8

296

297

önceki bölümlerde az çok durduğumuz için, biz burada, Özal'ın kaleme aldığı "giriş" bölümündeki devreleri aktarmak istiyoruz :

"1923-1950 Devresi: Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması sonunda büyük kısmı Anadolu'da Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuştuk. Ülkemiz 12 seneden fazla süren harpler sonucu yorgun, bitkin ve harap halde idi. Memlekette yetişmiş insan gücü çok mahduttu. Sanayi tesisleri çok az olan ülkemizde mevcutları bile çalıştırabilmek güç görünüyordu. Bu devre, aynı zamanda büyük reformların yapıldığı, bu bakımdan oldukça önemli zorlukların olduğu bir dönemdir. Tek partinin hakim olduğu bu dönem, daha ziyade devletin temellerinin atıldığı, müesseselerin kurulduğu bir dönemdir. Ekonomik gelişme bakımından, demiryolu şebekesinin genişletildiği, Kamu İktisadi Teşebbüslerinin kurulmaya başlandığı bir devre olarak görülmektedir. Bu dönem esas itibariyle devletçiliğin hakim olduğu bir dönemdir. Bu dönemin sonunda 1950 seçimleri ile çok partili demokratik sisteme geçilmiştir.

1950-1960 Devresi : Ülkemizde ilk defa halkoyunun devlet yönetiminde söz sahibi olduğu bir dönemdir. İlk ciddi kalkınma hamlesinin de bu devrede olduğunu görüyoruz. Esas itibari ile bu dönemde:

-Karayolları,

-Havameydanları, limanlar,

-Barajlar,

-Elektrik tesisleri (Enterkonnekte sistem),

-Çimento ve Şeker Fabrikaları tesis edilmiştir.

Bu dönemde özel teşebbüste de ciddi bir faaliyet görülmektedir. Bununla beraber, bundan evvelki dönemde olduğu gibi bu dönemde de Türk ekonomisinin ana hastalıkları olan döviz darboğazı, ihracatta tarım ürünlerine bağlı oluşumuz bütün ağırlığı ile devam etmiştir. Bütün bunlara rağmen bu dönem, ekonomik kalkınmanın başladığı bir dönemdir. Nitekim, 1927 nüfus sayımında kırsal bölgenin nüfusu bütün nüfusun yüzde 86'sı iken 1950 sayımında ancak yüzde 84'e düşebildiği halde, bu nisbet 1960'da yüzde 68.5'e düşmüştür. Bu şekilde ülkemizde ilk defa ciddi bir şehirleşme hamlesi başlamıştır. Batı

ülkelerinde bizden daha ileri şehirleşmenin 100 sene evvel yapıldığını hatırlamak ülkemizin ekonomik bakımdan ne kadar geride kaldığını göstermektedir. Bütün bunlara rağmen, gelişme yolunda önemli mesafeler almaya başlayan memleketimiz, 1960 yılı mayıs ayında bir askeri müdahaleye maruz kaldı. 27 Mayıs müdahalesi diye tanınan bu harekât sonunda kalkınma hamlemiz duraklamış ve hatta yön değiştirmiştir.

1950-1960 arasında devletin iktisadi hayatta faaliyeti devam etmekle beraber özel sektörde de faaliyet hızlanmıştır. 1960 sonrasında devletin rolü iyice ağırlık kazandı. Ülkemiz ilk defa bir merkezi planlı döneme girdi. Gerek 27 Mayıs 1960 hükümet darbesinin, gerekse bundan sonraki devrede bunun tesirlerinin Türkiye'mizin kalkınmasına yaptığı etki çok büyüktür. Bununla ilgili bir misal verebiliriz : Güney Kore 1960 yılında Türkiye'den çok geri idi. Mesela, ihracatı 30 milyon dolar idi, sonraki 20 sene içinde 20 milyar doların üzerine çıkardı. Türkiye ise ancak Güney Kore'nin onda biri miktarında ihracat yapabilmiştir.

1960-1970 Devresi: Bu dönem planlı kalkınma devresi olarak adlandırılmıştır. Başlangıçta kamu yatırımlarının ağırlık kazandığı görülen bu dönemin sonuna doğru özel sektör yatırımlarının teşviki başladı. Bu, özellikle 1968-1972 ikinci plan döneminde görüldü. Devrenin sonunda, 1970 Ağustos'unda büyük bir para operasyonu yapılarak Türk ekonomisine yeni bir yön verilmek istenmiştir. Maalesef bu hamle de yeni bir müdahale ile yarım kalmış ve geriye düşmüştür. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı olarak görev yaptığım bu ikinci plan döneminde, 10 Ağustos 1970 kararları ile hedef Türk Parası Koruma Kanunu'nu kaldırarak Türk ekonomisini süratle serbestleştirme yoluna gitmekti. Yani 24 Ocak 1980 kararları ile alınan ekonomik istikamete daha 1970 yılı sonunda girmekte idi. Maalesef 12 Mart müdahalesi bu programın uygulanmasını imkânsız kılmıştır. Bunun yerine ülkemiz 'toprak reformu' gibi ülke gerçeklerine uymayan birçok hayali işle uğraşmış, sonunda koalisyonlu bir döneme girmiştir.

1970-1980 Devresi: Devrenin başında 10 Ağustos 1970 kararlarının müsbet etkisi ile döviz durumu düzelmiş, Türkiye nerede ise iki yıllık ithalatını karşılayacak bir duruma gelmişti. Ama bu durumdan istifade edilerek daha ileri hamleler yapıl-

 Geri

İleri