8

274

275

2. Devletin gücü ile milletin gücünün etle tırnak misali birbirinden ayrılmaz olduğunun, bu iki gücü mutlak surette birleştirmek gerektiğinin idrakindeydik. Devletin ekonomik hayattaki müdahaleci rolü değiştirilmeliydi. Düzenleyici, teşvik edici ve çeşitli menfaatleri telif etmek suretiyle makro verimi artırıcı bir devlet yapısı benimsenmeliydi.

3. Bürokratik karakteri ağır basan merkeziyetçi idare yapımız mutlaka ıslah edilmeli, mahalli idarelerin görevleri yeniden belirlenmeli, gelişen Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayacak bir yapıya kavuşturulmalıydı.

4. İktisadi planlamanın yapılan ve yapılacak işlerin bir bilançosunu onaya koyması, hataların hızla teşhis ve tedavi edilebilmesini sağlaması bakımından faydası aşikardır. Ancak, 60'h ve 70'li yıllardan farklı olarak planlamayı, sosyalist ülkelerin katı ve dogmatik anlayışının dışında mütalaa etmemiz gerekiyordu. Bizim planlarımız düzenleyici, yönlendirici, denge kurucu olmalı, bütün sektörlerin istifade edeceği malûmat ve bilgileri içermeliydi.

5. 1981'de kalkınma ve gelişmemizi durdurma boyutlarına varmış olan altyapı ve enerji yetersizliğini mutlaka ve süratle gidermek için, mevcut iç ve dış her türlü imkânı seferber etmeliydik. Elektriksiz, telefonsuz, otoyolsuz veya meydansız bir ülkenin gelişmesi mümkün değildi.

6. Osmanlı Devletinin son 150 senesinden itibaren en büyük meselemiz, kalkınma önündeki en büyük engelimiz ve darboğazımız dış ödemeler dengesiydi. Bu konuda İkinci İktisat Kongresi'nde işaret ettiğim hedef şuydu : 'Türkiye'nin bu meseleyi Üçüncü İktisat Kongresi'ne kesin çözüme kavuşturmuş olarak gitmesi gerekmektedir1 demiştim.

'Bu problemin çözümünün odak noktası ise ihracatımızdır. İhracatı, sadece ürettiklerimizi dış pazarlarda satabilmek şeklinde değil, ülkemizin kapalı ekonomiden vazgeçerek topyekün dışarıya açılması olarak anladığımı da' vurgulamıştım ve şöyle devam etmiştim : 'Ürettiklerimizi, başka milletlerin üre-timleriyle uluslararası bir rekabet platformunda sınamadan, bu üretimlerde başarılı olduğumuz kanaati indi ve sübjektif olmaya mahkûmdur. Bunun için önümüzdeki dönemde yıllardır gösterdiğimiz çekingenliği yenerek dış âleme cesaretle açılmayı milli bir hedef olarak benimsemeliyiz. Ödemeler dengesi

problemine ancak bu yolla temelli ve kalıcı bir çözüm getirebiliriz' demiştim.

7. Şehirlerimizin büyüyeceğini, sosyal problemlerin şehirlere kayacağını işaret ederek, mahalli idarelerin ve özellikle belediyelerin güçlendirilmesi, altyapı ve toplu konut meselelerine çok büyük önem verilmesi gerektiğim belirtmiştim. Ayrıca kalkınmanın dengeli ve süratli bir şekilde sağlanabilmesi, gruplararası dengenin muhafazası, gruplararası farklılıkların azaltılması bakımından enflasyonu aşağıya çekmenin hayati önemi haiz olduğunu da ifade etmiştim. Ekonomik gelişme ve kalkınmada başarı kazanmanın mutlak surette, 'doğru ve gerçekçi politikaların kararlılık ve devamlılıkla uygulanması, milletimizin teşebbüs gücünün tam manasıyla ortaya çıkarılması, zekâ, kabiliyet ve çalışkanlığının seferber edilmesine' bağlı olduğunu biliyorduk.

Ayrıca, 'Alınmış kararların sonuçları beklenmeden, bir müddet uygulandıktan sonra değiştirilmesi, kaynak ve zaman israfına yol açar. Tepedeki kararsızlığı iktisadi hayatın tamamına yansıtır, ciddi bir güvensizlik ortamı yaratır1 demiştim. 'Geçirdiğimiz acı ve büyük tecrübelerin, ekonomik politikalarımızda devamlılık olmamasından kaynaklandığını' kaydetmiştim.

İkinci İktisat Kongresi'nin kapanışında son olarak ifade ettiğim husus şudur : 'Eğer şimdiye kadar saydığım şartlar, ara hedefler ve yöntemler kararlılıkla uygulanırsa, Allah'ın izniyle on yıl sonra bu şehirde yapılacak Üçüncü İktisat Kong-resi'ne iştirak edecek olan delegeler -ki şu anda sizlersiniz-Türkiye'nin büyük mesafe aldığını müşahade edeceklerdir. Doğru istikametlerde gidersek, on yılın sonunda erişeceğimiz Türkiye'nin ekonomik göstergelerini bugünden tahayyül etmek dahi mümkün değildir1 demiştim.

Çok Değerli Delegeler,

Üçüncü İktisat Kongresi'ni idrak ettiğimiz bugün, onbir yıl önce öngördüğümüz hedeflerin büyük çoğunluğunu tahminlerin üstünde gerçekleştirebilmiş bulunmaktayız. Türkiye'nin bu başarısı herşeyden önce, 80li yıllarda benimsediğimiz ekonomik politikaların doğru olduğunu, doğru istikamette olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. On yıl sonra yapacağımız Dördüncü İktisat Kongresi'ne ışık tutacağı için önemlidir.

 Geri

İleri