8

394

395


dışında önemli bir devlet adamıydı kendisi. Ve bu zaman içerisinde daha iyi anlaşılacaktır. Yaptığı devrimlerin sonuçları önümüzdeki yıllarda daha belirgin şekilde ortaya çıkacaktır. "

Ahmet Özal, aile içi ilişkilerini ve babasıyla ilgili önemli iki anısını da şöyle anlatıyordu:

"Çocukluğumuzda, gençliğimizde kendisinden hiçbir baskı görmedik. Kendisiyle ilişkim by-pass ameliyatından sonra daha çok olmuştur. Bu ameliyattan sonra kendisine yardımcı olmak için onunla çok zaman geçirdim. Onunla seyahatlere gittim. Kadere inanan bir insandı. Aramızdaki ilişki baba-oğul ilişkisinden ziyade, arkadaş ilişkisi gibiydi. Çok şeyleri tartışırdık, konuşurduk. Bazen hoşuna gitmeyen fikirleri söylerdim. Bazen o da bana söylerdi ama hiç bir zaman kızmazdı. Günde en az 34 defa telefonla konuşurduk.

Babamla birlikte yaşadığım önemli olaylardan biri Tahran'da oldu Irak’tan gelen bir füze, bütün Tahran'ı yıkmıştı. 200 kişi ölmüştü. Babamla birlikte bir misafirhanede kalıyorduk. İranlılar büyük bir telaş içinde, babamı füzelerden korumak için mahzene indirmeye çalıştılar. Ama kendisi, 'Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanıyım. Mahzenlerde saklanmam' diyerek odasına girdi ve bomba sesleri arasında mışıl mışıl uyudu.

ikinci olay galiba 1985 yılında geçti. Uçakta bir kaza atlatmıştık. 13 kişiydik uçakta. Bir yangın çıkmıştı. Yüzde 90 ihtimalle kurtulamayacağımız bir yangındı. Herkesin panik içinde olduğu bir sırada kendisi, 'Takdir-i ilahi ne ise o olur. Hepiniz yerlerinize oturun' diyerek herkesi yatıştırmıştı. Allah' a inanan, kaderci ve son derece de cesur bir insandı. Sadece ailesi için değil, devlet ve millet için de büyük kayıptır. ileride daha iyi anlaşılacaktır. "


Turgut Özal, Ebediyet Yolunda

Cumhurbaşkanı Özal'ın naaşı, 17 Nisan 1993'de vefat ettiği Hacettepe Hastanesi morgundan saat 22.30'da çıkarılarak bir ambülansa kondu. Türk bayrağına sarılı naaş, Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne nakledildi.
Özal'ın naaşı 20 Nisan Salı günü Türkiye Büyük Millet
 

Meclisi'nde hazırlanan katafalka yerleştirildi. Burada saygı geçişi için binlerce kişi uzun kuyruk oluşturdu. Saygı geçişi sabaha kadar aralıksız sürdü. Erkeği kadını, yaşlısı ve genciyle binlerce kişi Özal'ın naaşı önünde Fatiha okudu, gözyaşı döktü. Özal'ın arkadaşları ve subaylar, naaşının önünde sıra ile nöbet tuttular.

21 Nisan Çarşamba günü saat 10.30'da TBMM'deki katafalktan alınan Özal'ın naşı, büyük bir devlet töreniyle Kocatepe Camii'ne götürü1dü. Özal'ın eşi Semra Özal, çocukları Ahmet, Zeynep ve Efe Özal; kardeşleri Korkut ve Yusuf Bozkurt Özal, diğer aile fertleri, yakınları, Cumhurbaşkanı Vekili ve TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Başbakan Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş, Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, siyasi parti liderleri, yargı organlarının başkanları, Bakanlar Kurulu üyeleri, milletvekilleri, komutanlar ve onbinlerce kişiden oluşan cenaze kortejinde yer alan yabancı konuklar da şunlardı:

Almanya Cumhurbaşkanı Richard von Wiezsacker, İrlanda Cumhurbaşkanı Mary Robinson, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Azerbaycan Devlet Başkanı Ebulfez Elçibey, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ermenistan Devlet Başkanı Levon Ter Petrosyan, Moldova Cumhurbaşkanı Sinagur Mircea,.. Gürcistan Cumhurbaşkanı Edvard Şevardnadze, Acaristan Ozerk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Aslan Abasidze, Yunanistan Başbakanı Konstantin Miçotakis, Tunus Başbakanı Muhammed Karovi, Kırgızistan MeclisBaşkanı Medetkan Serimkulov, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Meclis Başkanı Haydar Aliyev, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti, İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Perez, Bahreyn Dışişleri Bakanı Muhammed Mubarek El Halife, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Cliffton Warton, ABD Dışişleri eski bakanı James Baker, Kürdistan Yurtseverler Birliği Lideri Celal Talabani, AT Komisyonu adına Hans von den Broek, ingiliz Hükümeti ve Kraliyetailesini temsilen Dışişleri Bakan Yardımcısı Linda Cha1ker, Fransa Dışişleri Bakanı Gerard Longvet.

Cenaze korteji Atatürk Bulvarı, Sıhhiye ve Mithat Paşa Caddesi'ni takiben Kocatepe Camii'ne ulaştığında, Tekbir seslerine hıçkırıklar ve gözyaşları karışmaya başladı. Genç Harbiyelilerin çektiği top arabasından indirilen naaş, musalla ta

 


 

 Geri

İleri