8

216

217

Sayın Milletvekilleri,

Yirmibirinci yüzyıla doğru yol aldığımız şu dönemde dünya hızla değişmektedir. Dünyanın çehresini değiştiren insanlığa uzayda, tıpta, eğitimde ve günlük yaşantısında yepyeni boyutlar açan asli unsur yüksek teknolojidir.

Türkiye'miz behemehal, dünyayı değiştiren bu yüksek teknoloji çağını yakalamalıdır.

Bu gelişmenin içinde yer alabilmek, ancak sözünü ettiğim bu üç hürriyeti benimsemekle mümkündür.

Nitekim, bunun en güzel örneğini, yaşadığımız son yıllarda en katı doktriner sistemlerin değişmesinde görüyoruz.

Bu üç hürriyetin vazgeçilmezliğini evrensel boyutta idrak edilmesinde görüyoruz.

Sayın Milletvekilleri,

Dünyanın her köşesinde bugün değişiklik rüzgârları esmektedir.

Demokratikleşme ve serbestleşme Doğu Avrupa'yı sarsmaktadır.

Avrupa entegrasyonu yeni boyutlar kazanmaktadır.

Uzak Doğu, Japonya'nın etrafında yeni bir ekonomik güç odağı oluşturmaktadır.

Bu gelişmeler karşısında, Kuzey Amerika'nın iki büyük devleti de imkânlarını birleştirme zorunluluğunu hissetmişlerdir.

Süratle değişen bu dünyada, bizim için değişmeyen tek şey, Ulu Önder Atatürk'ün vazettiği 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesidir.

Bu ilkeye sadakada bağlı olan Türkiye, bütün dünya ülkeleriyle ve özellikle komşularıyla daima işbirliğine ve dostluk bağlarına dayalı ilişkiler sürdürmeyi kendisine şiar edinmiştir.

Egemenlik ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı, içişlerine karışmama ve anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümlenmesi, bu ilişkilerin temelini teşkil etmiştir.

Jeopolitik önemini her zaman koruyacak olan Türkiye, yeni

yüzyılın eşiğinde teknolojik gelişmelerin dünyamıza getirdiği değişik boyut ve şartlarda aktif dış politikasını özellikle sürdürmek zorundadır.

Ülkemiz, Cumhuriyet ile birlikte hedeflediği yönde kararlılıkla ilerlemektedir.

Dünyanın değişen şartları ne olursa olsun, kendi kaderini tayin etme gücüne artık daha fazla sahiptir.

Sayın Milletvekilleri,

Ekonomik ve teknolojik gelişme iradesinin altında bir başka irade daha olmak zorundadır. Bu irade de, her milletin olduğu gibi Türk Milletinin de kendisini müdafaa etme kabiliyetinin artırılmasıdır.

Amaç, ülkemizin kendisini savaştan koruyacak bir caydırıcı güç edinmesidir. Bu caydırıcı gücün önemli bir esası da yüksek teknolojiye dayanan savunma sanayiidir.

Silahlı Kuvvetlerimizi güçlü kılma, Savunma Sanayiimize çağdaş boyutlar getirme, dün olduğu gibi bundan böyle de milli bir hedef olmalıdır.

Sayın Milletvekilleri,

Mutlu geleceğimiz için, önce yüce Parlementomuzun benimsemesi, sonra da adım adım bütün toplumumuza benimsetilmesi gereken son derece önemli gördüğüm bir kavram var : Bu kavram da, hoşgörüdür, toleranstır.

Bu alanda esas görev yüce heyetimize düşmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk halkı adına, demokrasi kuralları içinde Türkiye'yi yöneten en yüce makamdır. Ama konunun bir başka boyutu daha var :

Bir zamanların siyasi deyimi ve siyasi gerçeği ile, 'çatıda kavga başlayınca' bu kavganın dalga dalga bütün toplumumuza yayıldığını biliyorsunuz. Çatıdaki kavganın, fert ve millet olarak bizlere nelere mal olduğunu gördük, yaşadık.

'Kavgasız Türkiye' kavramı, kavgalı bir Türkiye'den çeşitli çıkar uman dış ve iç düşmanlara karşı en sağlam kalemizdir.

Yüce Meclis'in rehberliğinde, hoşgörü kavramının, tolerans kavramının, akılcı bir gelişmeyi hemen benimseyen Türk mil-

 Geri

İleri