8

230

231

verecek kişi olmanın telaş ve heyecanı içindeydi:

"Sayın Cumhurbaşkanım, Irak ordusu bu sabah Kuveyt'i işgal etti."

Özal, alışılmış tok ve sakin sesiyle cevap verdi:

"Biliyorum"

Çankaya'daki yetkili şaşırdı:

"Sayın Cumhurbaşkanım, izin verirseniz ayrıntıları arzedeyim."

"Ayrıntıları da biliyorum."

Yetkilinin söyleyeceği birşey kalmamıştı. Cumhurbaşkanı, sabahın bu erken saatinde, Kuveyt'in Irak tarafından işgal edilmesinin tüm ayrıntılarını nasıl öğrenebilmişti?

Aslında Çankaya'dan o sabah telefon eden yetkili Özal'ın farklı ve ilginç özelliklerini öğrenmeye başlayan Köşk'teki diğer yetkililer gibi sürprizlere alışmış olmalı ve şaşırmamalıydı.

Çünkü Özal, Türkiye'deki ve dünyadaki bütün gelişmeleri, bunları kendisine haber vermekle görevli olanların hepsinden çok önce haber alıyor ve öğreniyordu. Hem de ana hatlarıyla değil bütün ayrıntılarıyla...

Onun olağanüstü bir izleme ve haberalma yeteneği vardı.

2 Ağustos günü de, İrak'ın Kuveyt'i işgal ettiğini ilk haber alan dünyadaki birkaç devlet başkanından biriydi.

Özal, Irak Devlet Başkanı Saddam'ın çılgınlık yapacağını çok önceden sezmişti.

Çünkü Saddam, Bağdat'ta toplanan Arap zirvesinden sonra Kuveyt sınırında askeri yığmak yapmaya başlamıştı. Bunun üzerine Suudi Arabistan Kralı Fahd, Dışişleri Bakanını acele Bağdat'a göndermiş, Saddam'ın ne yapmak istediğini öğrenmek istemişti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı El Faysal, özel bir uçakla Bağdat havaalanına iner inmez Saddam'ın gönderdiği Mercedes otomobille alınıyor ve doğruca Cumhuriyet Sarayı'na götürülüyordu. Saddam, El Faysal'ı nedense üzerinde askeri üniforma olduğu halde kabul etmişti. Kabulde Irak Başbakan Bi-

rinci Yardımcısı Taha Yasin Ramazan ile Saddam'ın basın danışmanı Kerim Vuheyyip de hazır bulunmuşlardı.

Saddam, Suudi Dışişleri Bakanı'nın ne amaçla geldiğini çok iyi biliyordu. Bu nedenle, konuğa birşey sormadan konuşmaya başladı. "Şerefim üzerine söz veriyorum" diyordu. Herhangi bir Arap ülkesine karşı silahlı kuvvetlerini kullanmayacaktı. Hele hele İran'la sekiz yıl süren savaşta büyük maddi ve manevi yardımda bulunan Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi kardeş ülkelere karşı asla... Bu ülkeler düşmanlarına karşı Irak ordusundan her zaman yararlanabilirlerdi.

Saddam, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kuveyt sınırında Irak birliklerinin hareket halinde olduğunu söylüyorsunuz. Bu gayet normal bir harekettir. Biz, İran'la sekiz yıl süren savaşa son veriyoruz. Bunun sonucu olarak tabii ki askeri birliklerin yerlerini değiştireceğiz. Bunu askeri stratejimizin bir sonucu olarak görmek gerekir. Bu gibi hareketlerin yanlış yorumlanması bizi gerçekten üzüyor. Krala lütfen selam ve saygılarımı iletin."

Suudi Dışişleri Bakanı, Saddam'ın bu açık ve samimi konuşmasından etkilenmişti. Tek kelime cevap vermeye gerek duymadan, sadece teşekkür etmekle yetindi ve Saddam'ın huzurundan ayrıldı.

Faysal, Saddam'ın mesajım Fahd'a ilettiğinde, kral rahatlamış ve bütün kaygıları yok olmuştu.

Saddam-Faysal görüşmesinin üzerinden henüz bir hafta geçmemişti. Saddam'ın Irak televizyonunda yaptığı bir konuşma, şok etkisi yaratacak ve herkesi hayrete düşürecekti. Saddam şöyle diyordu :

"İçimizde bazı hırsızlar var ki, yalnız dünya piyasalarında petrol fiyatlarını düşürmekle kalmıyor, İrak'a ait olan El-nümeyle bölgesinden petrol çalıyorlar. Allah şahidim olsun ki bunlara izin vermeyeceğiz. Çünkü bizim için, Irak halkının ekmeğini çalmak boynunu koparmaktan daha kötüdür. İran bile yaptığımız sekiz yıllık savaşta, onlar bizi gafil avlayıp topraklarımızdan illegal yollardan petrol çıkardı ve dünya piyasalarına sürdüler."

Saddam bu konuşmasında başta Kuveyt olmak üzere bütün

 Geri

İleri