8

240

241

Özal, batılılara kızgındı.

U.S. News And World Report'un Yazı işleri Müdürü Carla Anne Robins'a, 13 Ağustos 1990 günü şunları söylüyordu :

"Avrupa Topluluğu'nun olumsuz cevabına kızgınım. Sanırım Ortak Pazarın Türkiye'ye koyduğu engellemenin sebebi ne ekonomi, ne de şu insan hakları dediğimiz meseledir. Belki de Avrupa Topluluğu içerisinde Türkiye Avrupalı değil Asyalı görülüyor. Müslüman bir ülke olmamız, kriz sonrasında Ortak Pazar"a üye olmamız konusunda bize daha çok itibar kazandırıyor. İki farklı dünya arasında bir köprüyüz. Bu köprüyü kesmemiz halinde bu iki dünya birbirine karşı durabilir."

Şu batılılara bu gerçeği göstermenin tam zamanıydı.

Der Spiegel gibi bir dergiye bile, "Ortak Pazar a kabul edilmeyen ve insan hakları konusunda yıllardır eleştirilere uğrayan Türkiye, aniden batının sevgilisi haline geldi" diye yazdırmak, az basan olmayacaktı.

iyi bir fırsat yakalayan Özal, atak üstüne atak yapmaya başlamıştı. CNN, BBC, ABC, NBS, CBS gibi dünyanın belli başlı televizyon istasyonları, dünyanın tanınmış yüksek tirajlı gazeteleriyle dergileri sürekli Özal'dan ve uluslararası önem kazanan Türkiye'den söz ediyor, Özal'ın açıklamalarına ve birçok devlet başkanıyla yaptığı telefon görüşmelerine geniş yer veriyorlardı.

Bütün dünyanın gözü Türkiye'ye çevrilmişti.

Bu, Türkiye'nin tanıtılması bakımından iyi bir fırsattı ve Özal bu fırsatı sonuna kadar kullanmakta kararlıydı.

"Milyarlarca dolarla bile başarılamayacak bir reklam yapılıyor" diyordu.

ABC Televizyonu, 7 Ağustos 1990 günü birinci haber olarak Özal'dan söz ederken, CNN Televizyonu'nda yayınlanan bir yarışma programında Türkiye konu ediliyordu.

Türkiye'nin Amerika'daki lobi çalışmalarını yürüten Hill And Knowlton Uluslararası Halkla İlişkiler Şirketi'nin Türkiye Başkanı Uğurtan Tunçata, Türkiye'nin Körfez krizi nedeniyle

zlediği politikanın dış tanıtım için iyi bir zemin hazırladığını, izcilikle Cumhurbaşkanı Özal'ın çok öne çıktığı bu tanıtım yabalarını övgüye değer bulduğunu belirtiyor, "Körfez krizi sırasında Türkiye'nin topyekün davranışı tüm dünya ülkelerince birinci sınıf propaganda olarak nitelendi. Bunu Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a borçluyuz" diyordu.

Çankaya Köşkü'nün telefonları durmak bilmiyordu.

Özal, bir yandan bu telefonlara cevap yetiştirmeye çalışırken, bir yandan da gelişmeleri dakikası dakikasına izliyor, ilgililerin ve uzmanların görüşlerini alıyor, "Kriz Komitesi" ile değerlendirme toplantıları yapıyordu.

"Kriz Komitesi", Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakan Yıldırım Akbulut, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay, Dışişleri Bakanı Ali Bozer ve Milli Savunma Bakanı Safa Giray'dan oluşturulmuştu.

Özal bu arada, ABC, CNN, BBC, CBS gibi televizyonların, büyük gazete ve ajansların muhabirleriyle görüşüyor, onlara Türkiye'nin izlediği politikayı anlatıyordu.

Televizyon kanallarında sürekli Özal vardı. Gazetelerde her gün çıkan fotoğrafları ve hakkındaki haberlerle bütün dünyanın tanıdığı liderler arasına girmişti. ABD Başkanı Bush, Beyaz Saray bahçesinde basın toplantısı yaparken, bir yardımcının ilettiği nota bakıp, "Cumhurbaşkanı Özal beni aramış" diyordu.

Özal'ın popülaritesi hızla artıyordu.

Türkiye'ye "Hoşgeldin" Demenin Zamanı

Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nün bulunduğu Çankaya'da, yapımı yeni tamamlanmış muhteşem bir bina...

Kelebek Sokak'taki saray yavrusu binanın içi ve dışı pembe mermerlerle kaplı...

ABD Büyükelçiliği'nden bile büyük olan bu yeni ve pml pırıl binanın temsil ettiği ülke, daha birkaç hafta öncesine kadar egemen ve bağımsız bir devletti. 

Ülkesinin zenginliğini yansıtan binada, Kuveyt'in Ankara Büyükelçisi Abdulvahap El Rifahi, Bağdat kasabının ülkesini

 Geri

İleri