8

366

367


Başta en yakın okul ve siyaset arkadaşları… Bir kısım aile efradı... ANAP iktidarının başından sonuna kadar bakanlık koltuğuna oturanlar... Bir zamanlar günün belki bütün saatlerini onunla birlikte geçirenler... Eski dava arkadaşları ve onun haklı yükselişini, çok başarılı icraatını, ülkedeki ve dünyadaki itibarını çekemeyenler... Çıkarları zedelenenler... Özal' a kafa tut, oyun yükseliyor' diye telkinlerde bulunan bir kısım basın ile bu tavsiyeyi maalesef yerine getiren bazı parti liderleri...

Binbir emekle kurduğu ve dünyada ilk defa kurulduğu yıl iktidar olan, sekiz yıllık iktidarı döneminde büyük reformları ve trasformasyonu gerçekleştiren, otoyollarda telekomünikasyonda, elektrikte çağı yakalayan, bir devre Özal damgasını vuran Anavatan Partisi; kendisine ters düşünce, onun oluşturduğu reformcu yapıdan vazgeçip statükocu duruma gelince ve partisine genç yaşta kurucu üye alarak, kurduğu kabinelerde bakan yaptığı, ülkenin turizmini, kültürünü ve son zamanda da Dışişleri'ni emanet ettiği ve de genel başkan seçilmesine destek verdiği bir insanın kendisine karşı tutumu, Özal'ı son derece üzmüştü. Başlattığı reformlarının İkinci Değişim Programı'yla daha hızlı şekilde sürdürülmesi ve tamamlanmasının kurduğu parti ile artık mümkün olamayacağına inanmıştı.

Bulunduğu makamın aktif siyaset yapmasına mani olduğunu biliyordu. Ülkenin kötüye giden ekonomik durumuna, Doğu ve Güneydoğu' da devam eden teröre, bu hükümetin çare bulamayacağını görüyordu. Daha önemlisi, iktidarın yanlışları sayesinde puan toplayıp tekrar iktidar olma hevesine kapılan ve hiçbir proje üretmeyen Ana muhalefet Partisi'nin de artık yeni hizmetlerde bulunabileceğine inanmıyordu.

Bu sebeple, Cumhurbaşkanlığı'nı bırakarak yeniden siyasete dönmek, başlattığı yeni siyasi hareketin başına geçmek ve İkinci Değişim Programı'nı hayata geçirmek istiyordu. Bunu düşünmek bile onu sevindirmeye yetiyordu. Sayıları az da olsa 17 yürekli arkadaşı onun başlatacağı yeni harekette yer alma sözü vermişti. Binbir emekle kurdukları partilerden istifa ederek Özal'ın yanında yer almışlardı. Bizim bu hareketimize sevinmişti. Ancak bu sevinci buruktu. Çünkü bu yeni hareketin içinde her zaman çok yakınında olan, ikbal ve değer verdiği birçok arkadaşı ve dostu yoktu.”
 

Özal'ı kimlerin üzdüğünü ve hayal kırıklığına uğrattığını kardeşi Yusuf Bozkurt Özal'a da sordum. Onun da söyleyecekleri vardı :

"Üç buçuk yıl süren Cumhurbaşkanlığı döneminde zannediyorum kendisini asıl üzen olay, kurmuş olduğu partinin bazı sebeplerle el değiştirmesi olmuştur. Ve el değiştirdikten sonra bu partinin yeni liderinin kendisine karşı bir tavır içinde olması Özal'ı çok üzmüştür. Turgut Bey bunu anlayamamıştır. Yani kendi yetiştirdiği, belirli mevki ve makamlara getirdiği bir insanın bazı kişileri de yanına alarak kendisine karşı fevkalade, yani başka bir partinin bile yapamayacağı şekilde, Süleyman Bey bize Mesut Bey' den daha yakın' dedirtecek kadar, katı ve anlaşılmaz tavır içinde olmasına bir anlam verememiştir.

Ben Mesut Yılmaz'ın bir nevi dışarıdan kompoze edilmiş insan olduğunu düşünüyorum. Gerçi ANAP'ın kurucusu görünüyor ama, oraya sızmıştır. Fakat daha sonra parti içerisinde liberal-muhafazakar kavgaları çıkartmıştır. Partiyi ele geçirmiştir. Yani Turgut Bey'i elemine etmek, Turgut Bey'i ortadan kaldırmak için dışarıdan oynanan oyunun bir parçasıdır. Fakat tabii Turgut Bey'i Mesut Bey yere vuramamıştır. Allah Turgut Bey' e en yüksek makam ve mevkide hayata gözlerini yummayı nasip etmiştir. Ben bu yaptığı işlerden dolayı Sayın Yılmaz'a kin duymuyorum. Sadece Turgut Bey'i ne kadar üzdüğünü anlatmak istiyorum. "

Daha Fazlasını Yapabilir miydi?

Bana göre, Özal'ın yapmak isteyip yapamadıkları, yaptıklarından daha çok ve belki de daha önemlidir. Zaten öyle 01masaydı, "ikinci Değişim Programı"na gerek duymaz, hatta bu uğurda canını vermezdi.

Hep düşünmüşümdür : Özal gibi pervasız bir reformcuyu kimler, nasıl engelledi? Kafasına koyduğunu ve doğru 01quğuna inandığını ne pahasına olursa olsun yapmayı başaran Özal, gerçi elli yılda yapılamayanları sekiz yıla sığdırdı ama, acaba bu süre içerisinde daha fazlasını yapamaz mıydı? Mesela, çok önem verdiği ekonomide devletin küçülmesini ve KİT'lerin özelleştirilmesini gerçekleştiremez miydi?

 


 

 Geri

İleri