48

68

69


Bana göre enflasyonun yüzde 20-25 dolaylarına indirilmesidir. Bunu gerçekleştirdiğimiz taktirde yatırımlarda bir hızlanma, bir canlanma müşahade edilecektir. Enflasyon aynı zamanda haksız kazançlara, karaborsaya ve cemiyet içinde ikiliklere sebebiyet veren bir hadisedir. Onun için enflasyonla mücadeleyi esas hedef almışızdır. "

Özal'ın, bu konuşmasından bir yıl sonra, enflasyonun gerilemeye başladığı ortamda, gazeteci Osman Ulagay'a söyledikleri de şudur :

"Bence en önemlisi enflasyon hadisesinin önünü almaktır. Bunun için çeşitli şeyler söyleniyor ama bence dört temel tedbir var. Birincisi, para-kredi politikası çok önemli. Makro düzeyde enflasyona mani olacak moneter tedbirler almak lazım. ikincisi, bütçenin açık vermemesi veyahut bu açığın ekonominin kaldırabileceği seviyede olması gerekir. Bizim gibi memleketlerde bunun GSMH'nın yüzde 1'ini geçmemesi şart. Nitekim geçen sene altındaydı.

Üçüncüsü, ücretler-gelirler politikasına dikkat etmek lazım ki bunun içine taban fiyatları da dahildir. Bu pazarlığı mutlaka yapmak zorundayız. Ücret artışları, dar gelirli için de olsa, ekonomik gelişmeyle, prodüktivite artışlarıyla ve bunun gibi şeylerle mutlaka irtibatlandırılmalı. Yoksa öyle pazardaki gibi aldım-sattım, elini tut salla, ben bunu verdim sen bunu sattın deyip kavga gürültüyle bu işler olmaz. Dördüncü tedbir ise ki bu son gelir- Türk sanayiini ve ziraatını rekabete açmaktır."(1)

Turgut Özal, 1982 yılında İkinci İzmir İktisat Kongresi'nde Başbakan Yardımcısı olarak yaptığı konuşmada ise, ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin görüşlerini şöyle açıklar :

"Uyguladığımız ekonomik politikaların tutarlı ve gerçekçi olması kadar devamlı olmasında da zaruret vardır. Bir ekonomik yapıdaki en büyük sıkıntı, izlenen ekonomik politikadaki tarafsızlıktır. Geçirdiğimiz büyük ve acı tecrübeler, ekonomik politikalarımızda devamlılık özelliği olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu şartlar sağlandığı taktirde Allah'ın izniyle on yıl sonra bu şehirde yapılacak Üçüncü iktisat Kongresi'ne
 

(1) Cumhuriyet Gazetesi - 24 Mayıs 1982


 


iştirak edecek olanlar Türkiye'nin çok büyük mesafe aldığını ve önemli gelişmeler gösterdiğini müşahade edeceklerdir. Ekonomik hayatta devletin müdahaleci rolü yerine tanzim ve teşvik edici ve genel olarak muhtelif menfaatleri telif edici ve bu suretle verimi artırıcı rolü ağırlık kazanmalıdır.

Ekonominin tabii kanunları vardır. Bu kanunların dışına çıkarak nehri tersine akıtmaya çalışmayalım. Para, döviz ve emtia fiyatlarının serbestçe teşekkül edebildiği bir vasatta ekonomik sistemleri çökerten bu nevi hastalıklar görülmeyecektir. Ödemeler dengesi gelişme ve kalkınma yolundaki en önemli engelimiz ve darboğazdır. Üçüncü iktisat Kongresi'ne Türkiye'nin bu meseleyi kesin çözüme kavuşturmuş olarak gitmesi gerekmektedir.

Gençlerimizi düşman oyunlarına gelmeyecek kadar bilgili, sokakta hiçbir meselenin çözülemeyeceğini anlayacak kadar seviyeli, vatanın birlik ve bütünlüğünün önemini kavrayacak kadar kültürlü, örf ve adetlerimize saygılı, hepsinden önemlisi faydalıyı zararlıdan ayırdedecek kadar ölçülü, herkese karşı sevgi ve şefkat besleyen medeni insan olarak yetiştirmeliyiz.

Şehirlerimizi insanca yaşanabilen yerler haline getirmeliyiz. Köy ve şehir arasındaki hizmet standardı farkını asgariye indirmeli, bölgelerarası dengesizliği mutlaka gidermeliyiz.

Bütün bu sosyal problemlerin çözümü, konut açığını kapatmak ve herkese hiç değilse başını sokabileceği sıcak bir yuva sağlamakla mümkündür.

Sanayileşme, artan nüfusa yeni iş imkanı bulma, ihracat potansiyelimizi geliştirme ve Türkiye'yi güçlü ülkeler arasına sokmak noktasında gene önemli bir saha olmaya devam etmektedir.

Sanayileşmede tabii kaynak ve imkanlarımızı kullanan ve rekabet gücüne sahip sanayiler kurmaya önem vermeliyiz. "

Siyaset Sahnesine Doğru

Yetmiş yıl boyunca önemli hiçbir değişikliğe uğramamış ve adeta kalıplaşmış bir ekonominin birden bire kabuk değiştirmesi elbette kolay değildir.

Temmuz 1980'de faizlerin serbest bırakılması, banka mev-
 

 Geri

İleri