8

162

163

olmak kaydıyla eteklerin zil çaldığını müşahade ettiğimi söyledim. Söylememin sebebi de şu : Tabi doğru değildi hadise, doğru olmamakla beraber, demek ki görünüşte demokrasi dersinden sınıfta kalmışlar. Bugün dikkat ederseniz milletin önünde ifade etmek istiyorum, maalesef bu arzularda kaldı. Türkiye'de demokratik idareden başka, demokrasiden başka Türkiye'nin bir alternatifi bahis konusu olamaz. Türkiye'nin gelişmesi, kalkınması ancak ve ancak bu yoldadır. Bizim karşımıza çıkanlar var. Ben gene onlardan rica ediyorum; muhalefet, ana muhalefet olsun, diğer muhalefet partisi olsun, şöyle bakıyorum bu konuda acaba memleketin geleceğini nasıl görüyorlar. Eğer dikkat ederseniz bu konuda tenakuz içindedirler. Gereğinde beni sayın Cumhurbaşkanına şikâyet ederler. Cumhurbaşkanımızın yetkisindeki konularda dahi başka yerlere şikâyet ederler. Yanlış adreslere şikâyet ederler. Demokraside şikâyet edilecek yer varsa o da millet iradesidir.

Bir siyasi parti olarak geleceğimizin teminatı bu çatıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatışıdır, yanlız demokrasidir. Buna sımsıkı sarılma mecburiyetimiz vardır. Bir kere şunu söylemek istiyorum, sadece bu değil bugün muhaliflerimizin meseleyi sadece iktidarı alet etmek olarak göremez, iktidar günün biri olur seçimi kaybeder. Çünkü demokraside varsa iktidarlar, muhalefet olur. Bunlar yer değiştirir ama demokrasiyi zedeleme pahasına bu iş yapılamaz. Bir kere bunu çok açık ve seçik ifade etmek istiyorum, çok evvelki konuşmalarımda ifade ettim, bugün tekrar edeceğim. Bizim toplumumuz çok çok mütecanis, çok böyle birbirine sımsıkı, büyük bir imparatorluğun mirasına sahibiz. Anadolu göçler ülkesi. Şuraya bakınız, bu topraklar üzerinde yedi bin seneden beri yaşıyoruz. Bunu Avrupalı göremez. Demek ki çok çeşitli insanlar yaşamış, gelmiş geçmiş bu topraklarda yerleşmiş. Onlar birbirlerini tamamlamışlar, başkaları gelmiş karışmışlar, neticede bugünkü milletimiz meydana gelmiş.

Bir taraftan dikkat ediniz, Türk toplumu büyük bir değişme içerisinde ve gelişme içerisinde, bu değişmenin temelinde yatan bir gelişme arzusu vardır. Herkes daha iyisine sahip olmak istiyor ve bunu elde etmek için çalışmak istiyor. Yine baktığımız zaman büyük bir şehirleşme hızı var. Bu kadar hareketli olan bir toplumda, memlekette gayet tabi her zümrenin meydana getirdiği ve söylemek istediği; bu dengelerin kararı ile birçok ko-

nuların istikrar haline gelmesi, başka ülkelerin geçirdiği devrelerden bizim de geçmemiz suretiyle olacaktır. Misal vereyim, şehirde yaşayan nüfus bugün bir hesaba göre yüzde 60 civarındadır. Ama şehirde yaşayan nüfus, yani tarım dışı sektörlerde geçimini sağlayan insanlarımızın iki bin senesinde yüzde 80'i geçmesi lâzım. Tabi bunun manası şu; Şehirlerde nüfusun artacağı, şehirleşme hızının bugünkü nüfus artışımızla birlikte olacağı muhakkaktır. İstanbul 1950'de bir milyonun altındadır, bugün yedi milyonluk şehirdir. İstiyoruz ki İstanbul on milyonu geçmesin. Daha başka şehirlerimiz de büyümekte ama şehirleşme devam ettikçe bu problemlerle karşı karşıya kalacağız.

1983 senesi sonunda iktidara geldik. Türkiye'nin gerek jeopolitik durumu, gerek iş dinamiği, iş dinamiği tabir ediyorum, gerekse eski güç odakları, bu tabiri çok sık kullanıyorum, bizim gibi iktidarın gelmesini istemezler. Ama bu hadise öylesine bir örtülmüş, kendiliğinden öyle şekil almıştır ki, bu iktidar Allah'ın hikmetiyle 1984 başında bu güçlerin yönetimine fiilen sahip olmuştur. Dikkat ediniz, 1984 mahalli seçimlerini yaptık, üç ay sonra bugün 17'nci dönemden milletvekili arkadaşlarım var burada. O seçime giderken bize yapılan hücumlara bakın. Daha çiçeği burnunda bir iktidarız. O günkü gazeteleri inceleyin, tahminlere bakın. Bugün benzer tahminlere yakın tahminler yapılmıştır. Hatta bir sene evvel ileri gidince gene aklıseliminizin hafızasına müracaat edeceğim. 1984 seçimlerinden sonra ekonomik bazı tedbirler aldık. Tabiidir, gelişen bir ülkede sıkı tedbirler alma mecburiyeti vardır. Zaten sıkı ekonominin, icraatı olmayan, icraatı tedbirler almayan iktidarın memleket yönetmesi mümkün değildir. Onlar iktidar olamazlar. 1980 öncesi hastalığının esasıdır bunlar. O tedbirleri aldık, artan zamlarını hatırlayacaksınız. 1984 sonrası dış dünyadaki yankılarını da hatırlıyor musunuz? O günkü gazetelerin manşetlerini açınız, bakınız, bugünlerden farklı değildir. Bir siyasi iktidar eğer memleketini seviyorsa ve programını iyi tatbik etmek istiyorsa, bu programın en zor kısımlarını ilk iki senede uygulamaya ve buna dayanmaya da mecburdur. Bugün birtakım değişiklikler altında programımızdan taviz verdiğimiz anda onların hazırladığı tuzağa düşeriz. Bütün geçmiş iktidarların kaderlerini inceledik, bu yanlışları gördük. Onun için muhterem arkadaşlarım, bu hadiseleri geçmişe bakarak, yani tarihi inceleyerek bugünkü su

 Geri

İleri