8

356

357


plandık. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı Turgut Özal, spor yazarı, spor yöneticisi, kulüp başkanı, sporcu, antrenör hepi­mizi başkente çağırmış, dört saat süreyle spor konuşuyor, spor tartışıyor. Kapıda ise İran heyeti beklemede. Bakanlar, özel kalem müdürleri iki dakikada bir Özal'ı uyarıyorlar: 'Efendim, misafirlerimiz bekliyor' ... Başbakan hiç oralı değil... Türk sporunun en eski, en kurt yöneticileriyle çatır çatır spor tartışıyor... Toplantı sonunda anladık ki, bizim spor uzmanı ke­silen yönetici, başkan ve antrenör dostlar hiç iyi hazırlana­mamışlar. Özal hepsinden ileride... Tartışmanın liderliğini o yapıyor." (1)

Özal büyük bir sporsever ve sporcu dostuydu. Güreş yap­mak istemiş, çocukken eşekten düşüp kolunu kırdığı için bu spordan vazgeçmek zorunda kalmıştı. Bütün çocuklar gibi ma­halle aralarında top oynamıştı. Gençliğinde koşmuştu. Üniver­site yıllarında onu bilek güreşinde kimsenin yenemediği söyle­nirdi. Yüzmeyi, otomobil veya tekne ile sürat yapmayı, futbol maçı seyretmeyi çok severdi. Hangi takımı tuttuğu sorulduğunda, tereddütsüz" Fenerbahçeliyim" derdi. Eşi Semra Özal Beşiktaşlı, büyük oğlu Ahmet Özal Galatasaraylı, kızı Zeynep Trabzonsporluydu. Özal ailesinden dört büyük kulübün de birer taraftarı vardı.

Anavatan Partisi henüz kuruluş aşamasındayken, "Eskiden Olimpiyat ve Dünya şampiyonlarımız olurdu. Son yıllarda ne­den olmuyor?" diye soruyordu Özal ve ekliyordu:

"Arkadaşlarımla kuracağım parti iktidar olunca progra­mımızda spor da önemli bir yer alacak. Modem spor tesisleri kurup sporcu ordusu yetiştireceğiz. Teşvikler getireceğiz, ba­şarılı sporcu ve yöneticilerini ödüllendireceğiz. Böylece 5-10 seneye kalmadan, Dünya ve Olimpiyat şampiyonlukları ko­valayan genç sporcu nesillere sahip olabiliriz" ,

Özal hayal kurmazdı. Yapamayacağı şeyleri söylemezdi.

1983 yılında Başbakan olur olmaz sporun her dalıyla  ayrı ayrı ilgilenmeye, söylediklerini tek tek yapmaya başladı.

Türk sporcusuna özgüven kazandırdı. Onları teşvik etti ve yüreklendirdi. Modem spor tesisleri yapılmasını sağladı. Birinci


(1) Milliyet Gazetesi, 17 Nisan 1993,

lig maçlarının tarla gibi sahalarda oynandığı Türkiye'yi modem yeşil sahalara kavuşturdu.
Profesyonel Futbol Yasası'nı çıkardı. Futbol Federasyonu'nu özerk statüye kavuşturdu. Özerk Futbol Federasyonu Yasası çıkmadan önce, 16 Şubat 1988'de şu konuşmayı yapmıştı :

"Özerk kelimesini kullanmaktan pek hoşlanmıyorum. Ama özel bir kuruluş. Daha ziyade profesyonel futbola hitap eden bir metin hazırlanıyor.

Önemli olan bu kanunun çıkarılmasıdır. ileride bazı problemler görülürse tadilat yaparız. Şöyle bir ifade vardır: 'En iyi, iyinin düşmanıdır.' Yani en iyiyi yapacağım derken, iyiyi de elde etmeyebiliriz.

Futbol Türkiye' de en fazla ilgi uyandıran spor dalı. Büyük alaka olan yerde, politikacı da alakadar olur. Alakadar olmamız gerekir. Halk üzülüyorsa, yine alakadar olmamız gerekir. Maçlara gittiğimizde, iki takım karşılıklı iyi oynuyorsa, biraz da gollü geçiyorsa, seyircilere bakın, yüzleri nasıl gülüyor. ikincisi, dış temaslarda daha iyi netice alamaz mıyız diye bir istek var. Bunun çok iyi bir çalışma ve disiplinle sağlanacağını biliyoruz.

İyi bir başlangıç yapar, iyi bir organizasyon kurarsak -ki hep aynı duygu içindeyiz- o vakit Türkiye' de hem futbol seyircisi artar, hem kulüplerin gelirleri ona göre ayarlanır. Yoksa spor başka türlü ilerlemez. Sadece zenginlerin desteği ile yürür halden çıkaramayız."

Özal'ı sporda en çok heyecanlandıran olay, ünlü halterci Naim Süleymanoğlu'nun Türkiye'ye iltica etmesi oldu.

Avusturalya'mn başkenti Sidney'de 1987 yılında Dünya Şampiyonası vardı. "Parmak Çocuk" ya da "Cep Herkülü" olarak tanınan dünya şampiyonu Türk asıllı Bulgar halterci Naim Süleymanoğlu'nun Avusturalya'da Türk Elçiliğine sığındığı haberini alır almaz harekete geçti. Sidney'de Bulgar Milli Takımı'nın kampından kaçarak Türk Elçiliği'ne sığınan, ve Türkiye'ye gitmek istediğini açıklayan Naim'in en güvenilir şekilde Türkiye'ye getirilmesi için Camberra Büyükelçiliğimiz ve Londra Büyükelçimiz Rahmi Gümrükçüoğlu uyarıldı. Naim'in önce Londra'ya gelmesi sağlandı, oradan da Özal'ın özel uçağı ile Türkiye'ye getirildi.



 


 

 Geri

İleri