48

82

83


Siyasette Yeni Ses, Yeni Soluk

Seçimler, 6 Kasım 1983 Pazar günü yapılacaktır.

Vetolar yüzünden aday listelerini güçlükle tamamlayan, bazı yerlerde yedek bulamadığı için eksik adayla seçime katılan Anavatan Partisi, Özal'ın belirlediği doğrultuda renkli ve coşkulu bir kampanya yürütür.

Özal'ın televizyonda yaptığı propaganda konuşmaları çarpıcı ve etkileyicidir. Sağ elinde tuttuğu kalemi ile, kendisini dinleyenlerin adeta gözünün içine bakarak konuşan Özal, Türk siyasetinde yeni bir ses, yeni bir soluk olarak belirmiştir. Halkın o güne kadar yabancısı olduğu konuları gündeme getirmekte, mantıklı ve gerçekçi sözleriyle, halkın özlemlerine cevap veren vaatleriyle, inandırıcı programıyla, siyaset sahnesinin yeni ve farklı yıldızı olmuştur. Tabuları yıkmaktan, statükoculuğa son vermekten, kabuk değiştirmekten ve yeni bir yapılanmadan söz etmektedir. Birçoklarının telaffuz etmekten bile çekindiği konulara o, cesaretle dokunmakta, halkına yeni ufuklar ve yeni hedefler göstermektedir.

1 Kasım 1983 günü yaptığı televizyon konuşmasında şöyle demektedir:

"6 Kasım 1983 Pazar günü Allah'ın izniyle sandık başına gideceğiz. Genel seçimler yapılacak. Milletçe aldığımız nice dersten ve üç yıllık bir aradan sonra memlekette yeniden siyasi hayat başlayacak.

Şimdi, böylesine önemli bir seçimin arifesinde elimizi şöyle bir şakağımıza koyup düşünelim. Ben derim ki, 6 Kasım seçimlerinden sonra siyasi hayatın başlamasıyla, yalnız siyaset yoluyla refaha erişilmeyecektir. O halde, 6 Kasım seçimleriyle, ekonomik sıkıntılarımıza tek çare, artık slogancı bir zihniyetin değil sağlam bir ekonomik zihniyetin iktidara getirilmesidir. Siyasi çekişme değil iktisadi gelişme peşinde koşacak bir partiyi sandıktan çıkarmaktır. Siyasi tercihilerde ekonomi yürümez. Siyasi tercihlerde refah yaygınlaşmaz, sosyal adalet gerçekleşmez. Sosyal adaletin gerçekleşmesinde de, refahın yaygınlaşmasında da tek yol, sağlam ekonomidir. Sağlam bir ekonomi, siyasi tercihlere göre değil, ekonomik gerçeklere göre oluşur. Çünkü olmayan zenginliği devlet yoluyla bile paylaşamazsınız.


 


İnsan hafızası Allah'tan kötü günleri unutmaya meyyaldir. Fakat siyasi kavganın Bir ülke ekonomisini nasıl çökerttiğini hiçbir zaman unutmayalım. Unutmayalım ki siyasi kavgadan vebadan kaçar gibi kaçalım ve ekonomik zihniyetin manasını artık kavramaya çalışalım. ANAP programını hazırlarken şu üç noktaya önem verdik. Ve inanıyoruz ki, bu üç nokta memlekette geniş bir vatandaş kitlesinin tasvibine mazhar olacaktır.

Bunlar nedir?

Bir tanesi, bizim milliyetçi-muhafazakar bir parti oluşumuzdur. Yani biz, eğitim ve kültür meselelerimizde örf ve adetlere, ananelere bağlılığımızı ifade etmişizdir. Milli ve manevi değerlere saygılıyızdır. Bunların yücelmesini isteyen partiyizdir. Onun için bize milliyetçi-muhafazakar bir parti denilebilir ve inanıyoruz ki Türkiye/de halkımızın yüzde 90'ı da bu kanaattedir.

İkinci görüşümüz, iktisadi görüşümüzdür. Biz memlekette iktisadi sistemin serbest rekabet düzeni olmasını ve vatandaşın teşebbüsünün desteklenmesini istiyoruz.

Üçüncü tarafımız, sosyal adaletçiliğimizdir. Biz bu memlekette vaktiyle sosyal adaletçi geçinen partiler gibi değiliz. Bizim sosyal adaletçiliğimiz hayalci değildir. Biz akılcı sosyal adaletçiyiz. Bu memleketin gerçeklerini biliyoruz. Sosyal meseleleri halletmenin yolunun iktisadi meseleleri halletmekten geçtiğini de biliyoruz. iktisadi gücü olmayan hiçbir memleket sosyal meselelerini halledememiştir."

İkinci Dünya Savaşı'nda, İngiltere'de Başbakanlığa getirilen ünlü devlet adamı Winston Churehill, ilk radyo konuşmasında İngiliz halkına, "Size kan ve gözyaşından başka birşey vaadedemiyorum" demişti.

Özal ise, halkına şöyle seslenir:

"Bize dediler ki, siz politika yapamazsınız, çok acı konuşuyorsunuz. Ama, dost .acı söyler misali, biz milletimize acı da olsa her zaman gerçeği söylemeyi görev bildik. Sadece tutabileceğimiz sözleri verdik”

Siyasete neden atıldığını, neden parti kurmaya karar verdiği sorularını şu şekilde cevaplandırır:

"1960'tan beri devlet gemisinin kaptan köşkünde pek çok



 

 Geri

İleri