8

290

291

maaşla çalışan doktorlar... Böyle olunca da yaptıkları işi angarya gibi görenler oluyor. Yani ortada bir rekabet yok. Sağlık kurumlarının birbiriyle, rekabet edeceği bir sistem kurulmamış. Kazanç da yok. Bu sistem yürür mü? Dünyadaki ileri ülkelerin hiç birinde sigortaların kendi hastaneleri yoktur. Sigorta ile hastaneleri ayırmak, hastaneleri vakıf müesseseleri haline getirmek lâzım."

Özal, "İkinci Değişim Programı" ile nasıl bir Türkiye tahayyül ediyordu? Yani bu programın uygulanması Türkiye'yi nerelere, hangi hedeflere götürecekti?

Bunu, Özal'ın hep yanında bulunmuş, yıllarca onunla birlikte çalışmış ve onu iyi tanıyan Yusuf Bozkurt Özal, Hüsnü Doğan ve Bülent Akarcalı ile konuştum.

Özal'ın düşlediği Türkiye'yi Yusuf Bozkurt Özal şöyle anlattı :

"Turgut Bey, Türkiye'yi her şeyden önce tarihine lâyık bir şekilde, dünyanın gelişmiş ilk on ülkesi arasında görmek istiyordu. Tabii tek arzusu maddi gelişme değildi. Yani, insanların her türlü insan haklarından faydalandıkları, mutlu ve ülkeleriyle iftihar ettikleri bir Türkiye istiyordu. Öyle bir Türkiye ki, orada yaşayan herkes 'Ben hayatımdan memnunum. Çünkü iyi kazanıyorum, iyi harcıyorum. Ve manevi bakımdan da inandığım şekilde yaşıyorum. Düşündüğümü söyleyebiliyorum, istediğim işi tutabiliyorum. Benim ülkem dünyanın en iyi ülkesidir. Hürriyetlerin en geniş olduğu ülkedir1 diyebilmelidir.

Bu Türkiye'nin aynı zamanda dış dünya ile ilişkilerinde de fevkalade girişken olması lazımdı. 'Yirmi birinci asır Türk asrı olacaktır' derken, Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra ortaya çıkan Türk Cumhuriyetleriyle kader birliği içinde olan bir Türkiye düşünüyordu. Türkiye'yi modern, değişmiş, insanların gidip yaşamak istedikleri, o ülkenin vatandaşı olmak istedikleri bir ülke olarak görmek istiyordu. Yani Türkiye'nin hem maddi bakımdan kalkınması, hem de manevi yönden her türlü hürriyetlerin ve insan haklarının mevcut bulunduğu bir ülke olması gerekiyordu. İyi bir ekonomik, iyi ve güzel bir sosyal program ve insanların kabiliyetini ortaya koyan rekabete dayalı bir sistemin çalışması lâzımdı."

Hüsnü Doğan'a göre ise, "Özal'ın 2000'li yıllarda Türkiye için belirlediği hedef, büyük bir hedefti."

"İkinci Değişim Programı'yla bu hedefe varıldığında, Türkiye nasıl bir ülke olacaktı?

Hüsnü Doğan'ı dinleyelim:

"Altyapı bakımından çok ileri gitmiş bir Türkiye... Ekonomik, siyasi ve idari altyapı bakımından ise çok önemli hamleler yapmış bir Türkiye... Özellikle asıl hedefi devletin ekonomik faaliyetlerdeki rolünü küçültmekti. Mahalli idareleri güçlendirmek de en önemli hedeflerden biriydi. Böyle bir Türkiye, kaynaklan daha verimli kullanacaktı. Sistemin ve insanların verimliliği artacaktı. Zaten önemli olan da sistemin ve insanların verimliliğini artırmak değil midir? Bu verimliliği artırdığınız taktirde, bugün, hayal bile edemediğiniz noktalara ulaşırsınız. Türkiye'de insanların ufku dar. Aşırı bir devletçilik var. Devletçiliğin epey beti kırıldı ama yeterli değil..."

Bülent Akarcalı ise, "Turgut Bey'in gönlünde, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi ağırlık açısından dünyanın sayılı ülkeleri arasında yerini almış bir Türkiye yatıyordu" dedikten sonra, bana şunları söyledi:

"Bu, Türkiye 2000'li yıllara bütün sorunlarını çözmüş olarak girecek demek değildir. Gerçekçi olalım. Bütün sorunlarını çözmüş gibi görünen ülkelerin bile kendilerine göre sorunları var. Afrika ülkeleri, Uzakdoğu ülkeleri, Ortadoğu ülkeleri, merkezi Avrupa ülkeleri ve Karadeniz ülkelerine baktığımız zaman Türkiye fevkalade bir ülke olarak görünür ama bizim de sorunlarımız var. Turgut Özal'ın gönlündeki Türkiye ekonomide, uluslararası siyasette, sosyal alanda, sporda, kültürde, sanatta; fikir, vicdan ve teşebbüs özgürlüğünde dünya standartlarına ulaşmış bir ülkeydi. O standartların zirvesine belki çıkamazdı ama hiç olmazsa yetişirdi."

Özal'ın "İkinci Değişim Programı" nın. hayata geçirilmesi halinde neler olacaktı?

Devletin ekonomideki yeri küçülecek, tek tip vergi oranı sayesinde vergi gelirleri artacak, enflasyon düşecek ve sanayicinin yakındığı yüksek faizli kredi sorunu ortadan kalkacaktı. Bu değişimin sağlayacağı yatırım hamlesi, tüm ülkede üretimi ve refahı artıracaktı.

 Geri

İleri