8

288

289

rafları var, yaptığınız yatırımın amortismanı var. Halbuki İhsan Doğramacı gibi bir insan bu işe gönül vermiş. Kendi malını mülkünü bu ülkeye getirmiş. Devletten de biraz destek gelince, hizmet daha kaliteli olmuş.

Peki bu okullarda sadece zengin çocukları mı okuyor? Hayır. Ben biliyorum, fakir çocukları da okuyor, ihsan Doğramacı'nın kurduğu burs sistemiyle... Başarılı öğrencilere burs veriliyor.

Bunu bir kredi sistemine bağlamak, başarılı öğrencilere karşılıksız burs vermek lâzım. Ben devletten burs alarak yurtdışında okudum. Bu devlet eğer beni yurtdışında paralı bir üniversiteye gönderip okutabiliyorsa, Türkiye'de niçin okutmasın ?

Yani üniversiteler vakıf müesseseleri haline gelmeli. Üniversitede okuyanlar para ödemeli. Paralı okumanın bir avantajı da şu : Yüksek tahsil aslında bir yatırımdır. Mesela bir makine alıyorsunuz, işletiyorsunuz. Bir ev alıyorsunuz, kiraya veriyorsunuz. Yüksek tahsil de öyledir. Çünkü para veriyorsunuz, karşılığında diploma alıyorsunuz. O diploma ile de para kazanıyorsunuz. Eğitim parasız olunca değeri düşer. Yani çocuklar sırf askere gitmemek için üniversiteye yazılır. Devam eder, tekler şu olur bu olur.

Üniversiteler memlekete pahalıya malalan müesseselerdir. Bir mühendislik fakültenin laboratuarını, bir tıp fakültesinin donanımını düşünün. Buraları fuzuli yere işgal etmek doğru mudur? Üniversiteye giren öğrenciyi zorla da okutamazsınız. Sınavlarda başarısız olanlara her yıl af çıkarırsanız, beş yılda mezun olması gereken öğrenci ancak on yılda olur. Bu sistem fevkalade zararlıdır. Hem o gençler hayata geç atılır, tembelliğe alışırlar.

Herkesin üniversite mezunu olması şart değil. Böyle bir ideal de olmaz. Bir gemide isteyen herkesin kaptan olması mümkün mü? Bu memlekette herkes üniversite mezunu olsa, kimse birbiriyle geçinemez. Emir veren insanlar olacak. İşçi olmadan herkes ustabaşı olsa kâğıt yapılabilir mi? Herkes mühendis olsa, kim işçilik yapacak? Eğitimin çok üst düzeyde olduğu ABD'de bugün üniversite mezunu olmayan milyonlarca insan var. Ama çok iyi iş yapıyor, çok para kazanıyorlar. Hayata da erken atılıyorlar.

Lise ile üniversite arasında, gençleri hayata daha doğrudan sokabilen -sekreterlik, bilgisayar öğrenimi, turizm gibi- meslek okulları olmalı. Üniversiteler daha üst düzeyde eğitim yapmalı, akademisyen yetiştirmeli. İnsanların kabiliyetleri değişik. Herkes ressam, müzisyen veya mühendis olamaz. Herkes üniversite mezunu olamayabilir. Ama üniversite eğitimini mümkün mertebe fırsat eşitliği içinde insanlarımıza sunmak ve bu sistemi çarçur etmemek lâzım.

Ayrıca, memleketimizdeki üniversitelerin beş, bilemediniz on tanesini temayüz etmiş üniversite haline getirmemiz gerekiyor. Buralarda memleketi idare edecek insanlar yetişmeli. ingiltere'de nasıl Oxford, ABD'de Harward varsa bizde de olmalı. Mesela bir ODTÜ, İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi böyle olabilir. Aksine bugün Boğaziçi de, İstanbul Teknik Üniversitesi de eski kalitede değil. Hoca başına düşen öğrenci sayısı çok fazla... Kaliteli eğitim için öğrencilerimizi ille yurtdışına mı göndereceğiz?

Memleketimizdeki sağlık hizmetlerine gelince...

Üniversiteler için düşünülen sistem hastaneler için de geçerli. Bugün mesela Bayındır Tıp Merkezi ve International Hospital, ancak zenginlerin muayene ve tedavi olabildiği pahalı hastaneler... Halbuki sigortalılar da böyle hastanelerde tedavi olabilmeli ve parasını sigorta ödemeli. Sigorta bunu 'benim hastanem var diye yapmıyor. Sigorta, kendi hastanesinin kendisine daha pahalıya malolduğunun farkında değil. Yani yaptığı yatırımın, o yatırıma harcanan para bankaya yatırılsa ne kadar faiz getireceğinin hesabını hiç yapmamış.

İlginç bir örnek vermek istiyorum :

İnsan hayatı otomobilinkiyle kıyaslanamaz ama mekanizma olarak birbirine benzer. Diyelim bir kaza geçirdiniz ve otomobiliniz hasar gördü. Kaskosu veya sigortası varsa, herhangi bir tamirciye yaptırıyor, parasını alıyorsunuz. Yani sistemde bir sıkıntı yok. Çünkü özel sektör tarafından kurulmuş tamir atölyeleri birbiriyle rekabet ettikleri için, fiyatları aşırı olmuyor. Üstelik ne kadar iyi iş yaparlarsa o kadar çok müşteri buluyorlar.

Sağlıkta ise hastanelerin hepsi ya Sigorta'ya, ya devlete ait. Oralarda çalışanlarda tabii devlet memuru statüsünde... Düşük

 Geri

İleri