48

72

73


o günler Özal için dinlenme değil, dinleme günleridir. Herkesi dinler. Halkın arasına girip nabız yoklar. Sonraki yıllarda, Side'deki günlerini şöyle anlatacaktır :

"Side' de geçirdiğimiz yaz tatilinde halkla çok temasım oldu. Side çok enteresan bir yer. Her zenginlikte, her gelir grubunda insan var orada. Çadırda oturanlardan, otobüsle gelip gezen öğretmenlerden, ufak memurlardan tutun da, daha büyük lüks otellerde kalanlara kadar. Her tabakadan insan geliyor oraya. Şöyle bir manzarayla karşılaştım Bütün bu vatandaşların bana söylediği 'ille bir parti kur, biz seni destekleyeceğiz' oldu. Yani, bizi bir nevi ittiler bu işe. Aradan bir süre geçtikten sonra, bu çizgiden artık çıkamayacağımı, ötesine geçemeyeceğimi hissettim. "

Özal, o güne kadar, siyasete girmeyi, parti kurmayı gerçekten hiç düşünmez. Hatta gazeteci Yavuz Donat'ın "siyasete girecek misiniz?" sorusuna Şubat 1992'de şu cevabı vermiştir :

"Siyaset yapabileceğimi pek sanmıyorum. Geçmişte böyle bir teşebbüsüm olmuştu. Sonuç alamamıştım. Şimdi kim çıkarıyor bu sözleri? Ben kimseye, siyaseti düşündüğümü söylemedim. Ama elin ağzı torba değil ki büzesin. Kimsenin go cunmasına gerek yok. Parti kurmayacağım."

Ama, açık kapı bırakmayı da ihmal etmez:

"Alnımıza ne yazıldığını bilemem. Takdiri ilahi. Kaderimizde ne varsa o olur." (1)

Başbakan Yardımcılığından istifa ettikten sonra, halkın ısrarla parti kurmasını istemesi üzerine, parti kurmama kararım değiştirmek zorunda kalacaktır.

O günlerde Manavgat Barajı'nın açılışını yapan Başbakan Bülent Ulusu, Side'ye geçerek Özal' ziyaret eder. Ulusu'nun kafasında, kuracağı partiye alacağı kişilerin başında Özal..vardır. O görüşmede parti kurma konusu konuşulmaz. Ama Özal, Ulusu'nun ziyaretinden sonra parti kurmaya artık kesinlikle karar vermiştir.

Acaba Ankara'da hava nasıldır?
 

(1) Milliyet Gazetesi, 18 Mayıs 1993


 

 


Özal'ın kafasını en çok bu soru kurcalar. Amerika'ya gidecek, oradaki siyasi propaganda metodlarını inceleyecek ve sağlık kontrolünden geçecektir. Önce Ankara'ya gitmeli, veda amacıyla Kenan Evren'i ziyaret etmeli ve Çankaya'nın nabzını yoklamalıdır. Askerler parti kurmasına acaba izin verecekler midir?

1982 'nin Kasım ayında Evren'den randevu alınır. Evren ve Özal, Çankaya Köşkü'nde karşılıklı oturup koyu bir sohbete dalarlar. Sohbetin konusu genelde ekonomidir. Özal, sözü dolaştırıp siyasi faaliyetlere ve partileşmeye getirir. Sonunda ziyaretinin asıl amacını açıklar :

-Ben de parti kurmak istiyorum.

Evren, açık ve samimidir:

-Çok parti kurulmasını istemiyoruz.

-Ben parti kurarsam, tavrınız ne olur?

-Sizin için yasak söz konusu değil.

Özal istediği cevabı almıştır.

Ankara'dan İstanbul'a geçer. Orada, arkadaşlarına, kentin merkezi yerinde geniş bir çalışma bürosu kiralanması, üç büyük kentte çekirdek kadrolar oluşturulması, propaganda faaliyetleri için ekip kurulması ve kendilerine destek verecek kişilerin belirlenmesi talimatını verir.

14 Aralık 1982'de Amerika'ya hareket eder. New York'tan önce Londra'da mola verecek ve Büyükelçi Rahmi Gümrükçüoğlu'nu ziyaret edecektir. Prof. Memduh Yaşa da ziyaret sırasında Gümrükçüoğlu'nun yanındadır.

Prof. Yaşa, Özal'a, "Sağda bir parti kurmaya karar verirken Demirel ile görüşüp görüşmediğini" sorar. Özal şu cevabı verir:

" Ben, parti kurmak için kimseden izin almam."

Özal, ABD'de seçim kampanyalarını iyi bilen kuruluşlarla bürokrat ve işadamı Türklerle görüşmeler yapar. O tarihte New York'ta olan oğlu Ahmet'i gördükten sonra Houston Methodist Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçer. Kalbindeki bazı sorunları dışında. sağlığı yerindedir.


 

 Geri

İleri