8

384

385


sında, hayatı bu kadar ani terkedişine inanmak istemeyenler, sık sık, 'Sürprizi pek severdi. Sanki bir sürpriz daha yapacak; şimdi çıkıp geliverecek' diye yeri doldurulmaz Cumhurbaşkanı'na daha ölümünün üzerinden yarım gün geçmeden özlemlerini belirtiyorlardı.
Koca adamlar, Türkiye'nin kaderine hükmetmiş olanlar, en çetin dönemeç noktalarında katılıklarını ve serinkanlılıklarını kaybetmemiş olanlar, ortak anıları paylaştıkları insanlarla karşılaştıklarında sarsıla sarsıla, hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Başta Safa Giray, Hasan Celal Güzel, defterin başında 'Turgut ağabey' diye başlayan veda yazısını kaleme alıyordu.

Saat 18.00 dolaylarında olmalı. Cumhurbaşkanı'nın makam odasından, yukarı kata, ikametgaha çıkan merdivenin başında Basın Danışmanı Metin Yalman, gözleri şişmiş şaşkın nazarlarla gelen geçen elini sıkıyordu.

Üst katta merdivenin önünde, 2 metreye yaklaşan boyu ile Özel Kalem Müdürü, eski New York Başkonsolosu Volkan Bozkır, diplomat soğukkanlılığından eser bulunmayan biçimde kendisine sarılanlarla hıçkıra hıçkıra ağlıyor, ardından Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri emekli Orgeneral Kemal Yamak ise gerekli hazırlıkların yerine getirilmesi için temasa koşuyordu. Dev cüssesiyle Özal fotoğraflarının vazgeçilmez dekoru, vefaMr 'fedai' si, Koruma Müdürü Musa Öztürk, kalabalığın arasında yaprak gibi sallanarak dolaşıyor, karşılaştığı birine sarılıp gözyaşlarıyla sarsılıyordu.

Herkes birbirini teselli ederken, arada bir 40 yıllık canyoldaşı, yıllar boyu el ele fotoğraflarla Türkiye halkına_bir 'uygar ve sadık evlilik' profili çizdiği Semra Özal'a başsağlığı dilemek üzere gelenler, Beyaz Salon'dan mütevazi oturma odasına geçiyorlardı. Semra Hanım, genellikle Turgut Özal'ın 81 ekranlık televizyonu seyretmek için yerleştiği iki kişilik divanda oturuyordu. Televizyonda Kanal 6 açık, Turgut Özal koca ekranın içinde, yine herkesin arasındaydı... Salonun köşesindeki bir yuvarlak masada, çocukları, gelinler ve damat sakin, dikkati çekmeyecek biçimde yerleşmişlerdi. Dikkatsiz bir nazar, Yusuf Bozkurt Özal'ın ,hanımını farketmeyebilirdi. Efe, her zamanki gibi her yerde ve her zamanki gibi dikkat odağı olmaktan kendisini sıyırmıştı.

Semra Hanım çok sarsılmış ama çok vakurdu. Kendisine
 

eğilerek sarılıp ağlayanlara, kendi özellikleriyle ilgili hatırlatmalar yapıyordu. Bana, 'Ne yapacaksın şimdi sen? Kiminle komputer oynayacaksın?' diyerek, başsağlığını kendisinden bana yöneltti.

Turgut Özal'ın bilgisayar merakı son aylarda öylesine aşırı bir hal almıştı ki, Semra Hanım, yüksek bir separasyonla, Cumhurbaşkanı'nın bilgisayar odasını oturma odasından ayrılmıştı. O bölmede Cumhurbaşkanı'nın kardeşleri Korkut Özal ve Yusuf Bozkurt Özal, oturmuşlar, loş odada ağabeylerinin özelliklerini, onunla ilgili anılarını dillendiriyorlardı.

Korkut Özal, dini inaçları çok güçlü bir insan. Bundan dolayı mıdır, yoksa bir tür şoktan mı, sürekli konuşuyor, sürekli anlatıyor. 'Geçen yıl Houston'da ameliyatı cuma günü yapacaklardı. Cuma yapılmasın, cumartesiye alın da cuma günübirlikte namaz kılalım dedim. Öyle oldu. Cuma günü bana, sen yanımdan ayrılma dedi.

Birlikte namaz kıldık. Namazdan sonra kendisine, vasiyet haktır. Bu bir ameliyat, ne olur ne olmaz. Emr-i Hak vaki olabilir. Nereye gömülmek istediğini bildir dedim. O, ben, Ahmet ve Efe konuştuk. Annemin yanına Süleymaniye'ye gömülmeyi arzu etti. Bir de Adnan Menderes'in kabrinin tam karşısına isabet eden bir mevkii uygun görmüştü...'

Saat 19 sularında Kur'an okunacak. Kardeşleri, Köşk personeli, eski ANAP milletvekilleri ve bakanların çoğunluğunun oluşturduğu topluluk, Beyaz Salon' da yerini alıyor. Bu, Turgut Özal'ın yıktığı bir başka 'tabu' olsa gerek. Çankaya Köşkü'nde ölünün ardından Kur' an okunuyor. Zaten, o gece orası Köşk değil, içindeki kalabalığın unvanları ve sıfatlarıyla ters orantılı bir mütevazi 'cenaze evi' idi. '

Ve, zaten Köşkte ilk kez iftar yemekleri düzenleten, ilk kez Tasavvuf Musiki'sini dinlettiren, ilk kez namaz kıldıran da ve 'tabu kıran' da O'ydu.

Kur' andan bir süre sonra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Uluç Gürkan ve Eşref Erdem ve bir grup milletvekilleriyle birlikte geliyor. Bir saat kadar kalıyor. Korkut Özal ile uzun uzun Turgut Özal anıları konuşuyorlar. Baykal, salonun ortasındaki defterin etrafında da uzun zaman harcıyor. Duygularını deftere döküyor.

 


 

 Geri

İleri