8

244

245

Bir kıvılcım bölgeyi bir anda cehenneme çevirebilirdi.

Bu gelişmeler olurken, İngiltere'nin yüksek tirajlı gazetesi "The Independent", 11 Ağustos günü ilginç bir yorum yayınlayacak ve yorumu şu şekilde noktalayacaktı:

"Batı artık kimin kendisinin gerçek dostu olduğunu anlasa iyi olacak. Türkiye'ye itaatkâr bir kedi gibi bakılmamahdır. Türklere sadakatlarının karşılığını verip, ait oldukları Avrupa'ya 'hoşgeldin' demenin zamanı gelmiştir."

Türkiye'nin stratejik öneminin azalmadığını ve hiçbir zaman azalmayacağını göstermek, ayrıca Türkiye'nin etkili biçimde tanıtılmasını sağlamak, bir yandan da Saddam'ı ambargo ile köşeye sıkıştırarak Kuveyt'ten çekilmeye zorlamak...

Özal'm amacı buydu ve bu amaçla diplomatik temas trafiğini giderek yoğunlaştınyordu.

Özal'm inancına göre, Kuveyt'i işgal etmesine göz yumulacak bir Saddam, yarın daha büyük çılgınlıklar yapabilir, hatta Türkiye'ye bile bulaşabilirdi.

11 Ağustos 1990 günü yaptığı basın toplantısında da bu görüşünü vurgulayacaktı:

"Bölgede bu gibi davranışların devam etmesinin ve mükafat görmesinin çok büyük tehlikesi var. Yani, bu gibi davranışlar mükafat alır, kazanırsa, bundan sonra bu şekilde davranış yapma ihtimali kuvvetlenir. O da bizim istemediğimiz, bizi durup dururken belki birtakım problemlere sokacak bir duruma götürür ki, doğru değildir."

Öyleyse, Saddam gitmeliydi.

Özal, Körfez krizinin sona ermesinden sonra, hatta ölünceye kadar bu görüşünü değiştirmedi.

Türkiye'nin Geldiği "Kavşak Noktası"

İrak'ın 2 Ağustos 1990'da Kuveyt'i işgal etmesi, 7 Aralık'ta BM Güvenlik Konseyi'nin İrak'a ambargo uygulanmasına karar vermesi ve Türkiye'nin ambargo kararına uyarak petrol boru hattını kapatması, 12 Ağustos'ta TBMM'nin hükümete "savaş hali ilanı" ve "savaş izni" vermesinden sonra, Körfez krizi tırmanmaya hızla devam etti.

Cumhurbaşkanı Özal, TBMM'nin yeni yasama yılına başlaması nedeniyle l Eylül 1990'da yaptığı açılış konuşmasında, "Dinamik politika izleyin, gerekirse hükümete yetki verin" diyordu.

TBMM, 5 Eylül'de, hükümete, yabancı asker bulundurma ve yurtdışına asker gönderme yetkisi verecekti.

ABD'ye giden Özal, 22 Eylül'de Başkan Bush'la görüştü. 11 Ekim'de Körfez ülkelerini kapsayan geziye çıktı. Dışişleri Bakanı Ali Bozer, Özal-Bush görüşmesine katılmadığı için istifa

etti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 29 Kasım 1990'da, İrak'a karşı askeri güç kullanılmasını onayladı. 3 Aralık'ta Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay istifa edince, yerine Orgeneral Doğan Güreş atandı.

Türkiye'nin 18 Aralık'ta NATO'dan istediği Çevik Kuvvet 6 Ocak 1991'de geldi. Savaş ihtimalinin artması üzerine, önemli bölgeleri Irak füzelerine karşı korumak için patroitlar yerleştirildi. Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği kapatıldı. Halk, bankalardaki paralarım çekmeye, gıda stoku yapmaya, Gü-neydoğu'da oturanlar batıdaki akrabalarının yanına göç etmeye başladı.

Müttefikler, Saddam Hüseyin'e Kuveyt'ten çekilmesi için 15 Ocak 1991'e kadar süre tanımışlardı. Sürenin dolmasıyla, 17 Ocak'ta İrak'a yönelik hava harekatı başladı. Müttefiklerin oluşturduğu koalisyon güçleri Bağdat'a ve İrak'taki askeri hedeflere havadan saldırdı. CNN Televizyonu tarihte ilk kez olarak bu savaşı canlı yayınladı.

24 Şubat 1991'de İrak'a karşı kara harekatı başlatıltı. Başkan Bush, kara harekatının döndüncü gününde ateşkesin koşullarım açıkladı. Ertesi gün çatışmalar durdu. Irak, BM'nin bütün kararlarına uyacağını duyurdu. 6 Nisan'da Körfez Sa-vaşı'nı noktalayan tüm koşullan kabul etti. Müttefik kuvvetler tarafından Kuzey İrak'ta "güvenlik bölgesi" oluşturuldu.

Bu arada, 17 Ocak'tan itibaren Irak güçlerinden kaçarak Türk sınırına yığılan yüzbinlerce Kürde, Türkiye, kapılarını açmış, Kuzey İrak'ta güvenlik bölgesi oluşturulduktan sonra topraklarına geri dönmelerini sağlamıştı.

 Geri

İleri