8

286

287

daha az oranda vergileme ile elde edilecek gelirden daha düşük bir gelir elde edilmesine sebep olması kuvvetle muhtemeldi.

Özal, 1993 yılı başlarında kendisinin yönettiği Cedid Grubu panelinde şunları söylüyordu :

"Vergi alamadığımıza ben de katılıyorum. Vergileri aşağı çekelim. Bugün üç vergi var : Katma Değer Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi... Üçünü de yüzde 15 yapalım. Ama ondan sonra vergi vermeyenin de canına okuyalım. Bunu yaptığımız taktirde benim kanaatim Türkiye'nin milli geliri bugün 300 milyar dolardan aşağı değildir. Öyle 160 milyar dolar falan değil. Çünkü bu gelirin büyük bir kısmı bu hesapların içine girmiyor. Örnek vereyim : Binalar kaça satılıyor? Değerinin asgari 50'de birine ucuza satılıyor. Herkes birbirini aldatıyor. Bunları değiştirmemiz lazım. Yüzde 4 alandan, yüzde 4 satandan alırsanız tabii böyle yaparlar. Maliyecilerin yanlışı bu... Yüzde 4+4 = 8 alacağınıza binde 5 alın. Yalnız şöyle bir şart koyun, deyin ki, satılan yer tapuya kaydedildiği zaman, tapuya kaydedildiği rakamın yüzde 50 fazlasıyla devletin satınalma hakkı vardır. Bakın o zaman nasıl doğru rakamı söylerler.

Bunları niye yapmadınız diye sorabilirsiniz. Türkiye'yi idare eden bürokrasidir. Bürokrasiyi ikna etmek lazım. Bürokrasi Türkiye'nin gücü ise, ihmal etmemek, kavga etmemek lazım. Kavga ederseniz bürokrasi sizi perişan eder."

Özal'ın "ikinci Değişim Programı"nda eğitim ve sağlık reformu yapılması ve bu hizmetlerin özelleştirilmesi de öncelikli hedefler arasındaydı.

Özal'ın kardeşi Yusuf Bozkurt Özal, sağlık ve eğitim hizmetlerinin özelleştirilmesi konusunda bana şunları anlattı:

"Atatürk zamanında yani günümüzden 60-70 yıl önce Tevhid-i Tedrisat Kanunu getirildi. O günün şartlarına uygun bir kanundu. Bugün dünyanın şartları çok değişti. Globalleşme dediğimiz, yani dünyanın küçülmesi (küreselleşme) olayı ortaya çıktı.

Bugün Türkiye'de yabancı sermaye yatırımları var. Bunların yöneticilerinin Türkiye'ye gelen çocukları var. Bu yönetici çocuğunu istediği gibi okutamıyorsa, Türkiye'ye pek gelmez.

Türkiye'de beynelmilel okul açacaksınız. Ama Tevhid-i Tedrisat Kanunu buna izin vermiyor. O okulların müfredat programını da ben hazırlayacağım diyor. Halbuki bu okullar standart okullardır. Ayrıca bu okullarda okuyanlar Türkiye'de kalmayacak, ülkelerine dönecekler. Öyleyse onlara niye karışıyoruz?

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmış. 'İnkılap Kanunları' adı altında toplanan kanunlardan biri... Zamanın politikacıları, askerleri 'Bu kanunlar değiştirilemez, değiştirilmesi teklif bile edilemez' demişler. Şimdi ben de diyorum ki, Mustafa Kemal Atatürk hayatta olsaydı bu kanunları herkesten önce kendisi değiştirirdi. Ama biz o kadar tutucu olmuşuz ki, Atatürk'ün çıkardığı kanunları değiştirmeye elimiz varmıyor. Önce bunu yapmak lâzım. Yani Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun günün şartlarına göre değişmesi, Türkiye'nin artık dünyanın şartlarına uygun bir eğitim sistemine geçmesi gerekiyor.

Bunun ilk şartı özelleştirmedir. Özelleştirme derken şunu kastediyorum : Okullar artık vakıf müesseseleri tarafından açılmalı ve yönetilmeli. Çünkü özel okullarda öğretmenlere iyi maaş verildiği için kaliteli eğitim yapılıyor. Milli Eğitim okullarında öğretmenlerimize doyurucu maaş veremiyoruz.

Yalnız burada, 'özel okullara herkes parayı nasıl ödeyecek?' meselesi var. Eğitimin zorunlu olan kısmını yine devlet üstlenir ve mesele halledilir. Ancak, eğitimin devlet tarafından yürütülen mecburi kısmındaki okullar da mahalli idarelere verilmeli. Ben merkezi sisteme karşıyım. Ankara'da oturup Hakkari'deki öğretmeni tayin etmeye kalkmamamız lâzım. O işin yönetimi, o ilin yerel yönetimine bırakılmalı. Çünkü oradaki öğretmeni buradan tayin ederseniz, tayinlerden başka iş yapamazsınız. Milli Eğitim Bakanlığı bugün öğretmen tayin etmekten ve müfredat programı hazırlamaktan başka iş yapmıyor.

Aslında devlet okul ve hastane işleticisi değil, eğitim ve sağlık politikalarının hazırlayıcısı ve bu hizmetlerin denetleyicisi olmalı. İşletmecilik özel sektör müesseseleri ve vakıflar tarafından yapılmalı.

Bu eğitim sistemi Türkiye'ye daha ucuza malolur. Çünkü o koca üniversiteyi yapmak büyük masraftır. Onu işletmek ilave bir masraftır. Bedava bile yapsanız, onun görünmeyen mas-

 Geri

İleri