8

160

161

rizmasına sinirlenenlere rastlanmıyor değildi.

Bir dereceye kadar doğal sayılması gereken bu tepkileri, onun canına kıymaya kadar vardırabilecek çılgınlıkların da çıkabileceğini elbette kimse tahmin edemezdi.

Türkiye'de pek çok ölçü, düşünüş ve davranış biçimi Özal sayesinde değişti. Türkiye onun sayesinde büyük bir dönüşüm yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Türkiye'nin dünyadaki yeri ve konumu onun sayesinde farklı bir yere geldi. Bütün bunlar, büyük bedeller ödenmeden elbette yapılamazdı. Özal, gerçekleştirdiği büyük dönüşümün ve reformların bedelini sağlığıyla ödüyordu, hatta hayatıyla kumar oynayarak ödüyordu, o müthiş popülaritesini ve karizmasını riske atarak ödüyordu. Ama, yaptığı köklü reformların bedeli, canına kast amacıyla sıkılan kurşunlar olmamalıydı.

Anlatacağımız olay, bir büyük reformcunun, kendisine sıkılan kurşunlar karşısında bile nasıl sendelemeden durduğunun, gözünü bile kırpmadığının ve dimdik ayakta kalarak yoluna devam ettiğinin hikâyesidir.

Yalnız, o meşum hikâyeyi anlatmadan önce, Başbakan Turgut Özal'ın 29 Mart 1988'de Anavatan Partisi grubunda yaptığı önemli konuşmayı aktarmak istiyoruz. Özal, o ve ondan sonraki konuşmalarında sık sık "güç odaklarından söz edecektir. "Allah'tan başka kimseden korkumuz yok" diyen Özal, neler yaptıklarını, neler yapmak istediklerini, Türkiye'nin nereden nereye geldiğini, kendilerine nasıl saldınldığını, nasıl yıpratılmak istendiklerini, rakiplerinden ve biraz da basından şikâyet ederek şöyle anlatır :

"Benim bugün sizlerle görüşme konum, esas itibariyle son zamanlarda gerek basın, gerek muhalefette dozunu artıran, sanki Türkiye'de seçim dört sene evvel olmuş gibi, bir acaip havanın getirilmek istenmesidir. Bizler bu partinin kuruluşunu yaparken, aslında belki şöyle itiraf etmek lâzım : Kendimizi bildiğimizden bu yana, yani 1960'dan bu tarafa bir nevi siyasetin yarı da olsa içindeyim. Bir siyasi partiye girmedim, girmeyi de düşünmedim diyemem. Bir siyasi parti olarak Anavatan'ın kurulması da bir tesadüf neticesidir. Aklımızda başkası yoktur. Belki şöyle ifade etmek daha doğru olur : Allah'ın bize açtığı bir kapıdır. Tesadüfler, şartlar bunu böyle getirmiştir. Yoksa planlanmış, programlanmış, biz bu işi on sene düşündük, yap-

tık şeklinde bir hadise değildir. Ama şunu söylemek istiyorum : Türkiye'nin meselelerinin çözümü ile ilgili olarak yirmi beş senedir, otuz senedir münakaşa ediyoruz, fikir yürütüyoruz, hazırlıklar yapıyoruz. Bu hazırlıklardan zamanın siyasilerine, zamanın iktidarlarına bir nebze de faydalar sağlamaya çalıştığımızı her zaman ifade ediyoruz.

Anavatan Partisi çok zor bir dönemde kurulmuştur. Memleketimizin nereye gideceği belli olmayan bir dönemde kurulmuştur. Bir askeri idareden sonra Türkiye'nin yönetimine sahip olmuşuzdur. Dikkat ederseniz Türkiye'de üç defa askeri müdahale oldu. Bir tanesi 1960 müdahalesi, bunun sebeplerini tahlil edecek değilim. Ama bu müdahale emir komuta zincirinde olan bir müdahale değildir ve aslında yapılması fevkalade zor bir müdahaledir. Osmanlı Tarihi incelendiği zaman birkaç tane müdahale görülür, bunlar da bu tip müdahalelerdir. Orada da emir komuta zincirinde değildir. Bu müdahaleler o zaman, o şartlar altında olmuştur. Demek ki toplumun içinde bulunduğu şartlar öyle gelişmiş, öyle enterasan bir noktaya gelmiştir ki bu müdahaleler neticede olabilmiş.

1971 müdahalesi farklı bir müdahaledir. Emir komuta zinciri ile aşağıdan gelen bazı tesirler altında yapılmış bir yarı müdahale olarak görüyorum.

1980 müdahalesi ise netice itibariyle emir komuta zincirinde tam manasıyla yapılmış bir müdahaledir.

Memleketi tabiatiyle büyük bir badireden kurtarmıştır. Bu doğrudur, bunun aksini kimse ispat edemez. Uçurumun kenarına giden memleketi, bir büyük problemden kurtarmıştır. Memlekete yeni bir düzen getirmiştir, bu da doğrudur.

Ben o zaman Başbakanlık Müsteşarı idim. Müdahaleyi duyduğum zaman bir tahminde edebiliyordum. Yani her an konuşuluyordu. Kendi kendime şöyle düşündüm : Acaba bir yol olmasın. Çünkü ilk defa emir komuta zincirinde bir hadise oluyordu. İşte bir siyasi parti liderimizin o zaman söylediği 'Güney Amerika Modeli' kelimesi de hatırıma geldi. Ama Allah'a çok şükür bunların hepsi geçti. Türkiye demokratik sisteme arızasız bir geçiş yaptı. Ama bu demek değildir ki memleketimizin içinde bu işin heveslileri yoktur. Açınız bakınız misallerini göreceksiniz. Hatta yanlış bir haber çıktı, komutanlar mektup verdi diye. Hatırlayacaksınız, ertesi gün basında ekseriyeti solda

 Geri

İleri