8

338

339


yer alan "Dinde reform" konusuna da değinmemiz gerekiyor.

Özal, son zamanlarda, İslamiyet'le ilgili kapsamlı bir araştırma ve çalışma yapıyordu. Bilim ve din adamlarıyla sosyoloji uzmanlarıyla görüşüyor, onlardan "İslamiyet'in yeni yorumu" konusunda raporlar alıyordu. Amacı, dinin içeriğinde değil; İslamiyet'in anlatılması ve anlaşılmasında, Kuran-ı Kerim'in yorumunda, din eğitiminde ve ibadet mekanlarında reform yapmaktı. Kuran-ı Kerim'in yeniden ve çağdaş bir şekilde yorum1anmasıııı, Türkçe basımının yaygınlaştınlması, İslamiyet'in halka doğru an1atılmasıııı istiyordu. Özal'a göre Kuran-ı Kerim televizyonlarda okutulup anlatılmalı, İslamiyet'in barış ve kardeşlik dini olduğu, en hoşgörülü din özelliği taşıdığı ortaya çıkarılmalıydı. Bütün bunları haklı ve sağlam bir mantığa, bir gerekçeye dayandırıyordu.

Türkiye'yi 1989'da ziyaret eden Amerikalı akademisyen Edward Luttwak, Özal'ı nasıl gördüğünü ve dinde reform konusunu şöyle anlatır :

"Özal Batı ve İslam'ı çok iyi birleştirmiş bir lider. Arap dünyası böyle birisini çıkarabilmiş değil. Daha temel kültürel sorunlarını çözememişler. Araplar kendilerini kahraman ve savaşçı bir millet olarak görüyor. Oysa gerçek böyle değil. Yani öz imajları ile gerçek durum arasında çok büyük bir uçurum var. Bu da sürekli olarak gururlarının kırılmasına yol açıyor. Henüz kendilerini keşfedemediklerinden de sorunlarına sağlıklı olarak yaklaşamıyorlar. O yüzden de, onlara zaferler vaad eden Nasır, Esad, Hüseyin gibi liderler iş başına geldiğinde, 'şanlı zaferler değil, çalışan telefonlar istiyoruz' diyemiyorlar. Bir de tabii, 20. yüzyılın sonuna geldiğimiz şu günlerde hala reform yapmamış tek din İslam. Hıristiyanlık ayakta kaldı, çünkü reform yaptı. Eğer Amerika'da Katolik kilisesi Latince duaları bırakıp İngilizce'ye geçmeseydi, bugün Amerika' da Katolik kalmamıştı. Çünkü modem toplumlarda insanlar anlamak istiyor. Reform dinin önemli bir parçasıdır, çünkü din reform yaptığı sürece ayakta kalır. O halde İslam reform yapmazsa, modem dünyanın gerekleri ile arasındaki mesafe giderek büyüyecektir. Örneğin Türkiye' de zaman gelecek, Türkçe dua okunan, yerde halının üzerinde ibadet edilmeyen, ayakkabı çıkarılmayan, son derece temiz, hijyenik, üst sınıfları çekebilecek, kadın ve erkeklerin bir arada ibadet edebildikIeri

 

camiler ortaya çıkacaktır, çıkmak zorundadır. Aksi halde cemaat bulamayacaktır. Ya da köylü cemaate razı olacaktır. Eğer modem kentlileri de çekmek istiyorsa İslam'ı kentlileştirmek gerekir. Yine Arap dünyasına dönersek, eğer İslam reformu olmazsa, Araplar 'tüm dünyanın üzerlerine geldiği' kompleksinden kurtulmak bir yana giderek katılaşacaklardır. Bundan 50 yıl önce Kahire' deki El Ashar medresesinde İslam' ın modem yaşama uyarlanması konusunda ciddi tartışmalar olurdu, bugün böyle birşey mümkün değil, adeta tabu. Eğer Hıristiyanlıkta reform olmasaydı, Galile'yi haza reddediyor olacaktık. İslam reform yapmazsa, sürekli bilimle çatışacak. Şimdi Türkiye'ye gelelim. Siz kendi İslamınızı reform etmişsiniz. İslam' toplumun bir parçası haline getirmişsiniz, ta kendisi olmaktan çıkarmışsınız. Türkiye' de dindar bir kamu görevlisi olmak mümkün ve bu ikisi birbirine engel değil. Şeriat isteyenler var ama bunlar marjinal. Ben Türklerin ezici çoğunluğunun şeriat isteyeceğini sanmıyorum. Çalışabilen bir sentez yakalamışsınız. Siz bu sorununuzu çözmüşken ne diye daha bu sorununu çözememiş Arap dünyasına bulaşacaksınız. Siz elektronik dünyasına bulaşmalısınız, bunun gerisine değil. Gerçi Sovyetler ve Arap .dünyasındaki çözülmeler sırasında cazip fırsatlar doğabilir ama tahrik olmamalısınız. Stratejiniz tahriklere disiplinli bir şekilde kapılmamak olmalıdır. Bırakınız Yunanlılar havlasınlar, nasıl olsa sizi ısıramazlar. Özbeklerin, Kırgızların, Türkmenlerin kültürel kabesi olmalısınız, ama onlardan sorumlu olmamalısınız." (1)

"Türkiye'nin Siyasi Krizi" adlı kitapta, "Usta bir politikacı olarak sivrilen Özal'ın kişiliğinde İslam Kültürü ve Batı teknolojisinin kayda değer bir harmanı vardır" diye yazar.

Özal işte bu kişiliğini bir "model" yapmak istiyordu. Yani "modem-Müslüman" kişiliğiyle "model" olmak arzusundaydı. Dinde reform yapmak istemekteki temel amacı, İslamiyet'in modernlikle çelişir gibi görünen yanlarını törpülemek, daha doğrusu yanlış anlama ve yanlış yorumlardan kaynaklanan "İslamiyet'le modernliğin bağdaşmadığı" yargısını ortadan kaldırmaktı.  Bu yapıldığı taktirde, ibadet edenlerin sayısı artacak, İslamiyet'in daha çok yaygınlaşması sağlanacaktı Kaldıki 2000 yılının hedefi, bilgi toplumuna geçmiş ve kentleşmiş bir

 

(1)Ufuk Güldemir, "Texas - Malatya" Tekin Yayınevi, 1992 , İst. s.385-386





 

 Geri

İleri