8

254

255

genel başkan seçilen Mesut Yılmaz, delegelere teşekkür etmek için kürsüye çıkıyor ve Özal'ın "manevi lider"len olduğunu söylüyordu.

Fakat, ANAP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra., hiç de söylediği gibi davranmayacaktı. ANAP'ı giderek Ozal'dan ve Özal'ın etkisinde kurtarmak için kollan sıvamıştı. Kamuoyuna, ANAP'ın artık Özal'ın etki alanından çıktığını gösterebilmek için elinden geleni yapıyordu.

Yılmaz işe, önce Semra Özal'ı İstanbul İl Başkanlığından ayırma planlarıyla başladı. O kadar baskı yaptı ve o kadar bunalttı ki, Bayan Özal, İl Başkanlığından istifa etmekten başka çare bulamadı.

Cumhurbaşkanı Özal'ı Marmaris'te ziyaret eden Yılmaz'ın, çıkışta gazetecilere görüşmenin içeriğini çarpıtarak aktarması bardağı taşıran ilk damla oldu. Özal ateş püskürüyor, Yılmaz için "İçeride başka dışarıda başka davranıyor. İçeride kabul ettiklerini dışarıda kabul etmemiş görünüyor" diyordu.

Yılmaz Başbakan olduğunda ekonomik durum iyi değildi. Ekonominin düzeltilmesi için sıkı önlemler alınması gerekiyordu. Seçimlere ise bir buçuk yıl vardı. Bu süre içinde alınacak sıkı önlemler, ANAP'ın seçimi kaybetmesine neden olurdu.

Mesut Yılmaz ve ekibi, bu şartlar altında başka çare kalmadığım görünce, erken seçime gitmeye karar verdiler. Başbakan Yılmaz bu kararı Cumhurbaşkanı Özal'ın onayına sundu. O da karan onayladı.

Seçim kampanyası çok hararetli ve tartışmalı geçiyordu. İki muhalefet partisi DYP ve SHP, seçim kampanyalannı "Özal'ı Çankaya'dan indireceğiz" sloganına oturtmuşlardı. Özal'a saldırıyor, Özal'lı ANAP dönemini çok ağır şekilde eleştiriyorlardı. Yılmaz ise, ne Özal'ı ne de Özal'lı ANAP dönemini savunuyor, muhalefetin ağır eleştirilerini cevapsız bırakıyordu.

Özal, Yılmaz'ı artık gözden çıkarmıştı. Statükocu ve gelenekçi Yılmaz'ın, ANAP'ın dinamik, yenilikçi ve değişimci ruhunu öldürmeye başladığına inanıyordu. Yılmaz'ın üslubuna da, düşüncelerine de karşıydı. Gazeteci Yavuz Gökmen'in anlattığına göre, seçim arifesinde Özal'a sormuşlardı:

"Mesut Yılmaz'm konuşmalarını nasıl buluyorsunuz?" "Konuşmuyor ki.. ?"

Mesut Yılmaz, Özal'a sırtını dayayıp palazlandıktan ve genel başkanlığı ele geçirdikten sonra, o güne kadar birbiriyle özdeşleşmiş olan "Özal-ANAP" ilişkisini koparmaya, ANAP'ta Özal felsefesini bitirmeye ve partiye kendi damgasını vurmaya karar vermişti.

Erken seçim, ANAP'ın sekiz yıllık iktidarına son verdi. DYP-SHP koalisyon hükümeti kuruldu ve Süleyman Demire! Başbakan oldu.

Özal ile Yılmaz arasındaki köprülerin tamamıyla atılmasına neden olan olay, Eylül 1992'de yaşandı. Cumhurbaşkanı Özal, Meclis'in yeni yasama yılına başlaması dolayısıyla l Eylül 1992 günü açış konuşması yapacaktı. Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Cumhurbaşkanının açış konuşmasını başkanlık kürsüsünden değil hatip kürsüsünden yapabileceğini açıklayınca, Özal buna tepki gösterdi •

"Cumhuriyet'in kuruluşundan beri, Cumhurbaşkanları Meclis'te yaptıkları konuşmalarda, başkanlık kürsüsünden konuştular. Bu, gelenektir. İçtüzükte de buna aykırı madde yok. O halde, ben hatip kürsüsünden konuşursam, Cumhurbaşkanlığı makamına saygısızlık ettirmiş olurum."

Cindoruk kararını değiştirmedi. Özal da Meclis'e konuşma yapmaya gelmedi. Aynı akşam gazeteciler Mesut Yılmaz'a sordular:

"Özal'm başkanlık kürsüsünden konuşturulmamasına ne diyorsunuz?"

Yılmaz sanki hiç oralı değildi:

"Bana ne?.."

İşte bu iki kelime, Özal-Yılmaz ilişkisinin sonu oldu.

Yılmaz'ın bu şaşırtıcı tavrı, Özal'ı ve Özal'cılan ANAP'tan tamamıyla tasfiye etmeye karar verdiğinin açık işaretiydi.

ANAP'taki Özal'cılar, Hüsnü Doğan'ın başkanlığında harekete geçtiler. Yılmaz, 15 Haziran 1991'de yapılan ve genel başkan olarak çıktığı kongreden sonra, Hüsnü Doğan'ı genel baş-

 Geri

İleri