8

282

283

yoktur. Her ferdin, her kurumun bir diğerinin düşüncesine saygı gösterdiği toplumlar, milli birliklerini koruyan, mütecanis toplumlardır.

İkinci prensip, 'Evrensel Anlamda Din ve Vicdan Hürriyeti'dir. Yalnız ve yalnız, dini ve vicdanı baskı altında tutulmayan insan huzurlu, verimli, mutlu, istekli ve hatta kabiliyetli insandır.

Üçüncü prensip, 'Teşebbüs Hüriyeti'dir. Uygar rekabet ortamı olduğu sürece, devlet müdahaleciliğini asgari seviyede tutmak kalkınmanın ilk ve temel gereğidir. Derin inancım odur ki, on-onbeş civarındaki ileri ülkelere biran önce katılmamızın ana motoru teşebbüs hürriyeti olacaktır.

Değerli Delegeler,

1981 İkinci İktisat Kongresi'nde belirlediğimiz hedeflere büyük çoğunlukla ulaşabildiğimiz gibi, bugün burada öngördüğümüz hedeflere de ulaşabileceğimize inanıyorum. Her zaman söylediğim gibi, sıraladığım prensipleri uygularsak, bizi durdurabilecek hiçbir güç yoktur. Üstelik bugün, 1980'lerde sahip olmadığımız büyüklüğe erişmiş eğitilmiş insan gücümüzle, tecrübe birikimimizle geçtiğimiz on senede gerçekleştirdiklerimizi katlayarak ileriye götürmemiz mümkündür.

Nesiller gelir, nesiller gider. Önemli olan bir neslin kendisinden sonra gelecek nesile neler bırakabildiğidir. Tarih ancak bu birikimleri yazar. Büyük millet olarak da bu birikimleri nesilden nesile taşıyabilmekten geçer. İşte bu nedenle şunları asla unutmayalım:

Büyük ülke olma şuurunu insanlarımızda yerleştirmeliyiz.

Büyük ülke olmanın, memleketin birlik ve beraberliğinden geçtiğini insanlarımıza anlatmalıyız.

İnsanlarımızı, büyük hedeflere fedakârlık etmeden, çalışmadan gayret sarfetmeden varılamayacağına inandırmalıyız.

Türkiye'nin büyük geleceğine ancak bu yolla ulaşabiliriz.

Daha evvel söyledim, şimdi burada bir kere daha tekrar ediyor ve sözlerimi tamamlıyorum :

Ciddi hatalar yapmazsak, 21'inci yüzyıl Türklerin ve Türkiye'nin yüzyılı olacaktır."

Değişim Programı Neler İçeriyor?

Özal'ın, "ikinci Değişim Programı"'nın ilk işaretini verdiği Üçüncü İzmir İktisat Kongresi'ndeki konuşması pek anlaşılamamış ve fazla yankı uyandırmamıştı. Özal'ın da istediği buydu. Programı aşama aşama, sindire sindire açıklayacak, böylelikle bütün platformlarda sürekli ve yoğun şekilde tartışılmasını sağlayacaktı.

Özal, "İkinci Değişim Programı"mn asıl ana hatlarını açıkladığı konuşmayı, 2 Ekim 1992 günü İstanbul Conrad Hil-ton Oteli'nde düzenlenen İş Dünyası Vakfı toplantısında yaptı. Büyük ilgi uyandıran o konuşmasında, devletin başındaki bir Cumhurbaşkanı olarak, mevcut düzenin tamamıyla değişmesi ve devletin tepeden tırnağa yeniden dizayn edilmesi gerektiğini söylüyordu.

Özal'ın gerek Üçüncü İzmir İktisat Kongresi'nde ve İş Dünyası Vakfı toplantısında, gerekse daha sonra çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalar, "ikinci Cumhuriyet" ve "Yeni Osmanlılık" teorilerinin ortaya çıkmasına neden olacaktı. Doç. Dr. Mehmet Altan, Özal'ın İkinci Değişim Programındaki sistemler topluluğuyla "ikinci Cumhuriyet"i tarif ettiğini, gazeteci Cengiz Çandar ise, Özal'ın Osmanlı'ya ve Balkanlar'daki, Kafkaslar'daki, Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetleri'ne gösterdiği yakın ilginin, bu Türk topluluklarının biraraya gelmesinden oluşacak yeni imparatorluk idealine dayandığını söylüyordu. Bu teorinin adı "Neo" veya "Yeni Osmanlılık"tı.

Özal'a göre, Misak-ı Milli sınırlanınız bir süre sonra değişecekti. "Bu ya lehimize ya da aleyhimize olarak değişecektir. Eğer pasif durursak aleyhimize değişir. Ne olursa olsun aynı kalmayacağı ortada. Bunu önceden görebilmek lâzım" diyordu.

Bu, Özal'ın fetih tutkusu içinde olduğunu mu gösteriyordu?

Hayır. Özal, coğrafik değil ekonomik yayılmacıydı. Türkiye'nin uluslararası etkinliğinin artırılmasına çalışıyor, ekonomik ittifakların Türkiye'yi büyük devlet yapacağına inanıyordu. Balkanlar'daki, Kafkaslar'daki ve Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetleri'ni ekonomik bir ittifaka bağlayacak, böylelikle Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan "Türk Birliği"ni yaratacaktı. "Birleşik Avrupa" gibi "Birleşik Türk Dünyası"...

 Geri

İleri