48

74

75


6 Şubat 1983'de Türkiye'ye döner. İstanbul Yeşilköy Havaalanı'nda karşılayanlar arasında İstanbul Ticaret Odası Başkanı Nuh Kuşçulu, DPT'den Yıldırım Aktürk ve Mustafa Taşar, her zaman Özal'ın yanında bulunan Akgün Albayrak, SOYTAŞ Genel Müdürü Kazım Oksay, işadamları Asım Kocabıyık, Eymen Topbaş, Salih Kola, Mehmet Bilge ve Ozal'ın İstanbul'daki komşusu Hulusi Çetinoğlu da vardır.

Özal, havaalanında gazetecilerle yaptığı sohbette, "Hizmet edici şartlar olursa siyasi hayatta varım" der.

8 Şubat'ta ise şu açıklamayı yapacaktır:

"Bundan böyle yeniden bürokrat olmam, müsteşarlık yapmam mümkün değil. Kendi programımı uygulayabilirsem parti kuracağım. Ancak ikinci, üçüncü adam olarak belirli işler yapmam mümkün olmadığı için, kendi programımı kendim yapacağım. "
Özal, kaderin çizdiği yolda, siyaset sahnesine doğru yol almaya başlamıştır.

Evren'den Alınan Güvence

Özal'ın Evren'le görüştüğü tarihten sonra köprülerin altından çok su akmış, sağda ve solda parti kurma teşebbüsleri başlamıştır. Parti kurmaya çalışanlar arasında Başbakan Bülent Ulusu da vardır.

Ulusu'ya parti kurma görevinin Milli Güvenlik Konseyi tarafından verildiği söylenmektedir. Başka partilere kuruluş izni verilmeyeceği, verilse bile seçimi kazandıkları taktirde iktidarın teslim edilmeyeceği söylentileri dolaşmaktadır.

Bu söylentilerin yaygınlaşması üzerine, arkadaşları Özal'a "Ankara'ya giderek Devlet Başkanı Evren ve Konsey üyeleri ile bir kez daha görüşmesi ve kesin güvence alması gerektiğini" söylerler.

Amerika'dan döndükten sonra, İstanbul'da eski müsteşar yardımcısı Kazıl!1. Oksay'ın yaptığı temaslar ve toplantılar hakkında bilgi alan Özal, Mehmet Keçeciler'den Ankara'da DPT'de çalışan Mustafa Taşar'ı telefonla aramasını ister. Taşar, Özal adına Evren'den ve Konsey üyelerinden randevu alacaktır.



 


Özal, Ankara'ya gider ve Büyük Ankara Oteli'nde kendisine ayrılan daireye yerleşir. Temaslarını burada yapacaktır

Devlet Başkanı Evren'den alınan randevuya gitmek üzere, Özal ile Taşar, Büyük Ankara Oteli'nden birlikte ayrılırlar. Taşar'ın arabasıyla Çankaya'ya çıkacaklardır. Ulusu'nun kuracağı partiye büyük önem verilmeye başlanması, Konsey üyelerinin tavrında bir değişiklik olduğunu mu göstermektedir?

Evren'le Özal Çankaya Köşkü'nde samimi bir şekilde tokalaşırlar. Cumhurbaşkanı, eski başbakan yardımcısını özlemiş gibidir. Karşılıklı hal hatır sorulmasından sonra Özal konuya girer:

-Benimle ilgili kararınızda bir değişiklik olup olmadığını öğrenmek için geldim. Evren, gülümser:

-Hayır, yok. Parti kurabilirsiniz. Ama Başbakan Ulusu da sağda bir parti kuruyor. Neden onunla çalışmıyorsunuz?

-Biz sağda denge unsuru oluruz. Vatandaş sağda bir alternatif ararsa biz ortaya çıkarız. Özal, sözlerinin burasında biraz bekler ve Evren'e sorar :

-Neden bir partiye destek veriyorsunuz? Desteklediğiniz parti kazanmazsa ne olacak?

Evren, cevap vermez.

Özal, kesin güvence almak için sabırsızdır:

-Partiyi kurduğumuz ve seçimi kazandığımız taktirde, iktidar olur muyuz?

-Tabii olursunuz. Seçimi kim kazanırsa iktidar onundur.

Özal, rahatlar. Parti kurması için artık hiçbir engel yoktur. Konsey üyeleriyle de görüşür. Onlar da başarı dilerler.

Ankara'da diğer arkadaşlarıyla da temaslar yapan Özal, ısrarlar karşısında, Süleyman Demirel ile diyalog yollan aramaya başlar. Planlama'dan arkadaşı Ekrem Ceyhun aracılığı ile Demirel'e görüşme isteğini iletir. O yıllarda siyasi yasaklı olan Demirel, bu konuyu Saadettin Bilgiç'le görüşmesini ister.

Özal, yine Ekrem Ceyhun aracılığı ile, "Birkaç arkadaşımızı alalım ve partimizi kuralım"


 

 Geri

İleri