48

66

67


sonraki yıllarda yeniden azalma eğilimine girecektir.

- 1980'de uygulamaya konulan ekonomik istikrar programının önemli bir unsurunu teşkil eden para-kredi politikası ile enflasyonist bekleyişlerin ve talep fazlasının kontrol altına alınması, ekonomideki aşın likiditenin massedilmesi yoluyla fiyat artışlarının yavaşlatılması ve piyasa şartlarına göre işleyen daha sağlıklı bir ekonomik yapının oluşturulması amaçlanmıştır. 1980-1982 yıllarında alınan tedbirlerle kamu kesiminin reel finansman imkanları artmış, kamu gelirleri açıkları azalmış ve Merkez Bankası kaynaklarına daha az başvurulmuştur. Bu yôlla parasal genişleme tedricen yavaşlatılır.

- Fiyat artış hızının giderek yükseldiği 1980 öncesinde altın, gayrimenkul ve döviz stoklaması gibi spekülatif alanlar, düşük faiz oranları nedeniyle tasarruf sahipleri için daha cazip hale gelmiştir. 1980 yılından itibaren faiz oranlarının yükseltilmesi ve fiyat artış hızının düşürülmesi ile tasarrufçuya pozitif reel faiz verilmesi mümkün hale getirilir. Tasarrufçular, özellikle vadeli tasarruf mevduatı şeklinde ve artan oranda mali sisteme kanalize edilir. Bu uygulama bankacılık sisteminin yapısını, vadeli fonların ağırlığını artıncı yönde etkiler.

- Vadeli tasarrufa pozitif reel faiz verilmesi sonucunda geniş tanımlı para arzında önemli artışlar kaydedilir. Yeni faiz politikası, paranın dolaşım hızındaki artış trendini tersine çevirir ve 1980'den itibaren sözkonusu hızda önemli düşüşler meydana gelir. Bu gelişmede fiyat artışlarının yavaşlaması, enflasyonist bekleyişlerin kırılması ve Türk Lirası'ndan kaçışın durdurulmasının önemli rolü olacaktır.

- Emisyon artışı, istikrar programı uygulamasıyla birlikte 1980 yılından itibaren sınırlandırılmaya çalışılır ve 1981 yılında önemli ölçüde yavaşlatılır. Bu sonucun elde edilmesinde, vergi kanunlarıyla bir taraftan kamu gelirleri artırılırken, diğer taraftan harcamaların denetim altına alınması, KİT fiyat ve finansman politikalarındaki düzenlemelerin olumlu katkısıyla kamu açıklarının daraltılması etkili olmuştur.

- 24 Ocak kararları ile teşvik uygulamalarının basitleştirilmesi, bürokratik gecikmelerin azaltılması ve teşvik sisteminde bütünlüğün sağlanması için, yatırım ve ihracat teşviklerine ilişkin işlemlerin sonuçlandırılması yetkisi DPT'ye verilir. Öte yandan, yabancı sermaye girişiyle ilgili olarak daha önce Ma
 


liye, Ticaret, Sanayi Bakanlıklan ve DPT'ye verilmiş olan bütün görev ve yetkiler, bir tek elde toplanması amacıyla, DPT bünyesinde bulunan Yabancı Sermaye Başkanlığı'na devredilir.

- Kamunun ekonomik hayata müdahalesinin asgariye indirilmesi anlayışı çerçevesinde kamu proje paketi gözden geçirilerek, bazı projeler yatırım programından çıkarılır. İmalat sanayine yönelik yatırımlar daha geniş ölçüde özel sektöre bırakılırken, hem AET'ye girme sürecinin hem de dış dünya ile entegrasyon sürecinin hızlandırılması gereğine bağlı olarak devletin altyapı yatırımlarına yönelmesi öngörülür.

-1980 yılı ile birlikte vergi sisteminde köklü düzenlemeler yapılmaya başlanır. Sistemin basitleştirilmesi yanında gelişen ekonomik şartlara karşı esneklik kazanması amaçlanır. Dolaysız vergilerin ağırlıkta olduğu vergi gelirleri kompozisyonu, dolaylı vergiler lehine değiştirilir, dış ticaret rejimi çerçevesinde uygulanan miktar kısıtlamaları tedricen terkedilerek yerine ithalat vergisi ve fon kesintileri ikame edilir. Böylece kamu için ek vergi potansiyeli değerlendirilir.


Vergi gelirlerinin enflasyonun etkisiyle reel olarak erimesini önlemek amacıyla 1981'de bir yıl "Peşin Vergi Sistemi" uygulanır.

İkinci İktisat Kongresi

Başbakan Yardımcısı Turgut Özal, 13 Mayıs 1981 günü Odakule'de İstanbullu sanayicilere hitap ederken şunlarısöyler:

"Enflasyon hızının üzerinde çok büyük bir titizlikle duruyoruz. Buna mecburuz. inanıyorum ki enflasyonu olan, enflasyonu tekrar yükselen bir cemiyette hiçbir şey yapmak mümkün olmaz. Enflasyon bir cemiyette dar gelirliyi, ücretliyi perişan eder. Enflasyon tüccarımızın, esnafımızın döner sermayesini yok eder. Kazanıyorum zannedersiniz, bir bakarsınız raflar boşalmış, aynı malı tekrar yerine koyma imkanı yok. Enflasyon aynı zamanda yatırım arzusunu da ortadan kaldırır. Yatırımların tekrar canlanabilmesi için enflasyonun dayanılabilir bir düzeyde tutulması lazımdır. Bunun manası nedir?

 

(1) DPT, "1980'den 1990'a Makroekonomik Politikalar", s.57,58.59





 

 Geri

İleri