8

386

387


Baykal çıkarken, son Orta Asya ve Azerbaycan ziyaretinde Özal'a çiğ köfte partisi düzenleyen RP Urfa Milletvekili ibrahim Halil Çelik göze çarpıyor. Son geziye katılanları, gördüğü anda gözyaşlarını zaptedemiyor. 'Meğer son gezimizmiş' diye söyleniyor. Bir başka köşede ehmi Koru ve Vehbi Dinçerler, gergin yüzlerle konuşuyorlar. Kaya Erdem salonda. Sarsılmış bir yüzle önüne gelene başsağlığı diliyor. Halil Şıvgın ve İbrahim Özdemir durup durup ağlıyorlar. Güneş Taner, eşinin yanında bir sandalyeye ilişmiş, gözleri boşluğa saplanmış, kalakalmış düşünüyor. Işın Çelebi şaşkın. Cüneyt Canver boş nazarlarla dolaşıyor, bir oturuyor bir kalkıyor...

Kaya Toperi ile karşılaşıyoruz. Birden boşanıyor. 'Böyle sözcülük kahrolsun. Ölüm haberini bildirmek de bana düştü' sözleri ağzından dökülüyor. Başyaver Kurmay Albay Aslan Güner, gözlerinin dışı kıpkırmızı, her sarılanla gözyaşı döküyor, 'Sırası mıydı bu işin şimdi...' diye tepki belirtiyor.

Turgut Özal'sız Köşk'ün ilk gecesindeki insan galerisine bakınca, Turgut Özal'ın nasıl bir 'özgürlük, demokrasi ve çoğulculuk, çok renklilik paratoneri' olduğunu insan seziyor. Çankaya Köşkü, O'nun döneminde meğerse özgürlükler ve çoğulculuk için bir 'teminat kalesi' olmuş... Köşk'ün salonlarında o gece salınan ve birbirlerine başsağlığı dileyerek ağlayanlar, galiba, o 'kale'de son kez birarada bulunduklarını zihinlerinin bir yerinden geçiriyorlardı. Acaba, özgürlüklerin ve çok renkliliğin 'teminat kalesi' artık yıkılmış mıydı?

Salonlardaki dev portrelerinden gülümseyerek bizleri seyreden Turgut Özal'ın o görüntüleri ile bizim halimiz nasıl da bir tezat teşkil ediyordu. O gülümsüyordu. Galiba biz kendimize ağlıyorduk.

Özel doktoru Cengiz Aslan'ın yalnız gözleri değil, yüzü şişmiş.. Duruyor duruyor ağlıyor. Birara kulağıma eğilip 'Herşey istediği gibi oldu' diye fısıldıyor... Takdir-i ilahi.! ne ilginçtir ki' diyorum, 'Turgut Bey, Batılı ülkelere yaptığı bir ziyaretten değil, Türk Dünyası ve Azerbaycan dönüşü ve kendisini helak ettiği bu gezinin ardından vefat etti'...

Çekmeden, çektirmeden... Turgut Özal'a yakışan ve hakettiği 'güzel' bir ölüm galiba bu... Zaten Korkut Özal, 'Efendim' diyor, 'Turgut Bey, son iki yılda çok kırıldı. Çok üzüldü. Bu memlekete yaptığı hizmetlerden ötürü bunları haketmiyordu.
 

Allah onu korudu yanına aldı.'

Azerbaycan'a yola çıkmadan önce, bize bu kırgınlıklarını anlatırken, 'Turgut Özal yarın yok. Ama Türkiye baki. Türkiye'yi düşünmek gerekir. Vatanseverliği esas almak gerekir' diye konuşmuştu. Acaba bir şeyler mi hissetmişti?

Gündem değiştirmeye, gündemi altüst etmeye bayılan Turgut Özal, yine gündem değiştirdi. Köşk'ten inmedi. Çıktı!

Turgut Özal'sız Çankaya Köşkü'nün ilk gecesinde, gece yarısına doğru Köşk'ten çıkarken bunları konuşuyorduk. (1)

Son Gezisi Özal'ı Yormuştu

Cumhurbaşkanı Turgut Özal, son yurtdışı gezisini Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'ne yapınıştı. 4..Nisan'da başlayıp 15 Nisan'da tamamladığı bu 11 günlük gezi Özal'ı çok yormuştu.

O geziye katılan gazeteciler, kendilerinin bile çok zorlandıkları yoğun programa Özal'ın nasıl dayanabildiğini anlayamadıklarını anlatılar. Mesela Gazeteci Mehmet Ali Yula, kendi aralarında şöyle konuştuklarını nakleder:

/i -Olmaz ki kardeşim... Hayatta böyle yorulduğumu hatırlamıyorum. Türkiye'ye dönünce, iki gün yataktan çıkmadan uyusam ancak dinlenebilirim.

-İyi de kardeşim, Cumhurbaşkanı nasıl dayanıyor bu geziye? Biz bir yorulduysak, o beş yoruldu...

Çok değil, Cumhurbaşkanı Özal'ın Türk cumhuriyetlere yaptığı 11 günlük gezinin dördüncü gününde, heyette yer alan basın mensupları, buna benzer konuşmalar yapıyorlardı.

Gazeteci, Yula, Özal'ın son gezisinin dayanılmaz yıpratıcılığını anlatırken şunları yazar:

“Özal'ın son gezisinin yıpratıcılığını dayanılmaz boyutlara getiren başka şeyler de vardı elbette.. Neredeyse tüm ülkelerde bir takım yatırımlar yapan Türk işadamları, bunların açılışlarını ya da temel atma törenlerini, Cumhurbaşkanı'nın gelişine göre ayarlamışlardı. Özal, itiraz etmeden hepsine katıldı bun

 

(1) Sabah Gazetesi. 19 Nisan 1993.


 

 Geri

İleri