bir kabile devleti olup olmadığımızı, Sırtını kabilesine dayayanın, hukuktan azade kılınıp kılınmadığını merak ediyor!

Ortalıkta bir medya olup olmadığını, Gazetecilik mesleğinin youtube dışında yapılıp yapılamadığını merak ediyor! FETÖ Borsasında adları geçen gazetecilerin, geçtik meslek ahlakını, Bu gücü nereden aldıklarını soruyor milletimiz.

Millet ve o milletin bugününe ve geleceğine sahip çıkan bizler merak ediyoruz da, Adını bizlerin yeni duyduğu şu lüks otelde kalanların listesini, Bu devlet gerçekten merak etmiyor mu? Kara para aklamadan aranan bir adamın, İçişleri Bakanıyla görüşüp görüşmediğini,

Adama yurt dışına kaçması için hangi yargı mensuplarının, Hangi seçilmiş-atanmış bürokratların yardım ettiğini, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yargısı merak etmiyor mu?

Olayda adı geçen ve çıkıp “otelde kaldım ama 5000 bin doları cebimden verdim” diyen yargı mensubunun, Tedbirin kaldırılmasında rolü olup olmadığını merak etmiyor mu?   

Yargı mensuplarını ilgilendiren böylesi vahim iddialar karşısında, Adalet Bakanı ya da HSK neden hala harekete geçmiyor?

Varsa görevlerini kötüye kullananlar, yaptıkları yanlarına kar mı kalacak? Bu müsilajın kokusu bütün ülkeyi sardı da bir tek sizin burnunuza mı gelmiyor?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five − 3 =