8

176

177

mamış gibi kaldığı yerden devam edecektir. Konuşması boyunca sağ elinden kan aktığı görülür.

Türkiye'de ve dünyada geniş yankı uyandıran suikast olayı nasıl olmuştu?

Özal kürsüde konuşurken, kürsünün tam karşısına düşen fotoğraf çekimi platformunun bakanların oturduğu sıralara yakın olan tarafında bir süredir ayakta bekleyen esmer, orta boylu, tişört ve blucin pantolon giymiş genç, 7.65 çapındaki tabancasını aniden çıkararak Özal'a doğrultur ve üst üste iki el ateş eder. Tabanca tutukluk yapmasa ateşe devam edecektir.

Aniden duyulan kurşun sesleriyle birlikte Özal'ın kürsüden düşercesine kaybolduğu görülür ve kürsünün çevresi ana-baba gününe döner, ilk şok atlatıldıktan sonra koruma polisleri de silahlarına davranmış ve havaya, duvarlara ateş etmeye başlamışlardır. Salon bir anda savaş alanına dönmüştür. Bir kaza kurşununa hedef olmamak için herkes yere yatınca, suikastçi tek başına elindeki silahla ayakta kalır. Çıkış kapısına doğru koşmaya çalışırken, bir koruma polisinin tabancasından çıkan kurşunla bacağından yaralanır ve olduğu yerde yığılıp kalır. Suikastçi, görevliler tarafından altı okka dışarı çıkarılacaktır.

Bir arkadaşını yaralama suçundan cezaevinde yatarken, Özal'ı öldürmek amacıyla firar ettiği anlaşılan Kemal Demirağ adlı suikastçinin bir poşet içinde salona soktuğu silahından çıkan iki kurşundan biri Özal'ın sağ elinin baş parmağına, diğeri kürsüdeki mikrofona isabet etmişti. İkinci merminin mikrofon sapına saplanmaması halinde, Özal'ın göğsüne girme ihtimali büyüktü.

Sağ elinin baş parmağına kurşun isabet etmesi nedeniyle acı içinde kürsünün arkasına yığılan Özal'ın üstüne eşi Semra Özal kapanmış, silah seslerinin kesilmesinden sonra Başbakan'a ilk müdahaleyi özel doktoru Cengiz Aslan yapmıştı.

Özal, derhal hastaneye götürülmesi gerektiği yolundaki tüm ısrarlara rağmen, eli sanlı durumda tekrar kürsüye çıkacak ve salonu dolduran yaklaşık beş bin kişinin coşkulu alkışlarıyla sık sık kesilen konuşmasına şunları söyleyerek devam edecekti :

"Sözlerime kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Sözlerimin başında hemen şunu bilhassa belirtmek istiyorum. Al-

lah'ın verdiği canı ondan başka alacak yoktur. Biz de ona teslim olmuşuzdur."

Özal, biraz önce salon mahşer yerine dönmemiş, kendisine sıkılan kurşunlardan biri sağ elinin baş parmağına isabet etmemiş, daha doğrusu hiçbir şey olmamış gibi, biraz yüzü gerilmiş ve rengi solmuş, ama son derece soğukkanlı bir şekilde konuşmasını 15 dakikada tamamlar ve kürsüden iner.

Özal'ı konuşması süresince eşi Semra Özal ayakta kürsünün hemen sağında beklemişti. Uyarılar üzerine konuşmasını bitiren Başbakan, sıkı koruma önlemleri altında Konut'a götürülmüştü. Doktorlar Özal'ın yaralanan sağ elini askıya almışlardı. Özal'ın sağ kolu üç ay askıda kalacaktı.

Başbakan Özal'ın Konut'ta tedavisi sürerken, saat 15.00'te Devlet Bakanı Mehmet Yazar, Konut önünde gazetecilere hükümet bildirisini açıklıyordu. Bildiri şöyleydi.

"Bugün ANAP Büyük Kongresi'nde açış konuşmasını yaparken Sayın Başbakan Turgut Özal'a menfur bir suikast teşebbüsü olmuştur. Yüce Allah'ın inayetiyle bu teşebbüs başarısız kalmıştır. Her şeyden önce böyle bir badireyi milletimizin, memleketimizin huzuruna, istikrarına, kardeşliğine ve demokrasiye sıkılmış kurşunlar olarak görüyoruz. Tek tesellimiz Sayın Başbakanımızın suikastten elinden hafif bir yara alarak kurtulması ve herhangi bir can kaybı olmamasıdır. Büyük milletimiz çok acı tecrübelerden geçerek bugünlere geldi. Öyle anlaşılıyor ki çok yakın geçmişte yaşadığımız kardeşi kardeşe kırdıran anarşi ve terörden hâlâ medet umanlar var. Boşuna çırpınmasınlar. Milletimiz 1980 öncesinin o karanlık ve umutsuz günlerine asla dönmeyecektir. Böyle olaylar Sayın Başbakanımızın önderliğinde milletimize hizmet etmek azim ve şevkimizi hiçbir zaman kıramayacaktır. Başta Sayın Başbakanımız ve ailesi olmak üzere yaralılara ve aziz milletimize geçmiş olsun diyoruz."

Koruma polislerinin açtığı ateş sonucu bacağından yaralanan sanık Kartal Demirağ, Numune Hastanesi'nde tedavi altına alınmıştı. Sanık Demirağ, olaya el koyan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nusret Demiral'a, ilk ifadesinde, "Öldürmek için değil, ölmek için ateş ettim" diyecekti. Demirağ, koruma polislerinin kendisini öldürmeleri için ateş ettiğini iddia ediyordu.

 Geri

İleri