8

22

23

biridir. Kurumun başında çok değerli bir teknokrat ve yönetici olan İbrahim Deriner vardır.

EÎEİ'nin merkezi, Ankara'da Ziya Gökalp Caddesi ile Adakale sokağının kesiştiği köşedeki küçük ve mütevazı binadır. Bunun tamamı EİEİ'ye ait değildir. Bazı katlarında aileler oturmaktadır.

Turgut Özal, bu mütevazı binada çalışan genç mühendislerden biridir. Pratik zekası ve işine bağlılığı ile hemen dikkat çeker. Artık ülkenin ekonomik sorunlarıyla da ilgilenmeye başlamıştır. Emekli Büyükelçi Semih Günver, o günlerin Turgut Özal'ını şöyle anlatır :

"Turgut Özal'ı otuzbeş yıl önce tanımıştım. Sanıyorum otuz yaşındaydı. Menderes hükümeti, Paris'te Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'na iktisadi istikrar programını sunmuş, devalüasyona gidileceğini ihsas ve yatırımlarını bir plan dahilinde gerçekleştireceğini vaat etmiş ve 350 milyon dolara yakın bir yardım sağlamıştı. 1958 sonbaharında Paris dönüşü Ankara'da Elektrik Etüd İdaresi Genel Müdürü İbrahim Deriner'in emrinde iki yıllık bir Devlet Yatırım Planı'nı hazırlamak görevi ile bir çalışma grubu kurulması kararlaştırılmış ve genç bir ekip vazifeye çağrılmıştı. Bu ekip, Devlet Planlama Teşkilatı'nın nüvesi olacaktı. Turgut Özal, görevlendirilen gençlerden biriydi. Devlet memuru olarak ülkenin ekonomik sorunları üzerine eğilmeye o tarihte başlamıştı. Adnan Menderes hükümetinin bir memuru olmaktan gurur duyuyordu. Teşkilat, Dışişleri Bakanlığı'na bağlıydı. Fatin Rüştü Zorlu planlamadan da sorumlu bakandı. Turgut Özal, bürokraside ilk adımlarını başarı ile bu kuruluşta attı ve 1960'tan sonra kurulan Devlet Planlama Teşkilatı'na geçti."(1)

Turgut Özal'ın EİEİ'e girdiği 1950 yılında, Süleyman Demirel de aynı kuruluşta çalışmaktadır. Özal'ın, yaşça büyük olduğu için "abi" diye hitap ettiği Demirel de üniversite öğrenimini devlet bursuyla tamamladığı için zorunlu hizmeti vardır ve bir süre sonra Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne "Barajlar Dairesi Başkanı" olarak geçecektir. Özal ise, 1965 yılına kadar EİEİ'nde çalışır. Ayrıca, 1957'de DSİ Genel Müdürü olan Demirel'in danışmanlığa getirdiği 1958-1959

(1) Milliyet Gazetesi, 5 Mayıs 1993

yıllarında, zamanın hükümetince kurulan Planlama Komisyonu'nun sekreteryasını da yürütmeye başlar.

Özal, artık çalışmakta ve para kazanmaktadır. Yoksulluğa ve parasızlığa karşı verdiği savaşın ilk raundunu kazanmıştır. Henüz tam değilse bile, mutlu sayılır. Kaderinin ona nasıl inişli çıkışlı, zorlu ve ışıklı bir yol çizmekte olduğunun acaba farkında mıdır? Sanmıyoruz. Fazla ihtiraslı değildir. Şimdilik, çözmek zorunda kaldığı büyük bir sorunla karşı karşıya kalmamış, büyük projelerin içine girmemiştir. Buraya nasıl geldiğini, buraya gelinceye kadar çektiği sıkıntıları da unutmamıştır.

İki Ayrı İnsan, İki Ayrı Dünya

Her insanın olduğu gibi Turgut Özal'ın hayatında da hatalar ve pişmanlıklar yok mudur? Pişmanlık duyacağı ilk hatayı, Ayhan Hanım'la evlenerek yapar. Fakat bu hatanın sorumlusu Turgut Bey'den çok, annesi Hafize Hanım'dır.

Hafize Hanım, eli ekmek tutmaya başlayan Turgut Bey'i evlendirmeye karar verir. Oğlunun mürüvvetini görmek elbette hakkıdır.

Malatya'da belediye muhasebecisi olan Hacı Hasan Bey'in ufak tefek esmer kızı Ayhan İnal'ı gözüne kestirir. Annesinin hiçbir isteğini kırmayan Turgut Özal, buna da "peki" der. 1952 yılında evlenir ve Ankara'nın Maltepe semtinde bir ev tutar ve yerleşirler.

Fakat bu evlilik umdukları gibi gitmez. Turgut Bey'le Ayhan Hanım çok ayrı, çok farklı dünyaların insanlarıdır. Turgut Bey ne kadar hareketli, şakacı ve konuşkansa, Ayhan Hanım da o kadar sessiz, durgun ve asık yüzlüdür. Bu iki ayrı mizacın uyuşmasına imkân yoktur. Ayhan Hanım birkaç kez babasının evine döner. Araya girenlerin tüm çabalarına rağmen evlilik yürümez ve birkaç ay sonra boşanırlar.

Özal, 1952 yılında, elektrik enerjisi ve mühendislik ekonomisi konularında eğitim görmek üzere Amerika'ya gönderilir. Yeni Dünya'ya hayran kalır. Bir yıl sonra Türkiye'ye döner. Artık ekonomiye ve ekonomik sorunlara ilgi duymaya başlamıştır.

 Geri

İleri