48

62

63


Terör, tehlikeli boyutlara ulaşmış, ülke bir iç savaşın eşiğine gelmiştir.

AP azınlık hükümeti muhalefetin saldırıları ve gensoruları ile sarsılmaktadır. Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen, azınlık hükümetini dışardan desteklemeyi taahhüt etmiş olan Milli Selamet Partisi tarafından TBMM'ye verilen gensoru ile düşürülmüştür., Altıncı Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün görev süresi 26 Nisan 1980'de dolmuş, beş ay geçtiği halde yeni Cumhurbaşkanı seçilememiştir. Hatta daha 1980 yılına gelinmeden, 27Aralık 1979'da, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Korutürk'e ordunun bir uyarı mektubunu vermiştir. Anarşi ve teröre Çözüm bulunması için siyasi partiler de dahil olmak üzere bütün anayasal kuruluşların görevlerini daha ciddi şekilde yapmasını isteyen komutanların uyarı mektubu, Korutürk tarafından uzun süre işlem yapılmadan bekletilmiş, yılbaşından bir gün sonra, "Ordunun uyarı mektubu verdiği" haberi bomba gibi patlamıştır. Uyarı mektubu bir türlü muhatap bulamaz. iktidarla muhalefet topu birbirine atarlar.

Turgut Özal'ın da sıkıntıları ve şikayetleri vardır. Kendisini göreve getiren siyasi iradenin TBMM'de tam desteğe sahip olmaması, bazı ekonomik konularda çok gerekli yasaların çıkarılmasını veya yasa değişikliği yapılmasını geciktirmektedir.

Azınlık hükümeti, Vergi Yasasında değişiklik yapılmasını, sigara tekelinin kaldırılmasını, kıdem tazminatında değişiklik yapılarak "Kıdem Tazminatı Fonu" kurulmasını, sendikalar,Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt yasalarında değişikliğe gidilmesini öngören yasa tasarıları ile, devletçe devralınmış bazı madenlerin özel sektöre devri, serbest bölgeler ve limanlar kurulmasıyla ilgili yasa tasarılarını Meclis'e sevketmiş, fakat Meclis'teki sayısal gücü bu yasaların çıkarılmasına yetmemiştir. Oysa, 24 Ocak kararlarından beklenen sonucun alınabilmesi için, bu tasarıların yasalaşması gerekmektedir.

Ülkedeki genel olumsuz hava, geleceğe yönelik umutların giderek sönmesi, halkın sabrının ve dayanma gücünün tükenmesi bir askeri müdahale ihtimalini gündeme getirmiştir. Hükümet, muhalefet, bürokratlar, basın ve toplumun tüm kesimleri tedirgin bir bekleyiş içindedirler.

Ve, 12 Eylül 1980 sabahı, beklenen olur. Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koyar.

Söz sırası, bir kez daha askerlerdedir.


Özal, Başbakan Yardımcısı


12 Eylül 1980 sabahı, Başbakanlık Müsteşarı Turgut
Özal'ın Ankara'da Enis Behiç Koryürek Sokaktaki evinin önüne askeri bir araç gelir. Araçtan çıkan albay, Özal'a, kendisini Başbakanlığa götürmekle görevli olduğunu nazik bir şekilde söyler.

Özal endişelidir. 27 Mayıs darbesini, 12 Mart müdahalesini yaşamıştır. O tarihlerde meydana gelen olayları ve çekilen acıları hatırlar. Bu müdahalelerin ülkeye verdiği zararları düşünür. "Biz düzeltiyoruz, onlar gelip hazıra konuyor" diye geçirir içinden.

Özal, eli stenli subayların ve komando askerlerin doldurduğu Başbakanlık binasına girer. Kendi çalışma odasına götürürler onu. Askerlerin müdahalesinden sonra kurulan Milli Güvenlik Konseyi, ekonominin çarklarını döndürebilmek için ilgili bürokratları Başbakanlık'ta toplamaya başlamıştır.

Özal, kendisini buraya getiren albaya, tek başına yararlı olamayacağını, çalışma arkadaşlarının da Başbakanlığa getirilmesi gerektiğini söyler. Özal'ın verdiği listeye göre, evlerinden alınanlar askeri araçlarla Başbakanlığa getirilir.

Başbakanlık Müsteşar Yardımcıları Hasan Celal Güzel ve Kazım Oksay, Özel Kalem Müdürü Mehmet Perçin, Maliye Bakanlığı Müsteşarı Turan Kıvanç, Hazine Genel Sekreteri Nazif Kocayusufpaşaoğlu, Hazine Genel Müdürleri Tunç Bilget, Aydemir Koç ve Cengiz Alper, Gelirler Genel Müdürü Ahmet Şenvar. Doğu, Bütçe Genel Müdürü Ertuğrul Kumcuoğlu, DPT iktisadı Planlama Dairesi Başkanı Yıldırım Aktürk ve Hüsnü Doğan, tek tek getirilerek Başbakanlık'ta toplanırlar.

Saat 9.30'da Genelkurmay Başkanlığı'na geçilir. Orada bir tümgeneralin başkanlığında, bazı yüksek rütbeli subayların da atılmasıyla bir toplantı yapılacaktır.

Ekonomik konularda neler yapılması gerektiğinin tartışıldığı toplantı sürerken, Turgut Özal, Milli Güvenlik Konseyi





 

 Geri

İleri