8

388

389


ların. işadamlarına destek vermek için eline geçen hiçbir fırsatı kaçırmamaya özen gösteriyordu. Bu yüzden otomobillere doluşup, bir tören yerinden öbürüne, bayıltıcı bir tempo içinde gidilmesine bile itiraz etmiyordu. Bundan gurur duyduğu belliydi. Aşkabad'ta, bir Türk firmasının inşaat sahasında kurulan çardakta otururken, başka bir Türk firması tarafından kurulan telefon şebekesinden yararlanıp Ankara'ya, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Yamak'a telefon ederken tüm basın mensuplarını yanına çağırmış ve yaptığı konuşmayı övünerek bize de dinletmişti.

Bunun yanısıra; ev sahiplerinin isteklerini de kırmamaya özen gösteriyor, onugötürmek istedikleri her yere gidiyordu. Yalnız bir tek sefer, Türkmenistan' daki ziyaretin son gününde, programı değiştirip, 1 saatlik bir uçak yolculuğundan sonra Merv kentine gidilmesinden vazgeçilmesini istemişti. Çok da haklı bir gerekçesi vardı. Ertesi gün Azerbaycan' a gidilecekti. 9 gündür dünyadaki gelişmelerden koptuğunu düşünüyor ve Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin/le başbaşa oturup bir taktik saptaması yapmayı arzuluyordu. Ama Türkmenler ısrarcı oldular. Merv'i mutlaka göstermek istiyorlardı.

Türkmenistan Cumhurbaşkanı Niyazov'un Amerika/dan yeni getirtilen Cadillac marka limuzininin klima cihazının bazuk ol ması, Özal’ı bunaltmıştı. Camı indirip hava almaya çalışıyordu ama, gölgede 30 dereceyi bulan bir sıcakta bunun ne kadar işe yarayacağı tartışılırdı. iki Cumhurbaşkanı'nın Merv'de bindikIeri Volga limuzininin ise kliması zaten yoktu ve sıcaklık 40 dereceye yaklaşıyordu. Özal; sesini çıkartmadan Merv ve çevresinde oradan oraya götürülmesine katlanıyordu,

ama koyu renk kostümü ve kravatıyla, iyice bunalmış olduğu belliydi. Üstelik, programın yüklülüğü yetmezmiş gibi, bir türbe gezilirken, heyettekilerden birinin aklına 'yakınlarda başka bir türbe daha bulunduğu' da geliyor, bir de oraya uğranıyordu. Sonuçta, akşam Aşkabad'a geri dönülürken, heyet üyelerinin tümünün pesrili çıkmıştı ve herkes, by-pass ameliyatı geçirmiş ve kilolu Cumhurbaşkanı'nın kim bilir ne hale geldiğini düşünüyordu.

Gezi sırasında gidilen her ülkede, ev sahiplerinin yalnızca iyi niyetlerle ve geleneksel Türk misafirperverliğinin doğal bir sonucu olan ziyafetleri de ihmal etmemek gerekiyor tabii.
 

Adı üstünde, ziyafet sofralarıydı. Çeşit çeşit, ardı kesilmeyecekmiş izlenimi vererek peşpeşe gelen yemeklere boğuluyordu Cumhurbaşkanı. Ne var ki, bunların çoğu, hem lezzet hem nitelik açısından değişik, ağır ve yağlı yemeklerdi. Çaresiz hepsinden yemek zorunda kalıyordu. Hele Türkmenistan/da, 8 çeşit yemekten sonra, herkes' artık tatlı gelir' diye beklerken getirilen mercimek çorbasıyla adeta yeniden başlayan ziyafet, neredeyse bayıltıcı olmuştu.

Özal'ın bütün bunlardan etkilenmemiş olması, elbette beklenemezdi. Perşembe günü biten gezinin ardından Cuma sabahı işlerine giden basın mensupları, masalarının üstünde, Cumhurbaşkanı’nın bir sonraki gezisiyle ilgili daveti görünce, biraz şaşırdılar tabii. II günlük alabildiğince yorucu bir Orta Asya gezisini yeni bitiren Cumhurbaşkanı, iki hafta sonra başlayacak 13 günlük Uzak doğu gezisine hazırlanıyordu. Doğrusu' dayanıklılığına şaşmamak imkansız diye düşünü yorduk. Haklı çıkmamış olmayı ne kadar isterdik." (1)

Özal'ın 72 saat ayakta kaldığı, 22 saat uçtuğu, 32 saat konuştuğu, 13 temel atma töreninde bulunduğu, sürekli hareket halinde olduğu ve çok az uyuduğu o geziye katılan gazetecilerden Sami Kohen'e göre, Cumhurbaşkanı'nın özellikle seyahatin son günlerinde çok yorgun düştüğü artık gözle görülüyordu. Ankara'ya dönmeden bir gün önce, Çarşamba sabahı Bakü'de Azal'a, "Dün gece biraz dinlenebildiniz mi?" diye soran Kohen, yine bir soruyla karşılık almıştı: "Sen dinlenebildin mi?" (2)

İlk kez bir gezide "Bu sefer biraz .yoruldum" diyen ve iki günde 2 bin kilometre yol kateden Özal, gezinin ilk durağı olan Özbekistan'da tam 5,5 saat konuşmuş, Buhara'da Bahaettin Nakşibendi Türbesi'ni ziyaret ederek namaz kılmıştı. Burada" Size Nakşibendi diyecekler" şeklindeki sözlere" Ne derlerse desinler, keşke olabilsem" diyen Özal, Kırgızistan'da son derece sıcak karşılanmış ve Devlet Başkanı Asker Akayev'den büyük iltifat görmüştü. Akayev, Özal'ı Hızır Aley iselam'a benzetiyordu.

 

(1) NOKTA Dergisi, 25 Nisan-1 Mayıs 1993, Sayı: 11, Özel ek, s. 43, 44, 45.
(2) Milliyet Gazetesi, 18 Nisan 1993
 


 

 Geri

İleri