8

32

33

da, biz de haklı çıktık." (1)

Turgut Özal'ın kafasında politikaya atılma fikri de ilk kez o müsteşarlık döneminde oluşmaya başlamıştır. Alınan kararların hızlı yürümemesinden, devletin ve bürokrasinin hantallığından yakınmaktadır. Yakın çalışma arkadaşı Kemal Cantürk'e, 1968 yılında, "Sırf bu bürokrasiyi kırmak için politikaya atılacağım" der.

Ozal, kafasında ya da özel çalışmalarında projelendirdiği fikirleri uygulama imkânına da ilk kez DPT Müsteşarı iken kavuşmuştur. Demirel hükümetinin 1970 yılında yaptığı para operasyonunda ve ekonomik tedbirler paketinin hazırlanmasında önemli bir rol oynar.

Demirel'e Reform Önerisi

"Biz ne zaman ödemeler dengesini düzeltsek, birileri gelip yararlanıyor."

Bu söz Turgut Özal'ındır.

Özal'ın önemli rol oynadığı 1970 yılı para operasyonu ve ekonomik tedbirler paketiyle, ödemeler dengesi düzeltilip, ekonomi tam rayına sokulmuşken, 12 Mart 1971'de askerler bir kez daha çıkagelir.

Komutanların muhtıra vermesi üzerine Demirel hükümeti istifa etmiş, Özal da DPT Müsteşarlığından ayrılmıştır. Düzeltilen ödemeler dengesinden başkaları yararlanacaktır.

Özal, daha önce birkaç kez gittiği Amerika'da çevre ve bazı dostlar edinmiştir. Burada işi hazırdır. Amerika'ya gider ve Dünya Bankası'nda çalışmaya başlar.

Artık mükemmel bir ekonomist olan Özal, serbest ticaretin, rantabl yatırımların, büyük projelerin, rekabetin, kalite ve standart arayışının gereğine o dönemde iyice inanır. 12 Mart 1971'de iktidardan uzaklaştırılan AP Genel Başkanı ve eski başbakan Süleyman Demirel'e Amerika'dan bir mektup gönderir. Ekonomi ile ilgili görüş ve önerilerini ayrıntılı şekilde anlatır. Ekonominin liberalleştirilmesi ve serbest piyasa eko-

(1) Kemal Cantürk, "Özal ve Dünya Bankası", Tercüman 20 Mayıs 1993

nomisine geçilmesi, bunun için radikal reformlar yapılması, yapısal değişikliğe gidilmesi, KiT'lerin özelleştirilmesi gerektiğini vurgular. O tarihlerde KiT'ler henüz sorun haline gelmemiştir ama, ekonominin sırtında kambur olmaya başlayacaklarını Özal daha o yıllarda görmüş ve sezmiştir. O mektup bir başka açıdan da önemlidir. Özal, aktif politikaya girmeden önce, ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlara ilişkin görüşlerini ilk kez o mektupta açıklamıştır. Sonraki yıllarda, mektup için, "Bugün de hâlâ değerini muhafaza etmektedir" diyecektir.

Dünya Bankası'nda beş yıl kadar süren çalışma Özal'a, içerde devletten sonra dışarda önemli bir uluslararası kuruluşta tecrübe kazandırmıştır. Yurt dışındaki kurumların Türkiye'ye bakışlarının nasıl olduğunu da bu dönemde gözler.

1975'te yurda döner ve Sabancı Holding'de Genel Koordinatör olarak işe başlar. Sıra özel sektörle ilgili bilgi ve tecrübelerini artırmaya gelmiştir. Birkaç ay sonra Sabancı Holding'den ayrılır ve arkadaşı işadamı Zeki Aytaç'la çalışmaya karar verir. Çelik Endüstri, Çemsan, Çetaş, Parsan, Esaş, Burtrak gibi firmalarda yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu başkanı veya genel müdür olarak görev alır. Bu dönemde, Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası (MESS) üyesi de olan Özal, bir süre sonra aynı sendikanın önce Yönetim Kurulu Başkanlığına, sonra da Genel Başkanlığına yükselmiştir.

O tarihte, bir Japon otomotiv sanayi şirketinin Türkiye'deki temsilciliğini de yapmaktadır. Şirket, arazide hareket eden bir araç fabrikası kurmak ister. Özal, zamanın DPT Müsteşarı Kemal Cantürk'e gider ve durumu anlatır. Üçüncü Beş Yıllık Plan'ın 1002. maddesinde, otomotiv sanayinin sadece kamu sektörünce gerçekleştirilebileceği hükmü vardır. Cantürk, bu hükmü hatırlatır ve Japon firmasının isteğinin yerine getirilemeyeceğini söyler. Özal kızar:

"Motor sanayine karşı çıkanların çoğunun solcu olduğunu biliyorum. Ama ben karar verdim. Siyasete atılacağım ve mutlaka onlarla politik alanda savaşıp canlarına okuyacağım."

O, kafasına koyduğunu mutlaka gerçekleştiren insandır.

Nitekim yıllar sonra, bir Japon firmasının Türkiye'de ürettiği ilk otomobilin fabrikadan çıkışında, Turgut Özal Başbakan

 Geri

İleri