8

284

285

Bu Osmanlılık ruhunun temelinde silahlı çatışma, toprak işgali ve ilhakı yoktu.

O, Anadolu coğrafyasının insanıydı ve "Toprak almak, risk almaktır" diyordu. "Toprak almak, hele yeni yeni kütleleri idarenize almak çok yanlış iş. Onun yerine, bugün batılıların yaptığı gibi ekonomik hegemonya kurun. Ekonomide kuvvetli olun, malınızı, satın, üstün olun."

Şu sözler de Özal'a aittir :

"Değişim Türkiye'de o kadar kolay olmadı. Bundan sonra da kolay olmayacak. Fakat değişimi yapamadığımız taktirde büyük ülke olamazsınız. Balkanlar dan Orta Asya'ya kadar önünüzde büyük bir tablo açılmış. Eskiden bu tablo yoktu. Bu tabloya göre yeni şeyler yapmamız lazım. Bazı değişiklikler yapmanız lazım. Devleti hakikaten küçültmeniz lazım. Ben 1979 yılındaki bir konuşmamda Milliyetçiler Kurultayı'nda bu fikirlerimin çoğunu söyledim. Yani esas olan ferttir, devlet değil. Devlet ferdin hizmetindedir. Devlet baba değildir. Yani baba olursa alır eline sopayı, birgün sizi döver. Bunlar hep söylenmiştir. Ama yapabildiğimiz bu kadar. Yaptıklarımızın iyi olduğunu zannediyorum. Ama daha fazlasını biraz da tutucuların gerici demiyorum dikkat edin, tutucu diyorum, çünkü ileri görüşlü olup ta tutucu olan çok var fazla olduğu yerde hakikaten fazla iş yapmak zor oluyor. Ama birçok meseleyi aştık."

Cumhurbaşkanı Özal'ın, Üçüncü İktisat Kongresi'nden başlayarak, çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalarla esaslarını ortaya koyduğu "İkinci Değişim Programı", çağdaş Türkiye tablosunu özetle şöyle çiziyordu :

-Memur sayısı yan yarıya azaltılmalı, ama memura daha çok para verilmeli. Devlet, mevcut memur sayısının yarısı ile ve belki daha azı ile idare edilebilir.

-KiT'ler bütün ticari, sınai ve hizmet sektörlerinden çekilmeli, üç yıl içinde KiT'lerin yüzde 80'i belli bir program çerçevesinde özelleştirilmeli; barajlar, elektrik santralları ve otoyolların da bir an önce özelleştirilmesi sağlanmalı. İktisadi Devlet Teşekkülleri gibi büyük yükler kaldırılırsa devlet, belki oran olarak milli gelirden daha az pay almakla beraber, mutlak değer olarak bugünkü anlayıştaki devletten çok daha iyi gelir sağlar.

-Devlet desteği olmadan ayakta duramaz hale gelen sosyal güvenlik sistemi, yani Sosyal Sigortalar Kurumu, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur vakit geçirilmeden özelleştirilmeli.

-Gelir ve Kurumlar Vergisi oranları yüzde 20'ye düşürülmeli, Katma Değer Vergisi oranı yüzde 15'e çıkarılmalı, vergi kaçıranın peşine düşülmeli ve mutlaka canına okunmalı.

-Ağır sanayiden vazgeçilmeli, teknoloji yoğun sermayeye, turizme ve tarımda seracılığa yönelmeli.

-Eğitimde köklü reformlar yapılmalı, bütün okullara bilgisayar girmeli, liseler dahil bütün eğitim kurumlarında paralı eğitime geçilmeli.

-Yabancı sermaye girişini hızlandırmak için Türkiye'nin her yerinde yabancı dille eğitim yapan okullar açılmalı.

-Devlet, hastanelerden elini çekmeli.

-Her alanda insanlar serbestlik içinde yarışa sokulmalı.

-Hukuk reformu yapılmalı.

-Çevrenin korunmasına önem verilmeli.

-Yerel yönetimler güçlendirilmeli, merkezden yönetim yerine, yerinden yönetim geliştirilmeli.

-Bürokratik karakteri ağır basan merkeziyetçi idari yapı, mutlaka ıslah edilmeli.

Özal, devletin küçülmesine ve KiT'lerin özelleştirilmesine büyük önem veriyor, bu konuda vakit kaybedilmemesini istiyordu. Ona göre, devletin ekonomideki payı mutlaka azaltılmalıydı. Devletin gelir kaynakları milli gelirin yüzde 30'unu geçmemeliydi. KiT'ler bir program çerçevesinde özelleştirilmeli, satılamayacak KiT'ler tasfiye edilmeli ve işçilere Dünya Bankası'ndan sağlanacak kredi ile tazminat ödenmeliydi. Türkiye Taş Kömürü Kurumu ve iskenderun Demir Çelik İşletmeleri kapatılmalıydı.

Özal, "İkinci Değişim Programı''nda, vergi alanında da köklü reform yapılmasını öneriyordu. Ekonomik gelişme yolunda olan Türkiye'de vergiler genel olarak yüksekti. Yüksek vergi oranlan vergi kaçağına yol açmaktaydı. Aynı zamanda ekonomik kalkınma hızının düşmesine sebep oluyordu. Dolayısıyla

 Geri

İleri