48

36

37


Elimdeki teksir metninde bunun cevabı vardır ve cevapta bir siyasi mesaj mevcuttur:

'Kalkınma konusunda solun karşısında olan büyük çoğunluğun fikir bakımından biraraya gelmesinde fayda sağlayacağına inandığım bu çalışmanın, memleketimize ve bizim gibi düşünenlere hayırlı olmasını temenni ediyorum.' Özal'ın konuşması ilerledikçe, beraber oturduğumuz Şaban Karataş hoca ile fısıldaştığımız sezgileri şimdi bile hatırlarım:

- Turgut Bey galiba sağda yeni bir çizgi oluşturmaya hazırlanıyor?

-Ben de aynı şevi düşünüyorum.

Başlangıçta muhafazakar renkleri ağırlıklı olan bu 'çizgi'nin, tam dört yıl sonra, 'progressiv' renkleri daha artmış olarak, ama 'piyasa ekonomisi' vurgusunu aynen koruyarak, ANAP adıyla partileşeceğini o zaman kimse kestiremezdi ama Özal'ın 'Yeni Görüş' diye bir hava oluşturmaya o zaman başladı/b kesindir

Bakın Özal, 1979 Nisan'ındaki konuşmasında neler diyordu:

-Güçlü devlet, memurları çok olan devlet değildir.

-Devlet, bir mabut veya baba değildir.

-Devlet, bir istihdam kapısı değildir.

-Bürokrasiyi kaldırmak için kişilere itimat prensibi esastır.

 - Tüketim gelişmeyi teşvik eden önemli bir araçtır.

-Kalkınmada piyasa ve hür teşebbüs esastır, devlet sadece altyapı ile uğraşmalı, yasakçı değil yönlendirici olmalı.

-KİT'ler millete mal edilmeli (Özelleştirilmeli)."

Turgut Özal, 1979 yılında Aydınlar Ocağı seminerinde yaptığı o konuşmasında, muhafazakar değerleri oldukça kuvvetli ve kararlı bir şekilde vurgular :

"Ekonomik kalkınmanın muharrik gücü manevi kalkınma ile artar. Milletin fertlerinin inançlı, güvenilir, dedikodu ve gıybete ülfet etmeyen, etrafında daima bir iyilik halkası meydana
 


getiren, kıskanmayı sadece komşusunun daha yüksek olan seviyesine yetişmek için kendisinin çalışmada, iyilik yapmada daha fazla gayret etmesine sebep olan bir his olarak değerlendiren insanlar olması, kalkınma hamlelerini muhakkak, erişilmesi güç gibi görünen hedeflerin ötesine götürecektir."

Özal, devam eder:

"İslam ahlakı ve bunu veren İslam terbiyesinin insanoğlunu yücelten bir ahlak ve terbiye sistemi olduğu, bu ahlakı kendine düstur edinmiş milletlerin tarihinde açık surette görüldüğü gibi, son 150 senede bu terbiye sisteminden uzaklaşarak ne hale geldiğimiz, kendi tecrübelerimizle açık bir surette ortadadır."

"Birbirini seven, sayan, dostluk ve kardeşliği kendine düstur edinen, herkesin hakkına riayet eden, etrafına daima iyilik telkin eden, gördüğü kötülüklerle de gücü yettiği kadar mücadele eden ve bütün bu hareketlerinde tek ölçüsü Hakk'ın rızasını temin etmek olan, netice itibariyle, insanoğlunu yaradılışının gayesine ulaştıran bir ahlaka sahip fertlerden müteşekkil bir milletin aşamayacağı engel yoktur."

Özal, dünyadaki tecrübelerden yararlanılması ama muhafazakar değerlerin de vurgulanması gerektiğini anlatır.

"Devletin kuruluşu ve işleyişinde, iktisadi hayatın düzgün çalışmasında bizden ileri olan milletlerin tecrübe ve bilgilerinden istifade etmek önemli bir husustur. Bununla beraber, kendi tarihi tecrübelerimiz, örf ve adetlerimiz, sosyal bünyemiz, iktisadi yapımız dikkatle gözden geçirilerek, basit. bir kopyacılıktan ve taklitçilikten muhakkak uzak kalarak, bu aktarma iyi bir adaptasyon şeklinde yapılmalıdır. Bu şekilde bir düşünce tarzı, birçok hallerde, modem teknolojinin transferinde dahi geçerlidir. "

Özal, konuşmasını şöyle bitirir :


"Yeni görüş bir gün Türkiye'de iktidara gelecektir."

 Özal'ın daha önce parça parça verdiği mesajlar, artık tamamlanmıştır .


Türk Ekonomisi Darboğazda

1970'li yılların ikinci yarısında, Türk ekonomisi Cumhuriyet


 

 Geri

İleri