8

186

187

nerlerine ve çabalarına rağmen, mevzuatı en az 30 sayfaya sığdırabilirler. Ozal 15 sayfada ısrar edince, Hazine'de Banka ve Kambiyo Genel Müdürü Aytekin Tece dayanamaz Efendim bizi işsiz mi bırakacaksınız?" deyiverir, (1)

Özal, buna rağmen, bürokratların müdahale gücünü tamamen kırabildi mi? Hayır. Bunu kendisi de kabul ediyor ve "Bürokrasi ile iyi geçinmek zorundasınız, iyi geçinemezseniz sizi perişan eder" diyordu.

Başbakanlığı döneminde bürokratların müdahale gücünü tamamen kırabilseydi, tutucuların direnişiyle karşılaşmasaydı belki daha büyük işler yapacaktı. Mesela bürokratlar yüzünden vergi reformunu istediği gibi gerçekleştiremedi. Devleti küçültemedi. Özelleştirmede ağır hareket etmek zorunda kaldı.

Onun, Başbakanlığının ilk aylarında gerçekleştirdiği en önemli reform, reel kur ve reel faiz politikalarıyla serbest piyasa ekonomisini başlatmasıdır. Kambiyo rejimini yeniden düzenlemiştir. Bununla dış ticarette liberalleşmeyi, gerçekçi kur uygulamasıyla da ihracat seferberliği başlatmıştır. İthal ikamesi sistemini terketmiş, dünya ekonomisiyle bütünleşmeyi hedef alan bir politika izlemiştir.

Özal'ın başlattığı Toplu Konut Fonu uygulaması aslında başlıbaşına olaydır. Ülkeye zaten giren maldaki kaçakçı rantı devlet tarafından Toplu Konut Fonu'na aktarılmış, böylece Türkiye'nin konut açığı sorununu çözmek için orijinal bir model yaratılmıştır. Köprü-baraj gelirlerinin satışıyla oluşan Kamu Ortaklığı Fonu, yabancı sermayeyi çekmek amacıyla geliştirilen "Yap-İşlet-Devret" modeli, hep Özal'ın yaratıcı ve pratik zekâsının ürünleridir.

Katma Değer Vergisi, Vergi İadesi, Serbest Bölgeler, Özelleştirme ve daha neler... İmar Affı, Pişmanlık Yasası... Özal, ekonomide öylesine bir ihtilal gerçekleştirir, öylesine yepyeni bir modelin mimarlığını yapar ki, Amerikalı siyaset bilimcisi ve Türkiye uzmanı Prof. Dr. Dankvvart Rustow şöyle diyecektir;

"Mustafa Kemal 'milli inkılabı', İsmet İnönü 'Demokrasi inkılabını', Ozal da 'Liberal inkılabı' yapıyor." (2)

(1) Hasan Cemal, "Özal Hikâyesi", Bilgi Yayınevi, Ank. 1980, s. 298

(2) Cumhuriyet Gazetesi, 21 Eylül 1987

Özal'ın ekonomide gerçekleştirdiği inkilabın ana çizgilerini kitabımızın önceki bölümlerinde anlatmıştık.

Onun yaptığı reformlar veya gerçekleştirdiği inkilap, tabii ki sadece "ekonomi" ile sınırlı değildir.

Daha önce de söylediğimiz gibi, Özal'a göre demokrasinin temel taşı, serbest piyasa ekonomisiydi. Ekonomide yasakların kalkmasıyla başlayacak liberalleşme, kaçınılmaz olarak sosyal ve siyasal alanlara da yansıyacaktı.

Bir yandan demokratikleşme derken, öbür yandan yetmiş yıllık Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu'na dokunmayarak, cebinde döviz bulunduranı hapse atmak, vatandaşın ürettiği ve sattığı malın fiyatına müdahele etmek, büyük çelişkiydi. Cebinde döviz bulunduranı hapse atan devletin demokrat olmasına elbette imkân yoktu.

Özal, ekonomide başlattığı liberalleşmeyi ki, bu aynı zamanda demokratikleşme idi bazen zorlayarak, bazan da doğal gelişimine bırakarak, sosyal ve siyasal alanlara da ustalıkla yansıttı

Mesela Türk Ceza Kanunu'ndaki 141 ve 142. maddelerin kaldırılması halinde komünizmin, 163. maddenin kaldırılması halinde şeriatın geleceğinden korkanların aksine, o, "Bir grup var, irtica denince tüyleri diken diken oluyor. Bir başka grup var, komünizm deyince tüyleri diken diken oluyor. Bunların zamanla yumuşaması lâzım" diyordu. (1) Ozal, "Aman ne yapıyorsunuz?" feryatlarına aldırmadan, TCK'daki 141-142 ve 163. maddeleri kaldırarak, bu maddelerin kaldırılmasıyla Türkiye'ye komünizmin de, şeriatın da gelemeyeceğini kanıtladı.

Demokratikleşme yolunda attığı önemli adımlardan biri de, merkezden bağımsız yerel örgütlenmeleri ön plana çıkarması ve güçlendirmesi oldu. "Biz demokratik sistemin temelini mahalli idarelerde görüyoruz" derken, bunu hayata geçirmeyi de başardı ve belediyelere daha çok söz hakkı, daha çok özerklik ve daha çok gelir imkânları sağladı.

Avrupa İnsan Haklan Komisyonu'na ferdi başvuru hakkı onun zamanında tanındı.

(1) Cumhuriyet Gazetesi, 28 Ekim 1987

 Geri

İleri