8

220

221

Gelişen Türkiye'mizin, yükselen maddi gücümüzün, ekonomik gücümüzün şu iki temel konuya destek olması gerektiği inancındayım :

Öncelikle eğitimde kaliteyi yükseltmek... Sonra da tüm toplumu kapsayacak bir sağlık sigortasını oluşturmak...

Sayın Milletvekilleri,

Son söz olarak yüce heyetinize şunu ifade etmek istiyorum : Canım pahasına da olsa yeminime sadık kalacağım. Tarafsız kalacağıma yemin ettim ama ben taraf tutacağım. Neyin tarafını tutacağım?

Atatürk ilke ve inkılâplarının tarafını tutmaya devam edeceğim.

Anayasal kuruluşlarımıza destek olmaya devam edeceğim.

Türkiye'mizin yakın vadede Avrupa Topluluğu'nun en seçkin üyelerinden biri olmasının tarafım tutacağım.

Cumhurbaşkanlığı makamını her türlü iç siyaset sorunlarının üstünde tutacağım.

Ama halkımın içinde, mütevazı bir vatandaş olarak, halkımla birlikte yaşayarak.

Ve nihayet sözlerimi şu idrak içerisinde bitirmek istiyorum :

Bu sımsıcak milletin, bu güçlü ülkenin ve bu büyük Cumhuriyet 'in Cumhurbaşkanı olmak, benim için şereflerin en büyüğüdür.

Ne mutlu Türküm diyene."

Sürpriz Başbakan Akbulut

Özal, Cumhurbaşkanı seçildiği 31 Ekim 1989 ile görevi devraldığı 9 Kasım 1989 tarihleri arasındaki sekiz günde, kendisinden sonra kimin ANAP Genel Başkanı ve Başbakan olması gerektiği konusunda anketler ve görüşmeler yaptı, parti grubunun ve teşkilatının nabzını yokladı.

Grubu önce onsekiz milletvekilinin adını verdi. Bunlardan biri Genel Başkan ve Başbakan olacaktı. Sonra bu sayıyı se-

kize indirdi. Sekiz kişiyi çağırarak, sabaha kadar kendi aralarında tartıştırdı.

Herkes son sekiz kişiden birinin Başbakan olmasını bekliyor ve çeşitli tahminler yürütüyordu. Oysa Özal'ın ne yapacağı hiç belli olmazdı. Çünkü o sürpriz yapmayı seviyordu.

Nitekim, Cumhurbaşkanlığı görevini devraldıktan sonra kendisini tebrik etmeye gelen TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut'a "Yıldırım, Meclis Başkanlığı'ndan hemen istifa et, Başbakan sensin" diyecek, başta Akbulut olmak üzere herkesin nutku tutulacaktı.

Akbulut, 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinden sonra kapatılan Adalet Partisi'nin Erzincan İl Başkanlığı'nı yapmıştı. Dürüst bir insan, mütevazı bir avukattı. Anavatan Partisi'nin Erzincan'da örgütlenmesini sağlamış, il başkanı olmuştu. 1983 seçimlerinde de aynı ilden milletvekili seçilmişti. Birinci Özal Hükümeti'nde, Vural Ankan olayı sırasında Dr. Ali Tanrıyar içişleri Bakanlığı'ndan istifa edince, yerine Akbulut getirilmişti. Fazla iddialı insan değildi. Fakat dürüstlüğü, sakin ve ağırbaşlı kişiliğiyle Özal'ın takdirini kazanmıştı. 1987 seçimlerinden sonra seçildiği TBMM Başkanlığı'nı gelebileceği en son ve en yüksek makam olarak düşünüyordu. En büyük avantajı, etliye sütlüye karışmayan, suya sabuna bulaşmayan ılımlı ve dengeli bir politikacı olmasıydı. Gruptaki bütün arkadaşlarını çok iyi tanıyan Özal, onun bu yanlarını ilk yılda keşfetmişti. Ayrıca, kendisiyle uyumlu çalışabilecek bir kişiydi. Gerek İçişleri Bakanlığı, gerekse Meclis Başkanlığı sırasında bunu kanıtlamıştı.

Gerçekten de Cumhurbaşkanı Özal ile Başbakan Akbulut, oldukça uyumlu bir çalışma yapacak, önemli iç ve dış sorunları birlikte göğüsleyeceklerdi.

Özal Çıkıyor, Jivkov Düşüyor

Tarih, ilginç rastlantılarla doludur.

Fakat bu rastlantıların çoğu kez birbiriyle ilişkisi de vardır.

Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı görevini devraldığı 9 Kasım 1989 günü, Bulgaristan'ın 78 yaşındaki komünist lideri Todor Jivkov'un 35 yıl süren iktidarının sona ermesi, ilginç bir

 Geri

İleri