8

258

259

"a) Kişilik/arkları: Özal ile Yılmaz apayrı kişiliklere sahip insanlardı. Özal ne kadar sıcakkanlı, atılımcı ve duygusalsa, Yılmaz da o kadar soğukkanlı, temkinli ve gerçekçiydi. Yılmaz ayrıca katı bir kişiliğe sahipti. Bu yüzden iki adamın kişisel olarak uyuşmaları beklenemezdi.

b) Düşünce farkı: Özal'm düşüncelerini siyasi, ekonomik ve sosyolojik olarak görmeye çalışırsak, bunların temelinde önemli bir ekonomik-sosyolojik temel bulunduğunu, bu temelin üzerine de siyasal sistemin bina edilmeye çalışıldığını kolayca kavrarız. Özal, serbest piyasa ekonomisini, mahalli idarelere özerklik veren ademi merkeziyetçi bir yapı ile birleştirmeye çalışmıştır. Sosyolojide, insan topluluklarının gelişimi ve istemlerini araştırmış, din sosyolojisi ile uğraşmış ve dinin ye-nileştirilerek, çağdaşlaştırılması halinde bütünleşme sağlanabileceği sonucuna varmıştı. Siyasi sistemi, diğer tüm sistemlerin üzerine bina edilecek olan ABD tipi başkanlık sistemiydi. Tek kişinin egemen olacağı siyasetle büyük atılımlar yapabileceğine inanıyordu. Siyasal partileşme yapısına da yenilik getirmeye çalışıyor ve bunu da başkanlık sisteminin, tabana yayılmış partileşme formuna sokmak için uğraşıyordu. ABD'de, siyasi partilerde tüm üyeler oy vererek kişileri seçerler. Böylece en küçük biriminden en yükseğine kadar herkes oy verir ve siyasete katılır. Delege sistemi ve sonucundaki delege sultası yoktur. Mahalle, hatta aile birimlerine kadar sokulan parti temsilcileri sürekli olarak halkla irtibat halindedirler. Bu yüzden ABD'de en küçük yerden en büyüğüne kadar seçimler yapılır ve siyasal demokratik bilinç oluşur.

Mesut Yılmaz'a gelince : Mesut Yılmaz başkanlık sistemine tamamiyle karşıydı. Bu sistemi incelediğini söylemek de pek mümkün değildi. İncelese belki farklı sonuçlara ulaşabilecekti. Ama Yılmaz, Özal'a nazaran çok daha gelenekçi ve değişim karşıtı bir tip çizmektedir.

Yılmaz, başkanlık sistemi konusundaki bir soruya, Özal'ın ölümünden çok kısa bir süre önce : 'Bu sisteme tamamen karşıyım' şeklinde oldukça anlamlı bir cevap vermiştir. Bu cevap Yılmaz'ın, başkanlık sistemini incelemeye değer bile bulmadığını, bu sistemin, o sırada yaklaşık bir haftalık ömrü kalmış olan Özal için getirilmeye çalışıldığını zannettiğini göstermektedir.

Yılmaz'm düşünceleri, parlamenterizm kavramı ile açıklanabilir. Yılmaz, şu andaki meclis ve hükümet sisteminden memnun görünmektedir. Çankaya'ya çıkacak kişinin 'tarafsız ve etkisiz' bir kişi olması Yılmaz'ın düşünceleri arasındadır. Bu tip bir düşüncenin Özal'ın düşünceleriyle uyuşmayacağı açıktı. Bu yüzden Özal ile Yılmaz kısa ya da uzun süreli bir birliktelik çizemezlerdi." W

Özal'ı üzen, sadece Mesut yılmaz'ın tavrı değildi.

Özal hükümetinde Kültür ve Turizm Bakanı olan Mükerrem Taşçıoğlu'na gazeteci Yavuz Gökmen bir gün sormuştu :

"Özal'ı seviyorsunuz değil mi?"

"Nasıl sevmem" demişti. "Ben Perşembe Pazarı'nda boru satıyordum, adam beni bakan yaptı."

Özal, 1983 yılında, Türkiye'nin her köşesinden, Perşembe Pazarı'nda boru satanından, şantiyelerde güneş altında onaltı saat ter dökenine; işsiz kalmışından, açlıktan nefesi kokanına; emekli olup köşesine çekilmişinden, hizmet için imkan ve fırsat kollayanına; AP'li ve CHP'lisinden, MSP'li ve MHP'lisine kadar adı sanı duyulmamış insanları ellerinden tutup politikaya sokmuş, ANAP felsefesi etrafında birleştirmiş ve iktidara getirmişti. Bu insanların çoğu hayal bile edemeyecekleri yerlere gelmişler, milletvekili, hatta bakan olmuşlardı. Özal'ın önderliğindeki ANAP iktidarları, her biri devrim sayılabilecek yeniliklerin altına imza atmış, Türkiye'nin ve Türk toplumunun çehresini değiştirmişti. Bu büyük transformasyonda bu insanların hepsinin az veya çok katkısı vardı.

Ancak, transformasyonun devam etmesi gerekiyordu. Özal'ın başlattığı devrimler tamamlanamamıştı, ikinci değişim programının hayata geçirilebilmesi için, ANAP'ın reformcu kimliği ve yapısı korunmalı, yenilikçi ve değişimci felsefesi sürdürülmeliydi.

Özal'la birlikte yola çıkan, her türlü riski birlikte göze alan, büyük transformasyonu birlikte gerçekleştiren bu insanlara şimdi ne oluyordu? Yeniliği ve değişimi temsil eden Özal felsefesinden koparak, statükoculuğun ve gelenekçiliğin peşine takılıyorlardı.

(1) Bütün Yönleriyle Özal ve Dönemi, Tempo Yayınlan, 1993 ist, s. 14-15

 Geri

İleri