8

358

359


1988 yılında Seul Olimpiyatları vardı. Özal, "manevi oğlum" dediği Naim'in bu olimpiyatlara mutlaka katılmasını istiyordu. Ancak, Bulgaristan Naim'e, iltica sebebiyle IOC nezdinde ambargo koymuş, sporcumuza olimpiyatlarda yarış yasaklanmıştı. Uluslararası Halter Federasyonu'nun statüsüne göre, Bulgaristan'ın izni olmadan Naim'in olimpiyatlara katılması mümkün değildi.

Özal, zamanın Spor ve Gençlik Genel Müdürü Kemal Kamiloğlu ile Halter Federasyonu Bakanı Arif Nusret Say'a, "Sofya'ya gidin, bu işi bağlayıp dönün" talimatım verdi. Çünkü Bulgar Spor Teşkilatı ve Halter Federasyonu'ndan Naim için pazarlığa hazır oldukları haberi gelmişti.

Kamiloğlu ve Say, Sofya'ya gittiler. Bulgarlarla pazarlığa oturdular. Bulgarlar Naim için izin vermeye hazırdı ama çok para istiyorlardı. Pazarlığa2,5 milyon dolarla başladıl3!. Kemal Kamiloğlu 3-4 kez Ankara'yı telefonla arayarak Öza'la görüştü. Sıkı bir pazarlık sonunda Bulgarlar 1 milyon 75 bin dolar karşılığında anlaşmaya razı oldular. Para, özel bir araba ile Sofya'ya gönderildi ve Kamiloğlu tarafından hemen ödendi.

Naim Seul'e gitti, yeni dünya ve olimpiyat rekorlan kırarak Türkiye'ye altın madalya ile döndü. Büyük mutluluk duyan Özal, özel uçağını Seul'e göndermişti. Naim'i bizzat karşılayarak bağnna bastı.

Naim Süleymanoğlu, "0 olmasaydı, ben olmazdım" dediği Özal'la ilgili anılarını şöyle anlatır:

." iltica olayının ardından Gençlik Spor Genel Müdürlüğü lojmanında bana tahsis edilen daireye taşındım. Telefon çaldı. Arayan Başbakan Turgut Özal'dı. Bana 'güle güle otu'" demeye geleceğini söyledi. Az sonra da, Semra Hanım'la birlikte evime geldi. Yeni evimdeki ilk konuğum Özal ailesi oldu.

Bana hep' Sen dünyanın en güçlü adamısın, gel bilek güreştirelim' derdi. Ben de 'Siz de dünyanın en güçlü devlet adamısınız' diyerek, kaçardım. Ama o kadar çok istediğine göre, demek Sayın Özal da çok kuvvetli diye düşündüm. 'Acaba beni yenebilir mi?' diye düşünmekten kendimi alamazdım."

Özal ata sporumuz güreşi çok severdi. Türk güreşini çökme tehlikesinden kurtarmış, şahlanışa geçirmişti. Yıllar sonra Olimpiyat ve Dünya şampiyonları çıkarmaya başladık. Edirne'de

 

tarihi Kırkpınar güreşlerini de zevkle izlerdi. Kırkpınar’da "Siyaset meydanının başpehlivanı" ilan edilmişti.

Sık sık Hipodrom'a da gider, at yarışlarım keyifle izler ve yarış kazananlara kupalarım kendi elleriyle verirdi.

Futbola özel bir tutkusu vardı. Birinci lig maçlarım kaçırmamaya çalışırdı. Fenerbahçeli'ydi ama Galatasaray'ın 1989'da Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finale çıkmasına müthiş sevinmişti. Hatta Köln'de oynanan rövanş maçına gazetecileri de yanına alarak gitmiş, Galatasaray'a desteğini eksik etmemişti.

Türkiye'yi 2000 Yılı Olimpiyatları'na adaylığım koyabilecek seviyeye ulaştıran Cumhurbaşkanı Turgut azal, 8 Mayıs 1990'da toplanan" Spor Şurası"nda önemli bir konuşma yapmış, ülkelerin sporu tanıtım ve hatta barışın kurulması için bir politika aracı olarak kullandıklarım anlatarak, şöyle demişti :

"Tabii ki, sporun performansını yükseltmek, onları çok daha iyi seviyede birbirleri ile yarışabilir hale getirebilmek için ilmin, teknolojinin en son ürünlerinden istifade etmek gerekir. Sporun bir diğer önemli özelliği de milli ve manevi değerlerin yayılması ile, yeni teknolojik ürünlerin tanıtılmasındaki etkinliğidir. Spor bugün o kadar önemli bir hadise halini almıştır ki, uydu yayınlarında sadece sporla ilgilenen, spordan bahseden televizyonlar var. Basına baktığımız zaman, mesela bizim basınımızda en fazla okunan sayfaların arka sayfalar olduğu kanaatindeyim. "

Özal, sporda maddi kaynağın çok önemli olduğunu vurgulamış ve sözlerini şöyle sürdürmüştü :

"İstediğimiz kadar kanun çıkaralım, istediğimiz yeni usulleri getirelim, sporda da önemli faktör, belki de en önemlisi Napolyon'un dediği gibi, para para para...

Benim yıllar öncesinden bir hatıram var. 1985 senesinde Başbakanlığım sırasında hatırlıyorum, o tarihlerde Akaryakıt Tüketim Vergisi ile ilgili yeni bir düzenleme yaptık. Hiç unutmuyorum, arkadaşlarıız 'spora ne yapacağız?' diye sordular. Baktık rakamlara. O zaman Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü'nün yatırım miktarı fevkalade düşüktü. 3-4 milyar mertebesindeydi. Bütçeden veriliyor, başka bir imkan yok. Onun üzerine ilk hamleyi orada yaptık. Akaryakıt Tüketim Ver


 
 Geri

İleri