8

178

179

Polisin ve Devlet Güvenlik Mahkemesi savcılarının yaptığı uzun araştırma, suikast olayının arkasında herhangi bir örgütün bulunmadığını, sanık Demirağ'ın tek başına hareket ettiğini ortaya koyacaktı.

"Ölmekten Korku Duymadım"

Özal'ı en çok etkileyen olay, bu suikast girişimidir.

O kadar etkilenmiştir ki, bu suikast girişimine ait filmi televizyonda yavaş çekimden defalarca izlemiş, o dehşet anını defalarca yaşamıştır.

Suikastin yapıldığı gün, gazetecilerin "İnsan olarak neler hissettiniz?" sorusuna Özal şu cevabı verir :

"Bir kere böyle bir şeyin olabileceğini hele bu kongre sırasında hiç düşünmedim. Meydan toplantılarında böyle olaylar tabi insanın hatırına geliyor. Bir meydandasınız, etrafınızdaki insanların kontrol edilip edilmeme ihtimali var. Mümkün değil kontrol edilmesi. Yüz bin kişi olabiliyor. Büyük bir heyecan var. Kimin dost, kimin düşman olduğunu bilemezsiniz. Bir iki kere meydan mitingleri yaparken hatırımıza gelmiştir. Başka ülkelerin misalleriyle... Ama tabii siyasete girenler bu konularda larj olmak mecburiyetindedirler. Çünkü ihtimali çok yüksektir bu hadisenin. Ama başka çaresi de yoktur. Yalnız bu sefer böyle bir düşünce aklıma gelmedi."

Kadere inanan insan ölümden korkar mı? Özal gibi biri by-pass olmak üzere o güne kadar üç ameliyat geçirmiş, kadere inanan yürekli bir insan için, ölüm nereden gelirse gelsin hoş geldi, sefa geldi.

Özal, olay anını anlatırken hiçbir heyecan belirtisi göstermez :

-Hanımım sürünerek yanıma geldi. Korumalar üzerimize geldiler. Birşey yok dedim. Sadece elimden yaralıyım, onu biliyorum. Onun için üzülecek, telaş edilecek bir şey yok. Elimi sardılar o anda. Tabii kurşun bir taraftan girip öbür taraftan çıktığı için yara büyük.

Tabii hemen kalkıp konuşmak istedim. Aslında konuşmamam için ısrar ettiler. Sıcağı sıcağına olduğu için insan o za-

man bir gün sonrası kadar yorgunluk hissetmiyor. Sonra acısı çıkıyor tahmin ederim. Rahatça konuşmama devam ettim. Fakat etrafımda çok ısrar ediyorlardı, ille seni hastaneye götürelim diye. Sonunda konuşmamızı bir noktada kestik.

-Ölüm düşüncesi geçti mi aklınızdan?

-O sırada insan teslimiyet içinde. Başka bir şey yok. O anda ölebilirim. Ölmekten de herhangi bir korku duymadım.

Bu suikast girişimi Özal'ı kaygılandırır. Kaygısı kişisel değildir. Bu olayın Türkiye'ye zarar vermesinden korkmaktadır:

"Türkiye, bütün dünya ülkelerine, 'anarşi ve terör bakımından en asgaride olan Türkiye'de artık hiç böyle bir şey olmaz' denilen ülke haline geldi. Bir kendini bilmezin çıkıp bunu yapması gerçekten Türkiye bakımından hoş olmadı. Üzüldüğüm taraf odur."

Üç Ameliyat ve Bir Kurşundan Sonra

Turgut Özal artık yorgundu.

Üç ameliyat geçirmiş, bir kurşun yemişti.

Günde onaltı saat çalışıyordu.

Fakat bunlar değil, altı yıldır Başbakanlıkta çakılıp kalmak yormuştu onu. Özal gibi yenilikçi ve değişimci ruha sahip bir reformcu, uzun yıllar aynı yerde ve aynı konumda kalamazdı. Yerini ve konumunu artık değiştirmeliydi.

Bundan sonraki hizmet yeri ise Çankaya olabilirdi.

Kenan Evren'in görev süresinin bitiminde Cumhurbaşkanlığı'na aday olmaya by-pass için Houston'da bulunurken karar vermiş ve bunun için aile bireylerinin de onayını almıştı.

Özal'ın bu kararının tabii başka nedenleri de vardı.

Uzun yıllar iktidarda kalmış her parti gibi ANAP da yıpranmaya başlamıştı. Hele, büyük reformlara ve değişimlere imza atmış bir siyasi parti ve onun liderinin, bunun bedelini hızla yıpranarak ödemesi kaçınılmazdı. Özal bu riski başından göze almıştı. Halkın desteğini yitireceğini, hızla yıpranacağını, hatta bir süre sonra iktidarı bile kaybedebileceğini bile bile, ka-

 Geri

İleri