48

64

65


Genel Sekreteri Orgeneral Haydar Saltık tarafından çağrılır. Birlikte, müdahalenin lideri Genelkurmay Başkam Orgeneral Kenan Evren'in odasına giderler. Evren, müdahalenin nedenlerini anlatır 've 24 Ocak kararlarını devam ettirmek istediklerini söyler. Görüşmeyi, emir verir gibi ama nazikçe noktalar :

"Turgut Bey, bizimle çalışır mısınız? Bu teklifimizi düşünün."

Evren'in yanından ayrılıp Başbakanlık binasına dönen Özal, teklifi kabuI edip etmemek konusunda kararsızdır. Bir ihtilalin liderine" hayır" demek elbette kolay değildir.. Ama Özal, gerektiği taktirde bunu da yapabilecek kadar yürekli insandır.

Onun asıl merak ettiği, bir gün öncesine kadar Başbakanı İken Milli Güvenlik Konseyi tarafından Çanakkale'de gözetim altına alınan otuz yıllık arkadaşı Süleyman Demirel'in ne düşündüğüdür. Ayrıca, büyük emek vererek hazırladığı 24 Ocak kararlarının akıbetinden de ciddi şekilde endişe duymaktadır.

12 Eylül gecesi geç saatlerde evinden telefonla Hamzakoy'daki Demirel’e ulaşılır.. Karşılıklı hal hatır sorulduktan Sonra Özal, Genelkurmay’a çağırıldığını ve kendisine görev teklif edildiğini anlatır. Demirel'in ne düşündüğünü öğrenmek, görüşünü almak istemektedir.

Demirel'in cevabı olumludur.

“Devlet hepimizindir, Memleket hepimizindir, hizmetten kaçılmaz. Hizmetten kaçılmaz. Görevi hiç tereddüt e-den kabul et. Devletin işleri aksamasın. Elinden gelen yardımı yap. "

Özal, rahatlar 12 Eylül müdahalesinin lideri Orgeneral Kenan Evren, 13 Eylül günü, "Devlet Başkanı ve Milli Güvenlik Konseyi Başkanı" ilan edilmiştir.

Evren'in başkan1ığmda dört kuvvet komutanından oluşan Milli Güvenlik Konseyi, yasama görevi yapacaktır.

Peki, kurulacak hükümet sivillerden mi yoksa askerlerden mi oluşacaktır? Başbakan kim olacaktır?

Şimdi Özal'ın' kafasını kurcalayan sorular bunlardır.
 


Başbakanlık için önce Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu'nun üzerinde durulur. 17 Eylül 1980 günü ise, Milli Güvenlik Konseyi, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Bülent Ulusu'yu Başbakanlığa atar. Turgut Özal ve Zeyyat Baykara, Başbakan Yardımcısı olurlar. Özal'ın ısrarlı isteğiyle, Maliye Bakanlığı'na Kaya Erdem getirilir.


Özal, ekip çalışmasının yararına inanan insandır. Başbakanlık Müsteşarı iken oluşturduğu ekibin dağıtılmasına izin vermez. İşi aynı ekiple götürecektir.

Ancak, zamanla ortaya çıkan iki başlılık ve müdahaleler, Özal’ın canını sıkmaya başlar. Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği, asker ve sivil uzmanlardan. oluşan komisyonlar kurmuştur. Bu komisyonlardan bazen Özal'ın hoşuna gitmeyen kararlar çıkarı. doğrudan kendine bağlı olan DPT'ye bile müdahale edilir. Özal zamanla, Başbakan, bazı bakanlar ve Maliye bürokrasisi ile arasında çıkan sorunlarla da uğraşmak zorunda kalır.

Buna rağmen büyük bir şevk ve gayretle işine sarılır. 24 Ocak tedbirlerini başarıya ulaştırmaya kararlıdır. Türk hükümeti adına IMF, OECD ve Dünya Bankası ile temaslarını eskisi gibi sürdürür. Yine kah Washington'dadır, kah Paris'te, Londra'da veya Bonn'da...

Bu dönemde, türlü müdahalelere rağmen ekonomiye tek başına yön veren Turgut Özal, yüzde 1O0'lerde seyreden enflasyonu yılın sonunda yüzde 60'a düşürmeyi başarır. 1981 yılında 4 milyar doların üstünde olan dış ticaret açığı 1982 yılında 3 milyar dolara düşer.

24 Ocak kararlarının askeri yönetim döneminde de Özal tarafından -müdahale ve engellemelere rağmen-kararlı şekilde uygulanmasıyla, ekonomik alanda kaydedilen gelişmeler şöyle özetlenebilir :

-1980-1982 döneminde gerçekleştirilen vergi reformu, KİT fiyat düzenlemeleri ve destekleme alımlarındaki rasyonalizasyon yanında kamu harcamalarının denetim altına alınmasından sonra kamu açıkları azaldı. Kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH'ye oranı 1980'de yüzde 10.5 olan seviyesinden 1982'de yüzde 4.3'e düşürüldü. 1983 yılında artma eğilimine giren kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH içindeki payı daha sonraki yıllarda yeniden azalma eğilimine girecektir.


 

 Geri

İleri