8

260

261

Özal'ı asıl üzen ve hayal kırıklığına uğratan, işte buydu.

Özal'a göre, Yılmaz'ın tekrar kazanması halinde büyük parti ANAP olmayacaktı. Bunu önlemek için, olağanüstü büyük kongrede Mesut Yılmaz'ın karşısına teşkilatta daha etkili olan Mehmet Keçeciler'in çıkarılması kararlaştırıldı.

ANAP'ın "1983 ruhu"ma ve Özal felsefesini sürdürebilmesi, bu kongreyi Keçeciler'in kazanmasına bağlıydı. Yeniden Yılmaz'ın kazanması, ANAP'ın parçalanması demekti. Turgut Özal'a ve onun felsefesine sadakada bağlı olanlar partiden ayrılarak, ikinci değişim programı bayrağını taşıyacak yeni bir siyasi harekete önderlik edeceklerdi. Kararlan buydu.

Olağanüstü büyük kongre 30 Kasım 1992 günü toplandı. Özalcılar, kongre divan başkanlığına Yıldırım Akbulut'u aday göstermişlerdi. "Yıldırım Bey kazanırsa, bu işi bitiririz" diyorlardı.

Ne var ki, Mesut Yılmaz ve ekibi, kongre salonunda öyle bir organizasyon yapmış, öyle önlemler almıştı ki, burada Yıl-maz'dan başkasının kazanması asla mümkün değildi.

Öyle de oldu. Mesut Yılmaz tekrar Genel Başkan seçildi, d) Özal'la ANAP arasındaki son bağ da kopmuştu. ANAP artık, Özal'ın büyük emekle kurduğu, özenle büyüttüğü ve zaferden zafere koşturduğu parti değildi. Yenilikçi ve değişimci kimliği tarihe karışıyordu.

Özalcı milletvekilleri aynı gece biraraya gelerek ANAP'tan istifa etmeye karar verdiler. Başta Hüsnü Doğan,Yusuf Bozkurt Özal, Ercüment Konukman, Halil Şıvgın, İbrahim Özdemir ve Tunca Toskay olmak üzere 16 milletvekili partiden istifa etti.

(1) Eski Demokrat Parti ve Adalet Partisi kökenli bir aileye mensup olan Mesut Yılmaz, 1947 yılında istanbul'da doğdu, istanbul Erkek Lisesi'nden sonra A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve iktisat Bölümü'nü bitirdi. 1972-1974 yıllarında Almanya'da Köln Üniversitesi iktisadi ve Sosyal Bilimler Fakilltesi'nde yüksek lisans çalışması yaptı. 1975-1983 yıllarında kimya, tekstil ve ulaştırma sektörlerinde çalıştı, çeşitli özel şirketlerde yöneticilik yaptı. 1983 yılında Özal tarafından ANAP kurucuları arasına âlındı. ANAP Genel Başkan Yardımcısı iken aynı yıl Kasım'da yapılan seçimlerde milletvekili oldu. Aralık ayında kurulan Özal hükümetinde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü olarak görev aldı. Ekim 1986'daki kabine revizyonunda ise Kültür ve Turizm Bakanlığı'na getirildi. 1987 genel seçimlerinde aniden Rize Milletvekili seçildi. 21 Aralık 1987 tarihinde kurulan ikinci Özal hükümetinde Dışişleri Bakanı oldu ve bu görevini Yıldırım Akbulut hükümetinde de sürdürdü. 20 Şubat 1990'da bakanlıktan istifa etti. ANAP'ın 15 Haziran 1991'de yapılan büyük kongresinde genel başkan seçildi. 15 Haziran 1991'den 20 Ekim 1991'e kadar Başbakanlık yaptı

Vefasızlığın acı örneklerinden biri de bu aşamada yaşanacak. Özalcılarla birlikte hareket eden bazı milletvekilleri, sıra istifaya gelince, Özal'dan kaçmaya ve yan çizmeye başlayacaklardı.

ANAP'tan istifa eden milletvekilleri, Özal'ın ikinci değişim programı bayrağını taşıyacak yeni bir parti kurmayı kararlaştırdılar. Hüsnü Doğan parti programım yazmakla görevlendirildi.

Yeni parti 15 Nisan 1993'ten sonra kurulacaktı. Özal'ın 17 Nisan 1993'de vefat etmesi üzerine, kuruluş çalışmaları geçici olarak askıya alındı.

"Özal'ın Altı Aylık Ömrü Var"

Turgut Özal, 1992 yılının nisan ayında yine Amerika'da, yine Houston'da, yine Methodist Hastanesi'ndeydi. Yine ameliyat olacaktı. Bu, bıçak altına dördüncü yatışıydı.

2 Mayıs 1992'de prostat ameliyatı olduğunda, 65 yaşındaydı.

Doktorlar, Özal'ın prostat kanseri olduğunu, ancak kanserli bölgenin ameliyatta temizlendiğini söylüyorlardı.

Özal, prostat kanseri olduğunu önceden biliyordu. Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde yapılan testler bu acı gerçeği ortaya çıkarmıştı. Hastalığından hiç kimseye, hatta eşine bile söz etmedi.

İlerleyen yaşına rağmen, her türlü riski göze alarak cesaretle bıçak altına yatan Özal, yaşamayı seven insandı. Hala hayat doluydu. Üstelik daha yapacak işleri vardı. Kalan ömrünü daha hızlı atılımlar yaparak geçirmeliydi.

Gazeteci Yavuz Gökmen, "Özal'ın kalbinden pek kuşkusu yoktu. Ancak prostat kanseri hakkında yeterince bilgi sahibiydi. Prostat kanserinin, ameliyatta tam anlamıyla kazınmış olması halinde bile, hiç beklenmedik bir anda başka bir yerde patlak vereceğim Özal çok iyi biliyordu. Bu yüzden prostat ameliyatından sonra Özal'ın yaşamı daima bir ölümle yarış halinde geçmiştir. Ne var ki Özal bunu en yakın çevresine hatta Semra Hanım'a bile hissettirmeden yaşamayı başardı" diye ya-

 Geri

İleri