8

152

153

Türkiye ekonomisini rekabete daha açık hale getirecekti.

İkinci Özal hükümetinin programında, AT ile ilişkiler ve tam üyelik hedefi konusunda şöyle deniliyordu :

"... Ekonomik ve sosyal bakımdan sürekli gelişen, dinamik, modern ve demokrasinin kökleştiği, her yönüyle dışarıyla daha çok açılan, dış ilişkileri artan, Avrupa Topluluğu'na tam üye olmaya karar vermiş ve bunun müracaatını yapmış Türkiye'nin gelişmesini hızla devam ettirebilmesi için başlattığımız ekonomik ve sosyal programın istikrarlı bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu mümkün olduğu taktirde asrın sonunda Türkiye ileri sanayi ülkeleri arasına katılacaktır."

Özal'ın direktifi doğrultusunda, AT'a tam üyelik için gerekli hazırlık ve çalışmalar yapıldıktan sonra, 14 Nisan 1987'de resmen başvuru yapılır. AT'dan sorumlu Devlet Bakanı Ali Bozer, resmi başvuru evrakını Avrupa Topluluğu Bakanlar Konseyi'nin Dönem Başkanı Belçika Dışişleri Bakanı Leo Tindemans'a verir. Bozer, başvuru mektubunu verdikten sonra, "Bu, Türkiye için son derece görkemli ve tarihi bir andır. En kısa zamanda olumlu sonuç alacağımızı umuyorum. Türkiye'nin AT ile kaderini paylaşma kararlılığını bildirdim" der.

Türkiye'nin tam üyelik başvurusu, Paris Antlaşması'nın 98. maddesi uyarınca Avrupa Kömür ve Çeltik Topluluğu'na, 205. maddesi uyarınca da Atom Enerjisi Topluluğu'na ve 237. maddesi uyarınca Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yapılmıştır.

AT'a tam üyelik başvurusunun yapılması üzerine Ankara'da bir basın toplantısı düzenleyen Başbakan Turgut Özal, "İnce, uzun, yokuşlu bir yoldayız, yolun sonunda hayır vardır" der. Özal şunları söyler :

"AT ülkelerinin çoğu gelişmiş ülkelerdir. Nüfusları artmıyor. Altyapı sorunlarını çözmüşler. Türkiye ise 70 milyon nüfusa giderken, altyapı ihtiyacı ile karşı karşıya. Daha birçok otoyol, santral, sulama ve haberleşme alanlarında yatırımlar yapılması lâzım. Demek ki Türkiye AT için iyi bir iş sahası. İslam ülkeleriyle ilişkilerimiz nedeniyle, AT ülkeleriyle İslam ülkeleri arasında köprü vazifesi görebiliriz. İleride çıkabilecek meselelerin çözümünde Türkiye önemli rol oynayacaktır."

Referandum ve Erken Seçim

Özal'ın öncelikli amacı, rekabete dayalı serbest pazar ekonomisini hakim kılarak, bu alanda liberalleşmeyi sağlarken, aynı zamanda demokratikleşmeyi de gerçekleştirmekti. Ona göre, ekonomide liberalizmi ve serbest piyasa ekonomisini kurabilmek, siyasi ve kültürel liberalizmin gelişmesine kendiliğinden yol açacaktı. Mevcut sistem içinde bir serbest pazar ekonomisinin daha da güçlendirilmesinden yana, ama diğer kurum ve kuruluşların ve zihniyetin aynı kalmasından yana değildi. O, topyekün değişimi savunuyor ve bunu gerçekleştirmeye çalışıyordu. Topyekün değişim için, Avrupa Topluluğu ülkelerinde olduğu gibi serbest piyasa ekonomisini rejimin temel taşı kabul edip, siyasal ve kültürel liberalizmi de onunla birlikte kaçınılmaz olarak geliştirmeye taraftardı.

12 Eylül 1980'de müdahalede bulunan generaller, topyekün değişime giden yolun kaçınılmaz gereği olan "serbestlik"ten pek hoşlanmadıkları için, birçok antidemokratik yasak ve sınırlama getirmişlerdi. Bunlardan biri de, Anayasa'nın geçici bir maddesiyle eski politikacılara siyaset yasağının konulmuş olmasıydı. (1) Öyle ki, yasaklı siyaset adamlarının görüşlerinin gazetelerde yayınlanması bile sıkıyönetim tarafından yasaklanmıştı.

(1) 1982 Anayasası'nın geçici 4. maddesi şöyledir :

1) 16 Ekim 1981 tarih ve 2533 sayılı kanunla feshedilmiş bulunan siyasi partilerden; 11 Eylül 1980'den sonra gerek parti tüzelkişiliği, gerek bunların merkez yöneticilerinden veya Parlemento üyelerinden herhangi biri hakkında Türk Ceza Kanunu'nun îkinci Kitabı'nm birinci babında yer alan Devletin şahsiyetine karşı işlenmiş cürümlerden herhangi biri ile ilgili olarak, kamu davası açılmış olanlarla, 11 Eylül 1980 tarihinde iktidar partisi ve anamuhalefet partisi durumunda bulunan siyasi partilerin;

a) l Ocak 1980 ve daha sonraki tarihlerde; genel başkan, genel başkan yardımcıları veya vekilleri, genel sekreterleri, bunların yardımcıları ve merkez yönetim kurulu veya benzeri organların üyeleri; Anayasa'nın halkoylaması sonucu kabulünden başlayarak on yıl süre ile siyasi parti kuramazlar; Anayasa hükümlerine dayalı olarak kurulacak siyasi partilere üye olamazlar, bu partiler tarafından veya bağımsız olarak milletvekili genel ve ara seçimlerinde, mahalli seçimlerde aday gösterilemezler ve aday olamazlar. Siyasi partilerle herhangi bir şekilde bağlantı kuramazlar ve siyasi partilerde fahri olarak bile herhangi bir görev alamazlar.

b) l Ocak 1980 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde üye bulunan milletvekilleri ile senatörler, Anayasa'nın halkoylaması sonucu kabulü tarihinden başlamak üzere beş yıl süre ile siyasi parti kuramazlar, kurulacak siyasi partilerin merkez yönetim kurullarında veya benzeri organlarda görev alamazlar.

2) l Ocak 1980 tarihinde kontenjan senatörü veya Cumhuriyet Senatosu'nun tabii üyesi olanlar ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bağımsız üyelerinden; haklarında Türk Ceza Kanunu'nun ikinci Kitabının birinci babında yer alan Devletin şahsiyetine karşı işlenmiş cürümlerden herhangi biri ile kamu davası açılmış bulunanlar veya birinci fıkrada nitelendirilen siyasi partilerden birine girmiş olanlar birinci fıkranın (b) bendi hükümlerine tabi olurlar.

 Geri

İleri