8

342

343


yurtdışındaki bankalarda bulunan milyarlarca dolar dövizini Türkiye'ye nasıl çekerim diye düşündüm. ihracata teşvik primi yani vergi iadesi öderim, bu dolarlar Türkiye'ye gelir dedim. Öyle de oldu" diyor ve ekliyordu Özal :

"Ama ben bunu bu boyutuyla kimseye anlatamam. Bu uygulamanın gerekçesini ancak ben kendi kafamda biliyorum. "

İhracata diye yurtdışına ne gönderildiği Özal için önemli değildi. Önemli olan Türkiye'ye döviz gelmesiydi. O döviz de gelmiş ve Merkez Bankası Cumhuriyet tarihinde görülmemiş büyüklükte bir döviz rezervine sahip olmuştu.

İhracata ödenen vergi iadesi, yani yurtdışındaki bankalarda bulunan dövizin Türkiye'ye çekilmesi için verilen prim, kredi faizlerinin yanında devede kulak gibi kalıyor ve üstelik vergi iadeleri Türk Lirası olarak ödendiği için, para yine Türkiye'de kalıyordu. Türkiye'nin bir kaybı olmuyordu, ama kazancı büyüktü.

Türklerin yurtdışındaki bankalarda bulunan dövizlerinin Türkiye'ye çekilmesi ve Merkez Bankası'nda yeterli döviz rezervinin oluşmasından sonra, İhracata vergi iadesi uygulamasına son verilmişti.

Özal pragmatizmi, sorunların çözümünde sihirli bir anahtar gibiydi.

Türkiye'nin döviz ihtiyacını karşılaması, yabancılara el açmak zorunda kalmaması ve Merkez Bankası'nda yeterli döviz rezervinin oluşmasında böylesine akılcı bir çözüm bulmak, o gün_ kadar Özal'dan başka kimsenin aklına gelmemişti. Gelse bile cesaret edilemezdi.

Yasaları bir kerecik sollamak mı, onurumuzla oynanmasına izin vermek mi? Özal birincisini tercih etmişti.

Sanat ve Sanatçı Sevgisi

Turgut Özal bütün sanatçıların dostuydu. Bütün sanatçılar da onun...

Sanata ve sanatçılara büyük sevgisi, saygısı vardı. Bu sevgi ve saygı soyut değil, somuttu. Sanat etkinliklerini izler,
 

sanatçılarla birlikte olmaktan hoşlanır, onların sorunlarını çözmeye çalışır ve çözer, güç durumda olan sanatçıların yardımına koşardı. Sanatçılarla mükemmel bir diyaloğu vardı.

12 Eylül 1980 müdahalesi sırasında yurtdışında olan ve Türkiye'ye dönemeyen Cem Karaca'nın ülkesine gelmesini sağlamıştı.

Ünlü Türk sanat müziği yorumcusu Bülent Ersoy'u çok sever ve takdir ederdi. Seyahatlerinde veya yorgun anlarında eşine, "Semra, koy bir Bülent Ersoy kaseti, dinleyelim" derdi.

Bülent Ersoy da Turgut Özal'a ve eşine büyük saygıyla bağlıydı. Ameliyatından sonra ortaya çıkan sorunları ve yasakları onların yardımıyla aşmıştı.

"Sanatçı olmanın onurunu onun sayesinde yaşadım" diyen Türk Sanat Müziği sanatçısı Yüksel Uzel'i Zürich'te ünlü beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil'e ameliyat ettirmiş ve sağlığına kavuşturmuştu.

"Ben onunla doğdum" diyen ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı Sadri Alışık'ı karaciğer nakli için ABD'ye göndermişti. Karaciğer nakli .yapılan Alışık, adeta yeniden doğarak Türkiye'ye dönmüştü. Ünlü sanatçı, gözleri dolu dolu, şunları anlatır :

"Hastanede bir gün yarı baygın halde iken, Sayın Cumhurbaşkanımızı eşi Semra Hanım' la birlikte başucumda görünce müthiş duygulanmıştım. Türkiye' de tedavi edilmeme imkan olmadığından haberim yoktu. Amerika'ya gönderileceğimi de ondan öğrendim. Eşiyle birlikte muhtelif ziyaretlerinde bana daima moral verdiler. ABD' de başarılı bir ameliyat geçirdim. Orada kaldığım sürece, ABD'ye yaptığı her seyahatinde beni sorar, sağlığımı takip ederdi. Aslında ben önemli değildim, onun davranışı önemliydi. O, devletin sanatçısına sahip çıkması gerektiğini vurgulamış, hatırlatmış oldu."

Ünlü ses sanatçısı Adnan Şenses kalbinden rahatsızdı. Cumhurbaşkanı Özal'ın danışmanı Can Pulak bir gün Şenses'i aramış, "tedavi için ABD'ye gönderilebileceğini" söylemişti. Bu ilgi Şenses'e yetmişti. Ağnsı, sancısı kalmamış, hastalığını unutmuştu bile... "Baba" dediği Özal'a "çok teşekkür ettiğini" Pulak'a bildirmiş, kendi imkanlarıyla ABD'ye gidebileceğini belirtmişti.

Cumhurbaşkanı Özal prostat ameliyatı için Houston'dayken,


 
 Geri

İleri