8

328

329

büyük ölçüde otomasyon yoluyla yapıyordu. Eskiden yoğun işçi istihdam edilen dallar da şimdi otomasyona geçmeye başlamıştı. Bilgisayarlar arttıkça, programlama imkânları geliştikçe umulmadık şekilde olay otomasyona gidecekti. Bu sisteme girecek insanların da bilgi sahibi olması gerekiyordu. Artık mavi yakalı değil, teknolojiyi bilen, daha yüksek eğitimli insana ihtiyacı vardı. Şu andaki en önemli sorunlarımızdan biri buydu. Bir taraftan bilgi toplumuna giderken, bir taraftan da mevcut işçimizi, mevcut insanımızı devamlı bir eğitim programına tabi tutmalıydık. Toplum değişiyor, bilgi değişiyordu. Eğitimimizi buna göre ayarlamalıydık. Basic eğitimi değil, zaman içinde bir çeşit yenileştiren eğitimi de devamlı vermeliydik. Üniversite-sanayi ilişkileri daha çok yoğunlaşmalıydı. Üniversite-iş ilişkileri daha çok iç içe girmeliydi.

Özal, eğitim meselesine ağırlıkla gidilmesini, her ilde üniversite açılmasını istiyordu. "Türkiye'yi zirai toplumdan sanayi toplumuna götürdük, ileri sanayi toplumuna doğru gidiyoruz. Bundan sonrası bilgi toplumudur" diyordu. Bilgi toplumuna geçmek, bilgisayarlara, komünikasyon sistemine, yüksek teknolojiye doğru gitmekle mümkündü.

Özal'a göre bugün artık ağır sanayinin bir değeri kalmamıştı. Önümüzdeki dönemde ağır sanayi yerine yüksek teknoloji gelecekti. Kim yüksek teknolojide ileriye giderse, o önem kazanacaktı.

Bir zamanlar, tarıma önem verilmemesi halinde dünyada açlık tehlikesinin başgöstereceği söyleniyordu. Oysa tarımda biyo-teknolojinin çok gelişmesiyle son 6-7 yıldır büyük verim ve üretim artışları meydana gelmişti. Bu, geri kalmış üçüncü dünya ülkelerinde değil ileri ülkelerde gerçekleşmişti. İleri ülkeler yüzde 3 istihdamla kendilerini doyurdukları gibi tarımda önemli üretim fazlalığı da sağlıyorlardı.

Sanayi devrimindeki değişiklikle, artık büyük, ağır, hantal parçaların, ağır sanayi dediğimiz şeylerin yerini robotics alıyordu. Elektroniğin, bilgisayarların, komünikasyonun gelişmesiyle, yarın arabanın ağırlığının büyük çapta elektronik ve plastik olacağı söyleniyordu. Ve oluyordu da...

Özal, yüksek teknolojiye dayanan modern sanayiye yönelmenin şart olduğunu vurguluyor ve şöyle diyordu :

"Tarım mallarının fiyatlarının son 6-7 yıldır niye yükselmediğini izah edeyim. Şimdi burada dikkat ediniz, tarıma dayalı ülkelerin geriliği devam edecektir. Sanayi tarafına geldiğimiz zaman aynı konuları orada da görüyorsunuz. Ucuz işçiliğinize güvenip, çok sayıda insan kullanan sanayiye gidemezsiniz. Bunun kıymeti kalmaz. Eğer gerçekten işçiliğiniz nisbi olarak ucuzsa gene modern sanayiye gidin ki, ondan istifade edebilesiniz. Aksi taktirde hiçbir zaman rekabet edemezsiniz. " (1)

Özal, ileri ülkelerde nasıl tarımda yüzde 3 insangücü kullanılıyorsa, düz işçi dediğimiz, yani kafasıyla değil eliyle çalışanların sanayide istihdamının bir zamanların yüzde 40'ından yüzyılın sonunda yüzde 10-15 arasına geleceğini söylüyordu. Gerisini hizmetler sınıfı oluşturacaktı. Bilgisayardan ulaştırmaya, inşaata, bankacılık, sigortacılık ve turizme kadar bütün hizmet sektörleri önemli istihdam alanları olacaktı.

Özal'a göre otomobilden uçaklara, satınalmadan ve pazarlamadan fabrika otomasyonuna kadar herşey bugün elektronik bilgisayar sistemlerine gidiyordu. Yarın daha neler olacağını bilmiyorduk. Tahminimizin çok ötesinde gelişmeler olacaktı. İnsanoğlu bilgisayarlar sayesinde Allah'ın verdiği en büyük, en değerli hazinesi olan beyin gücünü çok daha iyi kullanma şansına kavuşacaktı.

Özal bir de anısını anlatıyordu :

"Çok yıllar önce, 1978'de, bir elektronik dergisini bana getirdiler. O tarihte bu konularla ilgiliydim. Türkiye o sıralar 'tek yol devrim' laflarıyla çalkalanıp duruyor. Sağ-sol kavgaları devam ediyor. Elektronik dergide iç kapakta çok enteresan bir makale gördüm. Yazarı Amerikalı. Diyor ki : 'Bugün sokalarda tek yol devrim diye bağrışan çok kimse var. Bu devrim değildir. Hakiki devrim elektronikte oluyor, kimse farkında değil.' Yazar çok ileriyi görmüş. Hakiki devrim buradadır. Yoksa o sokaklarda söylenenlerin hiçbirisi devrim değildir."

Turgut Özal, bilgi toplumuna ve yüksek teknolojiye geçişte, Türkiye'de çok büyük gelişmeler olacağına inanıyordu. "Türk

(1) Özal'ın 28 Mayıs 1990'da Bilgisayar Kongresi'nde yaptığı "2000'li yıllara doğru" konulu konuşmasından.

 Geri

İleri