8

250

251

Suriye'deki rejimdir.

Kuveyt'i aldılar. Hemen iki gün sonra Taha Yasin Ramazan benim odama geldi. 'Bize yardım edin, bize ambargo uygulamayın' diye. Ambargo hikayesi vardı o sırada. 'Eee, peki Kuveyfi niye işgal ettiniz?' dedim. Şimdi düşünün, Kuveyt'i işgal ettiniz, kimse ses çıkarmadı. Diyelim öyle... Peki, bütün Arap petrollerine hakim olmaz mı Irak? Düşünün bakalım; Kuveyt'i alan için Birleşik Arap Emirliği, Suudi Arabistan, oralar birşey ifade etmez. Oraların hepsini kontrol eder. Peki, yanıbasınızdaki böyle bir komşudan yarın size de problem gelecek diye korkmaz mısınız? Körfez Harbi olduğu zaman, Irak füzeleri biraz bizim tarafa getirdi diye Diyarbakır'dan bizim halkımız kaçtı. Adana'dan kaçtılar, Ankara'dan kaçtılar. Bunlar hep vakıadır. Peki, beş binden fazla tankı var, füzeleri var, İsrail'i vuracak füzeleri var, zehirli gazı var. Eee, biraz bunun beline vurulsa bizim için iyi olmaz mı?

Ben Taha Yasin'e sordum. 'Niye işgal ettiniz?' dedim. 'Burası Osmanlı devrinde Basra'ya bağlı bir kaymakamlıktı' dedi. Dilimin ucuna geldi : Bütün Irak Osmanlı devrinde, toprağıydı."

Özal, dış Kürtlerle ilgili politikayı 1988'den itibaren değiştirdiklerini söylüyor ve "doğrusu da oydu" diyordu.

Daha önce İrak'ın kuzeyinde bir sürü olay olmuştu. Barzani ayaklanması, susu busu, bir sürü insan öldürmüşlerdi. Hiçbirinde Türkiye'nin sesi çıkmamıştı. Oysa burası bizim Musul vilayetimizdi ve Lozan'dan sonra uzun süre bunun müzakereleri yapılmıştı. Musul'u o zamanki Cemiyet-i Akvam'ın kararıyla bırakmıştık.

Peki, biz orada ne yapabilirdik.

Kuzey İrak'ta yaşayanlar daha önce Osmanlı vatandaşıydı. Onlara karşı tarihi bir sorumluluğumuz vardı. Irak, 1988'de zehirli gazla bunların bir kısmını Halepçe'de öldürünce, 80-100 bin kadar kişi sınırlarımıza gelmişti, ilk önce kabul etmeyelim denilmişti. Silah zoruyla bunları geri atalım denilmişti. Özal, "Hayır, insanlık borcu, biz bunları alacağız içeri... Başka hiçbir çaremiz yok. Yani çoluk çocuk onları karşı tarafın insafına mı bırakacağız? Bu sonra Türkiye'ye nasıl şeref getirir?" demişti. Nitekim, ondan sonra otuz bin kişi kalmış, bunlara

beş-altı yıl bakmıştık. Şimdi gitmişlerdi. Kuzey İrakla Türkiye'nin bir kredi limitidesi varsa, bu olaydan dolayı vardı. Sonra, Kuzey İrak'a iyi bakılmalıydı. Bizim müziğimiz çalıyor, bizim kasetlerimiz dinleniyordu. Yani bizim mallarımız satılıyordu. Kim ne derse desin, bugün fiilen gerçek durum buydu.

Özal devam ediyordu :

"Peki biz bunları ihmal etseydik, bugün PKK'ya karşı o hareketleri yapabilir miydik? işte sonuç aldık. Bakın son harekatta Kuzey İrak'ta PKK ile ilgili birşey kalmadı. Kendileri de itiraf ediyor, 20001 den fazla zayiatları var.

Şimdi, petrol hattı için, Bush'a dedim ki, biz bunu kapatamayız. Kapatmamız için Birleşmiş Milletler'in kararı lâzım. BM kararına uymaya mecburuz. Kararını aldılar. Haber aldık, Baker buraya geliyor, onları konuşacaklar. (1) Niçin onlar geldikten sonra kapatalım? Zaten baktım hiçbir tane gemi yok petrol alan, hepsi kaçmış. Baker gelmeden önce biz kapattık. Tabii bu dünyada bomba tesiri yaptı. Baker geldi, konuştuk. Ve Baker bize sadece ne vereceğini anlattı, başka birşey istemedi.

Açıkça söyleyeyim : Türkiye dedi ki: 'Zararlarımızı karşılayın.' Şu ana kadar hibe olarak alınan para ve petrol, alınmakta olan da dahil, altı küsur milyar dolardır. Aşağı yukarı yedi küsur milyar dolar da askeri malzeme alınmıştır. F-4 uçaklarından tutun, tanklara kadar. Birçok malzememiz noksandı. Hesapladım, ondan sonra kotalar artırıldı, 15-16 milyar dolardır. Mısır hariç hiçbir ülke alamadı. Bir tek Mısır'a verdiler. Bunun haricinde ne Yunanistan aldı, ne Bulgaristan aldı, ne başka bir ülke aldı. Ki, tabii kalkarken de şunu söyledi gülerek : 'Sayın Cumhurbaşkanı, eğer boru hattını kapatmasaydı-nız, biz zaten İskenderun'a ambargo uygulayacaktık.' Hadi bakalım buyurun, abluka... Hem boru hattını kapatmayacağım diye aslanlık yapacaksınız,adam gelip abluka uygulayacaktı. Nasıl karşı geleceksiniz? Yani bu gibi konuları kim telkin ediyorsa, dünyadaki kuvvet dengelerini çok iyi bilmesi lazım."

Dramatik Bir Yol Ayırımı

(1) James Baker, Körfez Krizi sırasında ABD Dışişleri Bakanı > ı

 Geri

İleri