8

172

173

kıstıran faktör budur. Eh, nasıl sanayi ülkeleri arasına gireceksiniz? Bizden evvelki iktidarların hepsi sanayileşelim demişler ama bir türlü bunun yolunu bulamamışlar. Bilgi yok, bilgi... Bazı sanayiciler onları kandırmış, gümrükleri koy, ithali yasakla, biz içerde yaptığımızı satalım demiş, buna ithal ikamesi derler. Yani dışardan almayalım, içerde yapalım. E öyle pahalı mallar yapsın ki, millet inim inim inlesin. İkincisi ne alsın? Yaptığınız kalitesiz mallar yanında Avrupa malı... Herkes Avrupa malı arıyor. Bunun Avrupası daha sağlam diyor. Anavatan iktidarı geldi, işi değiştirdi. Dedik ki: Serbest bir ekonomik sistem... İşte arkadaşlarım, serbest bir ekonomik sistemin ana hikâyesi budur. Yoksa karşımızdakiler ne diyor biliyor musunuz? Karma ekonomik sistem... İşte o karma ekonomik sistem dalavere sistemidir. Resmen dalavere sistemidir. Birtakım sanayiciye, birtakım havadan para kazanana havadan para kazandırma sistemidir. Yaptığımız iş kolay olmamıştır. Tabii çok sıkıntı çektik. 1979 senesinde, Türkiye'nin ihracatı 2,2 milyar dolar... Bunun yüzde 30'u, 35'i sanayi ürünleri. Sadece bütün bunlara rağmen, yani 750 milyon dolarlık sanayi ürünü ihraç ediyor o sene. 1988 senesi, 1987'yi söylemiyorum, 1988 senesi inşallah 1987'nin epey üzerinde olacak. Muhtemelen 13 milyar doları geçecek. Eğer 13 milyar dolar olursa, ne kadar sanayi ürünü ihraç edilecek biliyor musunuz? Söyleyeyim, yüzde 80... On milyar 10 milyon dolarlık sanayi ürünü ihraç edilecek. 700 milyon dolardan on milyar 100 milyon dolara, yüzde 30'dan yüzde 80'e. İşte Türkiye ayağına bağlı azgelişmişlik zincirini şimdi kırdı. Artık bundan sonra önümüzde hiçbir şey duramaz. Bakınız, dikkat ediniz her on senede bir eski usûl olsaydı, şimdi onların hayal ettiği gibi dövizsizlikten, yokluktan iflahımız kesilirdi. Her on senede olduğu gibi zaten o hayale kapıldılar da, biraz yanlışlıkla döviz batağına battık, batıyoruz gibi laflar söylediler. Aslı çıkmadı. Merkez Bankası'nda döviz dolu. Seneye daha iyi olacak, ondan sonraki sene daha iyi olacak... Muhterem arkadaşlarım, ben bu değişikliğe basit bir değişiklik demiyorum. Türkiye dünyada örnek olacak derecede büyük bir transformasyon yapmıştır. Anavatan iktidarı bu değişiklikten ötürü büyük bir gurur içindedir.

...Biz herşeyin doğrusunu söyleyen bir iktidarız. Yapamayacağımız işi söylemedik. Yapacağımız işi söyledik. Yaptığımız işte, söylediğimiz işte başarılı olmadıysak, arzu ettiğimiz

başarıya varamadıysak onu da hiç tavil etmedik. Dosdoğru, dobra dobra söyledik. Bu siyasetimizdir. Bizim siyasetimiz başkaları gibi yalana dolana dayanmamıştır. Bizim siyasetimiz, neyse doğru onu söyleriz, seçilemeyeceğimizi bilsek dahi... Açık söylüyorum, enflasyon konusunda bazı sözler söyledik. Maalesef bu söylediğimiz sözlerin gereğini tam istediğimiz gibi yerine getiremedik. Onda açığımız var. Bunu da açık kalplilikle seçim zamanında da söyledim. Bütçe zamanında da söyledim. Milletin önünde de söyledim. Ve bütün bunlara rağmen de millet bizi tercih etti. Çünkü, biliyor ki millet, bu adam doğru söylüyor. Çok sıkı tedbirler aldık. İktidarların vazifesi memleketlerin geleceğini düşünmektedir. İktidarların vazifesi oturdukları koltuğu düşünmek değildir. İktidarların vazifesi memleketin geleceğini, kısa vadeli değil uzun vadeli geleceğini düşünmektir. Bizim yolumuz budur. Başkası ne söylerse söylesin. Onun için, işin daha başında ekonomide yapamadığımız enflasyon meselesini halletmek ve Türkiye'yi daha az enflasyonlu, düşük enflasyonlu yeni bir kalkınma devresine hızla sokabilmek için birtakım tedbirleri daha baştan aldık. Almamalı mıydık, yani beklemeli miydik? Yani onları bekle bekle, seçime kadar milleti perişan et, ondan sonra da tedbir al. Ona aptallık derler, bir de memlekete ihanet etmek... Onları yapanlar vardır, başkaları yapmıştır. Türlü Bizans oyunlarıyla da iktidarı bırakmak istemeyenler de olmuştur. Ama bizim yolumuz bu yol değildir. Bizim yolumuz dürüst bir yoldur. Namuslu bir yoldur. Vatandaşa herşeyin dobra dobra söylenmesidir. Nitekim dikkat ediniz, aldığımız tedbirler tesirini göstermeye başladı. Gerek 4 Şubat kararları, gerek vergi kanunları, gerek tasarruf kanunları, hepsini şu dört ayın içerisinde geçirdik. Ama herşeyi arkadaşlarıma söylemeden geçemeyeceğim. Bizim Kutsal Kitabımız'da da var. Bazan 'şer cephesi' kabarırmış, şu dört ayda, beş ayda bir şer cephesinin nasıl kabardığını gördük. Bütün delegelerim bunu gayet yakından hissetmişlerdir. Kabardı kabardı, ondan sonra 'fos' diye söndü. Eee meşhur laftır, aynen söylerler : 'Hak geldi, batıl zail oldu.' Öyle değil mi? Zaten söylediğim buydu. Bizim partimiz öyle bir partidir ki, biz yokuşta da beraberiz, inişte de beraberiz. Dikenli yolda da beraberiz. Her şart altında beraberiz. İşte önemli olan da budur. Bu birlik, beraberlik olduğu müddetçe Türkiye'ye zeval yoktur. Biz Türkiye'yi her iki programda da, Anavatan hükümet programında da açıkça belirttiğim gibi ileri
 Geri

İleri