48

76

77


 alalım ve partiyi biz kuralım" mesajım gönderecek, ondan, "Bizim partimiz hazır. Yedi arkadaşınızla birlikte siz bizim partimize gelin" cevabını alacaktır.

Özal için, olay bitmiştir.

Kendisini Demirel ile işbirliği yapmaya zorlayanların da bir diyecekleri kalmamıştır.

Ama bir de Ulusu faktörü vardır. Arkadaşları, Başbakan Ulusu ile de görüşmesini önerirler. Özal vakit yitirmeden Ulusu ile de görüşür ve düşüncelerini aktarır. Başbakan Ulusu, "Ben bu görevden affımı istedim. Parti kurma işini Turgut Sunalp' e verecekler" der.

Ulusu'nun parti kurmaması, Özal'ın daha da işine gelir.

Büyük Ankara Oteli'ndeki dairesinde temaslarım sürdüren Özal'ın yanında DPT eski müsteşarı Yıldırım Aktürk ile eski danışmam Adnan Kahveci vardır. Bu ikili o günlerde Özal'ı hiç yalnız bırakmaz.

Otele bürokratlar, eski politikacılar, işadamları, üniversite öğretim üyeleri gelip gitmektedirler. Gazeteciler lobide karargah kurmuş, Özal'ın kimlerle görüştüğünü saptamaya çalışmaktadırlar .

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı eski müsteşarı Mehmet Gölhan da Özal'ı ziyaret edenler arasındadır. Özal, bu eski arkadaşım sever ve takdir eder. Ona kuracağı partinin başkan yardımcılığını önerir. Gölhan, özür diler. Eski Adalet Partililer de parti kurma çalışması içindedir ve onların arasında yer alacaktır.

Ahirette Hesap Sorarlar

Parti kurma çalışmalarım sürdürmek üzere, İstanbul'da Şişli'deki Halaskargazi Caddesi'nde Sadıklar Apartmanı'nın altıncı katı kiralanır. Özal ve ekibi burada karargah kurarlar.

Özal, Evren'den ve Konsey üyelerinden güvence almış olmasına rağmen, seçime sokulacağından pek emin değildir. Askerlerin isteğiyle, emekli orgeneral Turgut Sunalp sağda bir parti kurmaya soyunmuş, solda ise İsmet Paşa'nın eski özel kalem müdürü Necdet Calp, parti kurma çalışmalarına başla



 


mıştır. 12 Eylül'cüler, ABD'de olduğu gibi iki partili sistemden yanadırlar. Onlara göre, biri sağda diğeri solda olmak üzere iki parti yeterlidir.

Askerlerin bu niyetini bilen Özal, veto barajını aşıp aşamayacağını, partisinin seçime sokulup sokulmayacağını düşünürken, bir yandan da, Batı'nın kendisini iyi tanımasını ve 12 Eylül döneminde başbakan yardımcılığı yapmış olmasını önemli bir avantaj gibi görmektedir. Hatta o günlerde kendisini ziyarete gelen İstanbul Esnaf Dernekleri eski başkanı Hüsnü Çınar'a, "Dışarıda itibarım var. Veto ederlerse onların durumu sarsılır" der. Çınar'a ayrıca şunları söyler:

"Evren, bize destek olunuz dedi. Ben farklı bir dünya görüşüm olduğunu söyleyerek reddettim. Evren' e parti kurmamı istemiyorsanız kurmam diye üç defa tekrarladım. Üç soruma da cevap alamadım. "

Çınar, gülerek, "Koskoca Devlet Başkanı size, bizi destekleyin diyor. Siz reddediyorsunuz. Tabii ki sorunuza karşılık alamazsınız" cevabını verir.

Ama Özal kararlıdır. Bir kere yola çıkmıştır. Durmayı veya dönüş yapmayı asla düşünmez :

"Bana böyle bir hizmet imkanı doğdu. Partiyi tek başıma kuramazsam ahirette hesap sorarlar."

Yine o günlerde gazeteci Nazlı-Kemal Ilıcak çifti, İstanbul'daki evlerinde Özal'a bir yemek verirler. Yemekte Nazlı Ilıcak, Sunalp'ın arkasında hem Evren'in hem de Demirel'in olduğunu, bu iki destek karşısında kendisinin bir başarı sağlayamayacağını söyler. Özal'ın cevabı şu olur:

"Ben öbür dünyaya inanır ve bu dünyanın bir geçiş yeri olduğunu düşünürüm. Öbür dünyada bugün yaptıklarının hesabı sorulur. ilim sahibinden ilmini, para sahibinden paranı doğru yolda kullandın mı diye sual edilir. Bize de, sana hizmet imkanı verdik, bu imkanı iyi değerlendirdin mi diye sorulur. Ben en iyi hizmeti daha serbest kalarak verebileceğim düşüncesindeyim. Çalışsam Ulusu'yla çalışırdım. Sunalp'le hiç çalışmam, parti kurmaktan vazgeçmem."

 

(1) Nazlı Ilıcak, "Yeni Demokrasinin Perde Arkası", Tercüman Gazetesi, 4 Ekim 1985

 



 

 Geri

İleri