8

228

229

huriyeti Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya'nın liderleri artık SSCB'nin varolmadığına karar verdiler ve merkezi Beyaz Rusya'nın başkenti Minsk'te olmak üzere Birleşik Devletler Top-luluğu'nun kuruluşunu ilan ettiler. Baltık cumhuriyetleri ve Gürcistan dışındaki eski Sovyet cumhuriyetleri bağımsız devletler olarak bu yapı içinde yer aldılar. Gorbaçov'a da artık devletsiz kalmış bir devlet başkanı olarak istifa etmekten başka yol kalmadı.

Böylece 71 yıllık Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği sona ermiş, komünist rejimin baskısı altında ezilen Kafkaslar'daki Azerbaycan ve Orta Asya'daki Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan artık birer bağımsız Türk cumhuriyeti olmuşlardı.

Özgürlük ve demokrasi rüzgârı, önüne çıkanı devirmişti. Polonya'da, Çekoslovakya'da, Macaristan'da, Bulgaristan'da komünist rejimler çökmüş, Romanya'da diktatör Çavuşesku ve eşi kurşuna dizilmişti.

"Sosyalizmin, Sovyetler Birliği'nin uydusu olmaksızın da uygulanabileceği" teorisini pratiğe dönüştüren Yugoslavya modelinde, çeyrek yüzyıl huzur içinde yaşayan "Tito'nun Ülkesi'"nde bile parçalanma sürecine girilmişti. Ancak bu parçalanma çağın en büyük dramını da doğuracak, Bosna-Hersek'in bağımsızlığını kabul etmeyen Sırplar, yüzbinlerce Müslümanı acımasızca katlederken, dünya bu faciaya seyirci kalacaktı.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra "Doğu-Batı" olmak üzere ikiye ayrılan Almanya birleşecek, Birleşik Almanya'nın başkenti yeniden Berlin olacak ve iki Almanya arasındaki " Utanç Duvarı" yıkılacaktı.

Sovyet İmparatorluğu çökerken, yeryüzünün en büyük iki askeri ortaklığından biri olan "Varşova Paktı"da tarihe karışıyordu. Eski Doğu Bloku ülkeleriyle NATO ülkeleri "İşbirliği Konseyi" oluşturarak bir masa etrafında buluşmuşlardı. Ve akıl almaz bir gelişmeyle Sovyetler NATO'ya üye olmak istediklerini açıklıyorlardı.

Kısacası, herşey büyük bir hızla değişiyor, iki yıl gibi kısa bir sürede dünya tarihi adeta yeniden yazılıyor ve "Yeni Dünya Düzeni" başlıyordu.

Bütün bu olanlar, Özal için sürpriz değildi.

Çünkü o, daha 1982 yılında, Marksist sistemin çökeceğini söylemişti.

Özal, geleceği görebilme, gelecekte meydana gelebilecek gelişmeleri önceden kestirebilme yeteneğine sahipti.

Özal'ı Uluslararası Alana Çıkaran Savaş

Marmaris'teki bunaltıcı sıcak, geceyarısından sonra yerini hafif ve ılık bir rüzgârın serinliğine bırakmıştı.

Sakin bir geceydi.

Geniş oturma salonunun açık penceresinden şöyle böyle ancak duyulabilen yaprak hışırtılarını televizyonun sesi bastırmasa bu saatten sonra heryer sessizliğe bürünmüş olacaktı.

Marmarisliler ve Marmaris'te tatilini geçirenler, eğlenceli ve sıcak bir yaz gününün yorgunluğuyla tatlı uykulara dalmışken, yazlık evinin salonundaki rahat koltuğuna oturmuş biri, CNN Televizyonu'nun yirmi dört saat süren yayınını büyük bir dikkatle izliyordu.

Kolundaki saate baktı.

l Ağustos bitmiş, 2 Ağustos başlayalı da iki saat olmuştu.

Çabucak kalktı, arka odaya geçerek elbisesini çıkardı, pijamalarını giyerek tekrar salona döndü.

Bütün bunları birkaç dakikaya sığdıracak hızla yapmıştı. Gözlerini televizyondan ayıramıyordu.

O gece Ortadoğu'da çok, ama çok önemli gelişmelerin olacağını sezmişti.

Saat 03.30'da yatağına uzandı. İki saat kadar kestirirse iyi olacaktı.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal'dı bu... Saat sabahın 09.00'uydu.

Cumhurbaşkanı Özal'ın Marmaris'teki yazlık evinin telefonu çaldı. Ankara'dan, Çankaya Köşkü'nden arıyorlardı.

Çankaya'dan telefon eden yetkili, çok önemli bir haberi ilk

 Geri

İleri