48

98

99






 

 


Yeni Bir çağın Başlangıcında

Turgut Özal, 1980'li yıllarda dünyada esmeye başlayan değişim rüzgarlarının doğuracağı sonuçları herkesten önce görmüş ve sezmişti. Bu değişime Türkiye'nin ayak uydurabilmesi için, dışa açık ve rekabetçi sistemin esas alınması gerektiğine inanıyordu.

Türkiye, Batı'nın gelişmiş, sanayileşmiş ülkelerinin normlarında bir piyasa ekonomisine nasıl kavuşturulacaktı? Bu ekonomi rekabetçi olmalı, yani sadece ülke içinde ayakta kalabilmekten çıkarak dünya ekonomisiyle boy ölçüşebilmeliydi.

Bu düzeye gelebilmek için, özel sektörün pahalı maliyetlerle ürettiklerini iç pazarda satma alışkanlığından kurtarılarak, dışa açılmasının sağlanması gerekiyordu. Fakat bu o kadar kolay değildi. Koruma duvarları arkasına sığınmış, büyük teşviklerle desteklenmiş, ucuz negatif faizlere ve kur garantisine alışmış Türk sanayiini dışa açmak, rekabet gücü kazandırarak uluslararası alanda boy ölçüşebilecek bir sistemin iticisi haline getirmek Özal'ı en çok uğraştıran zorluklardan biri olacaktı. '

Özal'a göre başka çare yoktu. Bunlar mutlaka yapı1malıydı. Rekabetçi ekonominin bir dünya sistemi haline geleceğini ve sisteme aykırı davranan veya direnen ekonomilerin ergeç çökeceğini biliyordu. Gazeteci Osman Ulagay'ın dediği gibi, "Bir küreselleşmeye doğru gidileceğini sezmişti. Bu sezgiyle, Türkiye'yi de öyle bir dünyaya ayak uydurabilecek konuma ulaştırmaya çalıştı."

Özal, geleceğe yönelik isabetli görüşleri ve güçlü sezgileri



 

 

 Geri

İleri