8

326

327

Ölümünden önce son söyledikleri bu yoldaydı. İkinci değişim programı adıyla sunduğu, özgürlükçü, demokrat bir toplum yaratma akımında, iki konuya kafa yoruyordu. Bunların birincisi Kürt meselesinin kesin çözümü, ikincisi İslamiyetin çağdaş ve yeni yorumlarla ele alınmasıydı.

"...Birinci Konu; yani Türkiye'nin baş çelişkisi olan Kürt meselesini niçin ön plana alıyordu? Çünkü Özal biliyordu ki, Kürt meselesi çözülmediği taktirde başka hiçbir meselesini çözemez. Ne KITlerin özelleştirilmesi başarılabilir, ne kamu açıkları kapanabilir, ne çağdaş topluma ulaşılabilir ne de Türkiye çağdaş dünya içinde ağırlıklı bir yer alabilir.

Ve gene Özal biliyordu ki, bu mesele çözülmediği taktirde Türkiye, giderek içine kapanacak, sinirli ve haris yöneticilerin götürecekleri dar ve dikenli yolda kuşatılacak, 'birlik-bütünlükten ödün vermeyelim, bir çakıl taşı bile kaptırmayalım' feryatları arasında parçalanacaktır.

'Federasyoncu' zannedilen Özal, aksine bütünleştiriciydi. Parçalanmayı mutlaka önlemek ve Türkiye'de tam anlamıyla ekonomik, sosyolojik ve siyasal sentez yaratmak istiyordu. Türklerle Kürtlerin kardeşçe ve özgürce bir arada yaşayacağı bir büyük ve gelişmiş ülke yaratmak istiyordu. Bu ülke, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar uzanan küresel bir topluluğun dinamo ülkesi olacaktı. Çağdaş dünyanın güçlü ve güvenilir denge unsuru olacaktı.

Bırakmadılar... Özal'm yakasına, paçasına sarılıp çektiler. Dev adımlarının önüne çelmeler taktılar. Her taraftan kuşattılar. Kendi yetiştirdiği, evladı bildiği Mesut Yılmaz'ı bile ona karşı örgütlediler. Adeta Brutus rollerine soyundurdular. Elinden sevgili ANAP'nıı aldılar. Biliyorlardı ki, siyasal partisi olmayınca, Özal'ın kolu, kanadı kırılacaktı.

Özal yılmadı...ANAP'sız, tek başına savaştı. Balkanlar da, Orta Asya'larda bayrağı tek başına taşıdı. Yüreği dayanamayarak öldü." (1)

Özal'ın Güneydoğu sorununa ilişkin cesurca her önerisi veya girişimi önce büyük tepkilere neden oluyor, bir süre sonra ise haklılığı ortaya çıkıyordu. Mesela Özal'ın çözüm öneri-

(1) Hürriyet Gazetesi, 14 Ekim 1993

lerinden biri, Güneydoğu'daki nüfusun azaltılmasıydı. Bu öneri tek parti dönemindeki "mecburi iskan" gibi görülerek tepki yaratmıştı. Oysa Özal bu önerisini daha çok, ordaki imkân ve kaynakların mevcut nüfusun refahı için yeterli olmadığı tezine dayandırıyordu. Başka bölgelerde yaşayan Kürtlerin daha yüksek refah seviyesine ulaşmış olmaları Özal'ın bu tezini doğruluyordu.

Özal, bir yandan da Güneydoğu'nun sosyo-ekonomik gelişmesini sağlayacak adımlar atıyor, işsizliğin azaltılması amacıyla 90 bin ek kadro veriyor, bölgeye atanan din, eğitim ve güvenlik görevlilerinin tazminatlarını artırıyor, kamu görevlilerine ek ücret imkânları tanıyordu.

Bilgi Toplumu - Yüksek Teknoloji

Turgut Özal'ın başlıca ideallerinden biri de Türkiye'yi bilgi toplumuna geçirmekti. Boş tartışmalar yerine bilgi toplumuna nasıl geçileceğinin konuşulmasını, araştırılmasını istiyordu. Çünkü bütün ileri toplumlar ya bilgi toplumuna geçmişlerdi, ya da bilgi toplumuna doğru yaklaşıyorlardı.

Özal, 1991'de Singapur'a yaptığı geziyle ilgili anılarını anlatırken şunları da söylüyordu :

"Ben, en son Singapur'da, orayı 27 sene başarıyla idare etmiş Lee Kuan Yew diye bir zatla iki saat görüştüm. Daha evvel de tanıyordum. Türkiye'ye geldi, beni ziyaret etti. O konuşmada anladım ki, Singapur -2,5 milyonluk bir yer- bir yüksek teknolojiye doğru gidiyor. Ve diğer bütün meselelerini çözmüş bir bilgi toplumu oluyor. Orada artık sanayi bile düşünülmüyor."

Büyük ideallerin, büyük iddiaların ve büyük hedeflerin adamı olan Özal'a göre, 2,5 milyonluk Singapur bilgi toplumuna geçerken, Türkiye bunu neden başaramasındı?

Özal, ABD'de sanayide çalışanların istihdamdaki nisbetinin 1950'de yüzde 50 olduğunu, bugün yüzde 20'ye indiğini, 2000 yılında ise yüzde 10'a düşeceğini anlatıyordu. Tarımda çalışanların istihdamdaki oranı ise yüzyılın başında yüzde 10-20 idi. Şimdi yüzde 2 civarına düşmüştü. Tarımdaki istihdam artık hizmet sektörüne gidiyordu. Çünkü sanayi bugün üretimi

 Geri

İleri