8

262

263

zar. (i) -

Özal, prostat ameliyatından sonra, bacak damarlarının iltihap yapması yüzünden uzun süre hastanede kaldı. Özal'ı ziyaret için Türkiye'den birçok kişi Houston'a gitti. Ameliyattan sonra Ozal, "By-pass sonrası üzerimden TIR geçmiş gibi hissediyordum. Bu ameliyattan sonra ise sanki üzerimdem bir tren geçti" diyordu.

Türkiye'ye döndüğünde, neşe ve hayat dolu eski Ozal değildi artık. Yüzünde sürekli bir hüzün, yorgunluk ve acı ifadesi vardı. Acı çekiyor muydu? Bunu hiç kimseye söylemedi. Fakat ölümün yaklaşmakta olduğunu büyük ihtimalle biliyordu.

Gazeteci Şakir Süter'e göre, prostat ameliyatından sonra Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk'a şöyle bir bilgi gelmişti :

"Özal'm altı aylık ömrü kaldı."

Süter, "Değil yazmak, düşünmek dahi istemiyorduk. Öylesine alışmıştık ki Özal'la yaşamaya... Siz bakmayın şimdiye dek aleyhinde yazıp çizdiklerimize" diyordu. <2>

Özal'ın ameliyatı gerekli miydi, değil miydi? Özal'ın ölümünden sonra bu soruya cevap arandı. Türk Üroloji Derneği Başkanı ve İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkam Prof. Dr. Sedat Tellaloğlu'na göre, "Bu ameliyat gereksizdi. Özal'da birçok risk faktörü vardı. By-pass geçirmiş yaşlı bir hastaya prostat ameliyatı yapılması, tıbbi bir çözüm değildir."

Prof. Dr. Tellaloğlu, gazeteci Yalçın Pekşen'e bu iddiasının bilimsel açıklamasını şöyle yapacaktı :

"Kesin olarak iddia ediyorum. Özal'a yapılan ameliyat yersizdir. By-pass geçirmiş bir hastanın istatistiklere göre geriye kalan ömrü ortalama 5 yıldır. Prostat kanseri ameliyatlarında 10 yıllık bir sağ kalım süresi aranması da bilimsel bir kuraldır. 70 yaşından sora bu ameliyat asla yapılmaz. Rahmetli Özal ameliyat olduğu tarihte 67 yaşında ise de, by-pass ameliyatı nedenivle önüntic 10 vıllık bir sağ kalım süresi voktu ve ame-

(1) Bütün Yönleriyle Özal ve Dönemi, Tempo Yayınlan, 1993 tst., s. 38

(2) Bugün Gazetesi, 18 Nisan 1993

ııyat edilmemesi gerekiyordu. ^>

Ameliyatın gereksiz olduğu yolunda da yeterli kanıt elde ettim; Cumhurbaşkanımızın prostatındaki kanser, lenf bezlerine sıçramış, özellikle karın bölgesinde beze yapmış. Bizim uygulamalarımıza ve dünyadaki uygulamalara göre, kanserin başka bir organa sıçraması (metastaz) durumunda ameliyat yapılmaz. Zira başka bir organa atlamış kanserin lokal tedavisi kazanç sağlamaz, hastalığı ortadan kaldırmaz.

Sayın Özal'ın bilgisayar tomografisinde lenf adenopali (LAP) açıkça görülüyor. Bu durumda geçirdiği by-pass'tan dolayı önünde zaten 5 yıllık bir sağ kalım süresi olan kişiye ameliyat yapılması, ABD'de yaygın anlayışa göre bir tıbbi hatadır."

Yazar Yalçın Pekşen'in "Bu ameliyat Özal'ın ölümüne yol açmış mıdır?" sorusuna Prof. Dr. Tellaloğlu'nun verdiği cevap şudur :

"Oynamıştır. İstemi dediğimiz bir olay var. Bu ameliyat sırasında beyin, kalp ve böbrek dokuları kanlanır. Benim inancıma göre ikinci ameliyatta kalbi zarar görmüştür. 4 saat süren ve kanama riski çok yüksek bir ameliyat geçirdi. Ayrıca her narkozun, her cerrahi girişimin hastadan birşey götürdüğü kesindir. Hele yağlı, şişman ve By-pass geçirmiş birinde bu riskler çok daha yüksektir." (2)

Prof. Dr. Tellaloğlu, by-pass geçirmiş hastaların geriye kalan ömrünün ortalama 5 yıl olduğunu söylüyor ama, kişilerin by-pass'tan sonrada uzun yıllar yaşadıklarına dair örnekler var. Biz burada tıbbi bir tartışmaya girecek ehliyette ve durumda değiliz. Sadece şunu söyleyebiliriz :

Özal hayatta olsaydı, bilime büyük saygı duymasına rağmen, bu tartışma ve iddiaya pek itibar etmezdi. Çünkü o, "emrihak vaki olunca"ya ve "kader1'e inanan insandı.

(1) Özal, prostat ameliyatı olduğunda 67 değil 65 yaşındaydı.

(2) Hürriyet Gazetesi, 17 Temmuz 1993

 Geri

İleri