8

310

311

Özalizmin yarattığı yeni jenerasyon, artık dört yıllık üniversite eğitimini de yeterli görmüyor. Buna iki yıllık master ve dört yıllık doktora eğitiminin de eklenmesi ve en az bir yabancı dil bilinmesi gerektiğine inanıyor.

Gençler kendilerini seviyor ve kendilerine güveniyor.

Dünyayı izliyor ve yeniliklerin gerisinde kalmamaya çalışıyor.

"Evrensel değerler ve özgürlükçü bir zihniyetle yetişen ve yarının Türkiye'sinin umudu olan 'atarı' veya 'Bilgisayar kuşağı, 21. yüzyıla giderken yaşanan teknolojik devrime ayak uyduran günümüz gençliği, Özal'ın eseridir." (1)

Özal sayesinde meraklı, araştırmacı, yenilikçi, dinamik, girişimci, dünyaya açık, kendine güvenen, kompleksiz, çağdaş değerlerle donatılmış genç bir toplum doğdu.

Türk insanı artık istemeyi, istediğini elde edebilmek için mücadele vermeyi biliyor.

Özal, Türk toplumunu çağdaş yaşama taşıdı. Çağdaşlık onun sayesinde keşfedildi. Modern otoyollar, bilgisayar, faks, dünyanın her yeriyle konuşulabilen telefon, çok kanallı renkli televizyon, süper lüks oteller, yeşil futbol sahaları, kredi kartları...

Yaşayan nesiller, Özal'ın Türkiye'yi on yılda nereden nereye getirdiğinin tanığı oldular.

Onun başlattığı değişim, değiştirdiği tüketim kalıpları Türk toplumunu öylesine etkiledi ki, ölümünden sonra, Başbakanlık koltuğuna onun çizgisinde bir kişi, Bayan Tansu Çiller oturdu. Türkiye gibi Müslüman bir ülkede ilk kez bir kadının Başbakan olması, Özal'ın yaptığı zihniyet devriminin ve başlattığı muazzam değişimin bir sonucuydu.

Prof. Dr. Erol Manisalı'ya göre, "Özellikle son on yıl içinde tüketim kalıpları hızla değişen Türk toplumu, 'çaydan 'nescafe'ye, 'ayran'dan 'koka kola'ya, ya da pop müziğinin ABD ve Avrupa'daki çınlamalarına geçerken, bir tüketim özlemini ve açlığını da bilinçaltında gideriyordu. Hızlı kentleşme ile,bü-

(1) Cengiz Çandar, Sabah Gazetesi, 18 Nisan 1993.

yük çoğunluğu genç olan nüfusu ile bütün toplumsal kalıpları, 'şekilci ağırlıklı' olarak çatırdamaya başlamıştı. Tansu Çiller bilinçaltı bu isteklere karşılık veren fotoğraf oldu. Halk desteği böyle ortaya çıktı."

Kısacası Özal, Sovyet İmparatorluğu'nun çöküşünü herkesten önce görmekle, ekonominin köhneleşmiş kalıplarını değiştirerek yasakları ayıklamakla, serbest pazar ekonomisine geçerek geri kalmış ülkeler için Türkiye'yi örnek bir ülkeye dönüştürmekle kalmadı, gerçekleştirdiği muazzam zihniyet devrimiyle, toplumun yaşam tarzını da kökünden değiştirdi.

Özal Yaşamında da Farklıydı

Çubuklu pijama da giyerdi, cart renkli eşofman altının fanilamsı tişörtünü de...

Kâh kıravatlı şık elbisesiyle panel yönetirken görülüyordu, kâh ayağında şortla Marmaris sokaklarında dolaşırken...

Bazen Meclis'te, kürsülerde, kongrelerde, meydanlarda şok yaratacak konuşmalar yaparken izlerdiniz onu, bazen de ayağında bermuda pantolon olduğu halde sürat teknesinde kaptanlık yaparken...

Smokinini giyerek dans da ederdi, sanatçılara eşlik ederek şarkı da söylerdi.

Çiçekli mayolarla resim de çektirirdi, kimono ile basın toplantısı da düzenlerdi.

Red Kit okuyan ilk ve tek Cumhurbaşkanıydı. "Bir şiir istiyorum" diye başlayan şiirler de yazardı.

"Cabbar" adlı papağanına fıstık yedirmek büyük zevklerinden biriydi.

Gazetecilerle bilek güreşine tutuşurdu.

Pervasız bir girişimciydi. Gezmeyi, eğlenmeyi severdi. Nasrettin Hoca bilgeliğiyle muziplikler de yapardı. Gönül kapısı herkese açıktı. Sevgisi karşılıksız ve güvenliydi.

"Herşeyin hızlısını severim" derdi. BMW otomobiline biner, saatte 200 kilometre hız yaparken, yanında oturan eşine,

 Geri

İleri